Çocukluk çağı obezitesinin küresel bir salgına dönüşmesiyle birlikte, bilim dünyası "abur cubur" olarak nitelendirilen ultra işlenmiş gıdaların zararlarını mercek altına aldı.
Son yapılan klinik çalışmalar, bu gıdaların sadece kilo alımına değil, bilişsel fonksiyonlarda gerilemeye de yol açtığını kanıtladı.
Ev içindeki gıda mimarisinin değiştirilmesi, çocukların seçimlerini doğrudan etkiledi.
Cambridge Üniversitesi'nde davranışsal beslenme üzerine çalışmalar yürüten Dr. Amy Ahern, katı yasakların çocukta "kısıtlanmış gıdaya aşırı arzu" uyandırdığını belirtti.
Dr. Ahern, abur cuburu tamamen yasaklamak yerine, bu gıdaların evde görünür yerlerde tutulmamasının tüketimi %40 oranında azalttığını ifade etti.
Besinlerin sunum şekli, dopamin salgısını tetikleyen en önemli unsurlardan biri olarak kayda geçti.
Cornell Üniversitesi Gıda Marka Laboratuvarı eski direktörü Dr. Brian Wansink, meyve ve sebzelerin çekici figürlerle sunulmasının çocukların sağlıklı tercihlere yönelimini artırdığını vurguladı.
Wansink, "Eğlenceli sunumlar, beynin ödül mekanizmasını sağlıklı gıdaya kanalize etti" şeklinde konuştu.
Paketli gıdaların içeriğindeki bağımlılık yapıcı maddeler, çocukların damak tadını manipüle etti.
New York Üniversitesi Beslenme ve Halk Sağlığı Profesörü Marion Nestle, gıda etiketlerindeki yanıltıcı pazarlama stratejilerine dikkat çekti.
Profesör Nestle, çocuklara gıda okuryazarlığı öğretilmesinin önemine değinerek, endüstriyel şekerlerin metabolik sendrom riskini tetiklediğini dile getirdi.
Beslenme sadece biyolojik değil, sosyal bir eylem olarak tanımlandı.
Yale Food Policy Center Direktörü Dr. Kelly Brownell, çocukların yemek yeme alışkanlıklarının ebeveynleri model alarak şekillendiğini kaydetti.
Dr. Brownell, ailece yenilen akşam yemeklerinin ve dışarıdaki ödül mekanizmasının gıda dışı unsurlara (oyun, park ziyareti vb.) kaydırılmasının, abur cubur bağımlılığını kırmada en etkili yöntem olduğunu savundu.
Kaynak: Haber Merkezi