Dünya genelinde milyonlarca insanın muzdarip olduğu "yemek sonrası ağırlık çökmesi" durumu, son dönemde yapılan klinik araştırmaların odağı haline geldi.
Halk arasında basit bir rehavet olarak görülen bu durumun, aslında vücudun glikoz yönetimi ve nörotransmitter salınımıyla ilgili karmaşık bir mekanizmanın sonucu olduğu belirlendi.
Uzmanlar, "postprandiyal somnolans" olarak bilinen bu durumun beslenme alışkanlıkları ve hormon dengesiyle doğrudan bağlantılı olduğunu saptadı.
İNSÜLİN VE BEYİNDEKİ KİMYASAL DEĞİŞİM
Yapılan araştırmalar, özellikle yüksek glisemik indekse sahip gıdaların tüketilmesinin ardından pankreasın aşırı insülin salgıladığını ortaya koydu. Bu süreçte kandaki amino asit dengesinin değiştiği ve beyne giden triptofan miktarının arttığı gözlemlendi.
Beyne ulaşan triptofanın ise doğrudan uyku hormonu olarak bilinen melatonin ve mutluluk hormonu serotonin sentezini tetiklediği kaydedildi.
UZMANLARDAN ÇARPICI DEĞERLENDİRMELER
Konuyla ilgili görüşlerini paylaşan Harvard Tıp Fakültesi'nden Uyku Uzmanı Dr. Deirdre Barrett, bu durumun evrimsel bir yanı olduğuna dikkat çekti.
Dr. Barrett, "Vücut, sindirim gibi enerji yoğun bir sürece odaklandığında, parasempatik sinir sistemini devreye alarak diğer sistemleri 'dinlen ve sindir' moduna sokar. Ancak bu uykululuk hali günlük yaşamı aksatacak boyuttaysa, bu durum insülin direncinin erken bir belirtisi olabilir" şeklinde konuştu.
Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi'nden Beslenme Uzmanı Dr. Marie-Pierre St-Onge ise besin içeriklerine vurgu yaptı.
Dr. St-Onge, "Özellikle ağır yağlı ve karbonhidratlı öğünlerin, oreksin (uyanıklık sağlayan nöronlar) aktivitesini baskıladığını tespit ettik. Bu baskılanma, kişinin yediği yemeğin hemen ardından bilişsel fonksiyonlarında yavaşlama yaşamasına neden oldu" ifadesini kullandı.
GİZLİ TEHLİKE: REAKTİF HİPOGLİSEMİ
Bilimsel raporlar, yemekten yaklaşık 2 ila 5 saat sonra gelen aşırı uykululuğun reaktif hipoglisemi ile bağlantılı olabileceğini işaret etti.
Kan şekerinin hızla yükselip ardından normalin altına düşmesiyle karakterize olan bu tablonun, uzun vadede tip 2 diyabet riskini artırdığı vurgulandı.
Uzmanlar, öğünlerde lif oranının artırılmasının ve porsiyon kontrolünün bu "uyku atağını" önlemede anahtar rol oynadığını dile getirdi.
Haber: Gülsüm Hülya Sundu / Haber Merkezi