Modern dünyanın "kusursuz sağlık" arayışı, birçok bireyi aynı anda glutensiz, şekersiz, düşük yağlı veya vegan beslenme gibi katı disiplinleri uygulamaya sevk etti. Ancak bilim dünyası, bu aşırı kısıtlayıcı tutumun vücutta oluşturduğu tahribatı ve beraberinde getirdiği psikolojik riskleri masaya yatırdı.
Her sağlıklı etiketi taşıyan beslenme modeli, bir diğeriyle birleştiğinde vücut için bir "yoksunluk tuzağına" dönüştü.
Colorado Üniversitesi tarafından yürütülen geniş kapsamlı çalışmalar, çoklu diyet kısıtlamalarının mikro besin eksikliklerini kronik hale getirdiğini ortaya koydu.
Araştırma sonuçları, karbonhidratın tamamen kesilmesinin beyin fonksiyonlarını yavaşlattığını, yağın tamamen dışlanmasının ise hormon sentezini durma noktasına getirdiğini saptadı.
Konuyla ilgili görüş bildiren dünyaca ünlü beslenme psikolojisi uzmanı ve yazar Dr. Steven Bratman, bu durumu "iyileşme arzusuyla gelen bir hastalık" olarak tanımladı.
Bratman, "Bireyler besinlerin kalitesine o kadar odaklanıyor ki, bu durum sosyal izolasyona ve şiddetli anksiyeteye yol açıyor. Sağlıklı beslenmek için harcanan çaba, hayatın merkezine oturduğunda artık sağlık değil, bir bozukluk söz konusudur" ifadelerini kullandı.
Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden beslenme uzmanı Dr. Christopher Gardner ise, "Vücut bir laboratuvar değildir. Aynı anda hem gluteni hem şekeri hem de yağı hayatınızdan çıkardığınızda, metabolizmanız hayatta kalma moduna geçerek kas kütlesini yakmaya başlar" değerlendirmesinde bulundu.
Gardner, tek tip veya aşırı kısıtlı beslenmenin uzun vadede kalp ritmi bozukluklarına yol açtığını vurguladı.
Haber: Cansu İşcan / Haber Merkezi