Resmi gazetede yayımlanan atama kararlarıyla Ali Yerlikaya'nın yerine İçişleri Bakanlığı görevine Mustafa Çiftçi getirilirken; Adalet Bakanlığı'na da Yılmaz Tunç'un yerine Akın Gürlek getirildi.
Özellikle Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı'na getirilmesi, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıyken muhalif belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonları yürütmesi sebebiyle oldukça tartışıldı.
Bakan olarak atanan iki ismin de Bürokrat kökenli olması başka tartışmaları da beraberinde getirdi.
İYİ Parti Avukatı Mehmet Tolga Akalın da bu duruma dikkat çekerek, çarpıcı bir yorumda bulundu.
'Milliyetçi muhalefetin tabanda zaten mevcut bir arzu olarak var olan yeni siyasi cephe tesis etmekten başka yolu gözükmemektedir.' diyen Akalın şu ifadeleri kullandı:
21. yüzyılın ikinci çeyreği itibarı ile dünya bir nevi "çoklu hakikatler" dönemine girdi ve dönemin doğası gereği milletlerin "güvenlik" ihtiyaçları zirve yaptı. Ne yazık ki milletlerin güvenlik ihtiyaçları arttığında, en kolay vazgeçebilecekleri kavramlar "demokrasi ve hukuk devleti" olmaktadır.
Erdoğan bu gerçekliğin farkındadır. Erdoğan, Cumhuriyet tarihinde eşine pek rastlanılmamış şekilde dün bürokrat olan iki insanı, ki bir tanesi ana muhalefetin deyim yerindeyse hasımıdır, bugün bakan atayarak çok partili siyasi hayatımızın göreceği en ağır antidemokratik dönemlerden birine adeta gövdesini koyarak hazırlanmaktadır.
Erdoğan'ın otoriter süresiz liderlik tasavvurları, Türk siyasetinin üç büyük ana damarının demokratik hukuk devleti ekseninde yeniden şekillenmesi ile ancak engellenebilir. Bu kapsamda;
1- Ana muhalefetin bu gelen dalgayı göğüsleyebilmek için hızlıca iç bütünlüğünü sağlamaya mutlak ihtiyacı vardır.
2- Milliyetçi muhalefetin tabanda zaten mevcut bir arzu olarak var olan yeni siyasi cephe tesis etmekten başka yolu gözükmemektedir.
3- Türkiye'nin samimi muhafazakârları da yenilikçi bir muhafazakâr demokrat cephede birleşebilmenin yollarını bulmalıdırlar.
Kaynak: Haber Merkezi