Yapay zeka (AI), basit bir veri işleme aracından çıkarak, milyonlarca görsel veriyi sentezleyen ve daha önce hiç var olmamış "gerçeküstü" kompozisyonlar üreten bir figüre dönüştü. Ancak bu teknolojik sıçrama, beraberinde "Sanatçısı biyolojik olmayan bir eser, sanat eseri vasfı taşır mı?" sorusunu getirdi.
Özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen bir sanat yarışmasında, bir yapay zeka çıktısının birincilik ödülünü alması, estetik değer algısını ve fikri mülkiyet yasalarını temelinden sarstı.
Algoritmaların "halüsinasyon" verilerinden doğan eserler, telif yasalarının sınırlarını zorlayarak geleneksel sanat anlayışını sarsan bir boyuta ulaştı.
Mevcut hukuk sistemleri, telif haklarını tarihsel olarak "insan emeği" ile ilişkilendirdiği için AI üretimi eserlerin statüsü gri bir bölgede kaldı.
Amerika Birleşik Devletleri Telif Hakkı Ofisi (USCO), yapay zekanın tamamen kendi başına ürettiği görsellere telif hakkı tanınamayacağını açıkça belirtti.
Konuyla ilgili görüş bildiren George Washington Üniversitesi Fikri Mülkiyet Hukuku Profesörü Robert Brauneis, mevcut durumun karmaşıklığını şu sözlerle ifade etti:
"Mevcut telif yasaları, insan yazarlığı kavramı üzerine inşa edildi. Eğer bir eser üzerinde belirgin bir insan kontrolü veya seçimi yoksa, o eserin kamu malı sayılması gerektiği yönündeki görüşler ağırlık kazandı."
Yapay zekanın görsel üretim süreci, bilim dünyasında "difüzyon modelleri" olarak tanımlandı. Bu modeller, kaotik bir gürültüden anlamlı bir görüntü çıkarma yeteneğiyle çalışırken, insan beyninin rüya görme mekanizmasına benzer bir yapı sergiledi. Ancak bilim insanları, bu sürecin gerçek bir "bilinç" içermediğini vurguladı.
Oxford Üniversitesi İnternet Enstitüsü'nden Profesör Viktor Mayer-Schönberger, algoritmaların üretim gücüne dair yaptığı değerlendirmede, "Yapay zeka aslında yeni bir şey var etmiyor; mevcut veri setlerini istatistiksel olasılıklarla yeniden düzenliyor. Bu durum, 'yaratıcılık' dediğimiz kavramın insan tekelinden çıkıp çıkmadığına dair en büyük sınavımızdır" dedi.
Sanat dünyası ikiye bölünmüş durumdayken, yabancı uzmanlar bu krizin çözümünün yeni yasama süreçlerinden geçtiğini kaydetti.
MIT Media Lab araştırmacılarından Kate Darling, makine ve insan iş birliğinin gelecekteki yasal statüsüne dair yaptığı açıklamada, "Sorun makinenin ne yaptığı değil, bizim bu araca ne kadar anlam yüklediğimizdir. Gelecekte telif haklarını, algoritmayı kullanan kişinin komut (prompt) üzerindeki emeğine göre şekillendirmek zorunda kalabiliriz" ifadelerini kullandı.
Haber: Seçil Kılıç / Haber Merkezi