Tarih: 10.02.2026 13:00

Parkinson’da vücudunuzun verdiği 5 gizli sinyal

Facebook Twitter Linked-in

Parkinson hastalığının sadece el titremesiyle başladığına dair yaygın inanışın aksine, koku kaybı ve uyku bozukluklarının yıllar önce uyarı verdiği saptandı. Küresel tıp dünyası, motor belirtiler ortaya çıkmadan önceki "gizli döneme" odaklanarak erken teşhis stratejilerini güncelledi.

Parkinson hastalığı, dünya genelinde nörodejeneratif bozukluklar arasında en hızlı artış gösteren sağlık sorunu haline geldi.

Toplumda genellikle "yaşlılık titremesi" olarak kodlanan bu hastalık, aslında dopamin üreten hücrelerin kaybıyla başlayan çok daha karmaşık bir sürecin son evresi olarak tanımlandı.

Uzmanlar, klasik motor belirtiler ortaya çıkmadan 10 ila 20 yıl önce vücudun alarm vermeye başladığını ifade etti.

GÖRÜNMEZ BELİRTİLER KAPIYI ÇALIYOR

Hastalığın patofizyolojisi üzerine yapılan son araştırmalar, Parkinson'un beyinden önce sindirim sistemi ve koku soğanını etkilediğini ortaya koydu. Özellikle kronik kabızlık, koku duyusunda azalma ve REM uykusu davranış bozukluğu (uykuda bağırma veya hareket etme), hastalığın en güçlü öncül belirtileri arasında gösterildi.

Londra University College (UCL) bünyesinde çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Andrew Lees, Parkinson'un her zaman titreme ile seyretmediğine dikkat çekti.

Lees, hastaların bir kısmında hareketlerde yavaşlama (bradikinezi) ve kas sertliğinin (rijidite) ilk bulgu olduğunu, titremenin ise vakaların %30'unda hiç görülmeyebileceğini belirtti.

UZMAN GÖRÜŞÜ: TEŞHİS YAKLAŞIMI DEĞİŞİYOR

Almanya'daki Max Planck Enstitüsü'nden nörolog Dr. Brit Mollenhauer, erken teşhisin önemini vurguladı.

Mollenhauer, biyobelirteçler üzerine yaptığı incelemelerde, alfa-sinüklein proteininin omurilik sıvısındaki değişimlerinin, fiziksel belirtiler başlamadan çok önce tespit edilebildiğini dile getirdi. Bu durumun, hastalığın seyrini yavaşlatabilecek tedaviler için altın bir fırsat sunduğunu kaydetti.

RİSK FAKTÖRLERİ VE KORUNMA

Çevresel faktörlerin ve genetik yatkınlığın birleşimi, dopaminerjik nöronların ölümünü hızlandırdı.

Pestisitlere maruz kalma ve ağır metal kirliliğinin riski artırdığı bilimsel verilerle kanıtlandı. Buna karşın, Akdeniz tipi beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin nöron koruyucu (nöroprotektif) etkiler sağladığı saptandı.

 

 

 

Kaynak: Haber Merkezi




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —