Dünya genelinde artış gösteren çocukluk çağı obezitesi ve metabolik hastalıklar, bilim dünyasını harekete geçirdi.
Modern gıda endüstrisinin sunduğu yüksek şekerli ve katkı maddeli ürünlerin, çocuklarda sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda bilişsel fonksiyonları da gerilettiği saptandı. Uzmanlar, bu döngüyü kırmak adına uygulanabilecek dört temel yöntemi kamuoyuyla paylaştı.
Araştırmalar, çocukların beslenme tercihlerinde "erişilebilirlik" faktörünün kritik rol oynadığını kanıtladı.
Cornell Üniversitesi Gıda ve Marka Laboratuvarı Direktörü Dr. Brian Wansink, mutfak tezgahı üzerinde duran sağlıksız gıdaların tüketim oranını %40 artırdığını ifade etti.
Bilimsel veriler ışığında, abur cuburların göz önünden kaldırılmasının ve meyve-sebze gibi alternatiflerin görünür kılınmasının, beynin ödül mekanizmasını doğal yollarla tetiklediği kaydedildi.
Çocuklara gıdaların içindeki bileşenleri anlamlandırmayı öğretmenin, uzun vadeli bir savunma mekanizması olduğu vurgulandı.
New York Üniversitesi Beslenme ve Halk Sağlığı Profesörü Dr. Marion Nestle, ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte market raflarındaki ürünleri incelemesinin önemine değindi.
Dr. Nestle, fruktoz şurubu ve yapay renklendiricilerin zararlarını somut örneklerle anlatmanın, çocukta "bilinçli tüketici" kimliğini inşa ettiğini aktardı.
Psikolojik araştırmalar, sert yasakların çocuklarda "yasak meyve" etkisine yol açtığını ve gizli tüketime sevk ettiğini gösterdi.
Stanford Üniversitesi Çocuk Sağlığı Uzmanı Dr. Thomas Robinson, evde doğal malzemelerle hazırlanan atıştırmalıkların, endüstriyel ürünlerin yerini alabileceğini belirtti.
Dr. Robinson, dondurulmuş meyve yoğurtları veya fırınlanmış sebze cipslerinin, çocukların tatmin duygusunu sağlıklı bir zemine taşıdığını dile getirdi.
Yüksek şekerli gıdalar, beyinde dopamin salgısını yapay şekilde artırarak bağımlılık oluşturdu.
California Üniversitesi (UCSF) Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Dr. Robert Lustig, şekerin karaciğer ve beyin üzerindeki toksik etkilerini klinik çalışmalarla ortaya koydu.
Dr. Lustig, çocuklara düzenli uyku ve fiziksel aktivite alışkanlığı kazandırılmasının, şeker ihtiyacını doğal yollarla dengelediğini ve abur cubur krizlerini minimize ettiğini bildirdi.
Kaynak: Haber Merkezi