Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, yastık altı altın ve dövizin ekonomiye bir katkısı olmadığını, bu tasarrufların ekonomiye kazandırılması için finans kuruluşlarını desteklediklerini ancak bu kurumların ikna edici ürünler geliştiremediklerini söylediği açıklamalar gündemdeki yerini koruyor.
Erdoğan, "Kurumlarımız yastık altı altına karşı toplumu ikna edici sistemler geliştiremedi. Finans kurumlarımızı bu konuda politika geliştirmeleri için destekledik" ifadeleriyle dikkat çekmişti.
Ekonomik kriz hemen her gün art arda gelen zamlar vatandaşların belini bükmeye devam ediyor. Aylık 28 bin 75 TL asgari ücretle geçinmeye çalışan, birikim yapamayan vatandaşlar isyanda. Türkiye'de altına olan yönelim yalnızca geleneksel alışkanlıklarla sınırlı değil. Uzmanlara göre bu durum aynı zamanda ekonomiye duyulan güvensizliğin bir yansıması...
Türk Lirasının 12 yılda yüzde 95 değer kaybetmesi alım gücü yüksek olan vatandaşları "güvenli liman" olarak görülen "altın"a yöneltti. Uzmanlara göre, bu sebeplerle devletin zaman zaman yaptığı "yastık altındaki altınları bozdurun" çağrıları geçmişte olduğu gibi bugün de karşılık bulmuyor
QNB-Finansbank araştırmasına göre (10 Eylül 2025) Türkiye'nin toplam stoku 4.210 ton, yani yaklaşık 520 milyar dolar. Türkiye ekonomisi için "devasa bir potansiyel" olarak görülen 'yastık altı' altının rakamı ise 363 milyar dolar. Uzmanlara göre bu sadece birikim değil, ekonomik belirsizliklere karşı halkın oluşturduğu güvenlik kalkanı.
Vatandaşlar yetkililere "çözüm odaklı" ekonomi politikaları üretmeleri konusunda çağrıda bulunmaya devam ediyor.
Öte yandan Dünya Altın Konseyi'nin 31 Temmuz açıklamasına göre Türkiye 632,4 ton altın rezervi ile 11 sırada. İlk sırada, 8 bin 133,5 ton rezervle ABD; ikinci sırada 3 bin 350,3 ton altın rezervle Almanya ve üçüncü sırada, 2 bin 814 ton rezerviyle IMF bulunuyor.
Kaynak: Haber Merkezi