Modern tıp dünyası, ruh sağlığı sorunlarını sadece psikolojik travmalar veya çevresel faktörlerle açıklamanın ötesine geçti.
Son yıllarda yapılan klinik çalışmalar, anksiyete ve panik bozukluk gibi durumların, vücudun ihtiyaç duyduğu temel mikro besinlerin yoksunluğundan kaynaklanabileceğini somut verilerle belgeledi.
Beslenme psikiyatrisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Harvard Tıp Fakültesi öğretim üyesi Dr. Uma Naidoo, beslenme alışkanlıkları ile beyin kimyası arasındaki doğrudan bağı vurguladı.
Naidoo, özellikle magnezyum ve B12 vitamini eksikliğinin, beyindeki stres tepki mekanizmalarını bozarak bireyi "sürekli tetikte olma" haline ittiğini belirtti.
Naidoo, bağırsak-beyin aksının ruh sağlığı üzerindeki belirleyici rolüne işaret ederek, işlenmiş gıdaların sinir sistemini korumasız bıraktığını ifade etti.
University College London (UCL) tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir araştırma, işlenmiş şeker ve rafine karbonhidrat ağırlıklı beslenen bireylerde anksiyete riskinin, tam gıda tüketenlere oranla %25 daha fazla olduğunu saptadı.
Araştırma sonuçları, çinko ve selenyum gibi iz elementlerin eksikliğinin, mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin sentezini doğrudan engellediğini gösterdi.
Avustralya'daki Melbourne Üniversitesi bünyesinde görev yapan beslenme epidemiyoloğu Prof. Felice Jacka, "SMILES Trial" adlı çalışmasında beslenme müdahalesinin klinik depresyon ve anksiyete üzerindeki etkilerini inceledi.
Jacka, mikro besinlerin sadece fiziksel sağlık için değil, nöronlar arası iletişim için de hayati olduğunu savundu.
Vücudun yeterli yakıtı (mikro besinleri) alamadığında, beynin bu durumu bir "tehdit" olarak algıladığını ve bunun sonucunda anksiyete semptomlarının tetiklendiğini kaydetti.
Beslenme düzenindeki bu açık, bireylerde sadece fiziksel yorgunluğa değil, aynı zamanda bilişsel fonksiyonlarda gerilemeye ve duygusal dalgalanmalara yol açtı.
Uzmanlar, Omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve demir seviyelerindeki düşüşün, modern toplumun en büyük "sessiz epidemisi" haline geldiğini dile getirdi.
Haber: Alper Talha Şimşek / Haber Merkezi