İran Deniz Kuvvetleri’ne ait IRIS Dena fırkateyni Hint Okyanusu’nda ABD güçleri tarafından vuruldu. Batan gemideki 104 mürettebat hayatını kaybetti. Uluslararası sularda gerçekleşen saldırının arkasında büyük bir skandalın yattığı iddia ediliyor.
Olayın arka planında Hindistan'ın hem İran'ı tatbikata davet edip hem de geminin konumunu İsrail'e bildirdiğine dair çarpıcı iddialar yer alıyor.
Raisina Diyaloğu'nda konuşan Hint Kara Kuvvetleri Komutanı General Upendra Dwivedi'nin sözleri büyük tartışma yarattı. General, yaşanan olayı "talihsiz" olarak nitelendirirken İran gemisinin yalnızca Hint karasularında bulunduğu sürece koruma altında tutulduğunu, uluslararası sulara geçtikten sonra ise yeni stratejik ortaklık anlaşması çerçevesinde geminin tam konumunun İsrail'e bildirildiğini kabul etti.
İran basınında çıkan haberlere göre, trajedinin fitilini ateşleyen süreç, Hindistan'ın ev sahipliği yaptığı prestijli MILAN 2026 Deniz Tatbikatı'na dayanıyor. Yeni Delhi yönetimi, İran Donanması'nı bu tatbikata resmi olarak "Şeref konuğu" sıfatıyla davet etti. İran da bu diplomatik daveti kabul ederek en deneyimli personelini ve en donanımlı gemilerinden birini bölgeye sevk etti. Ancak tatbikat sürerken ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava operasyonları başlatmasıyla tablo kökten değişti. İddialara göre Hindistan, dönüş rotasına giren IRIS Dena'nın tüm koordinatlarını ve seyir güzergahını hem ABD Donanması'na hem de İsrail'e iletti.
Olayı uluslararası hukuk açısından tartışmalı kılan en kritik detay, saldırı anında IRIS Dena'nın direğinde beyaz bayrağın dalgalanıyor olmasıydı. Cenevre Sözleşmeleri uyarınca beyaz bayrak, bir geminin savaş dışı olduğunu ve çatışma niyeti taşımadığını ilan etmenin evrensel sembolüdür; böyle bir hedefe saldırı açıkça savaş suçu kapsamında değerlendirilir. İddialara göre ABD'ye ait bir nükleer saldırı denizaltısı, Sri Lanka açıklarında pusuya yatarak Cenevre Sözleşmeleri'nin bu temel hükmünü hiçe sayan bir operasyon düzenledi.
Saldırının zamanlaması, yaşanan insani dramı daha da ağır bir boyuta taşıdı. Ramazan ayında gerçekleşen operasyon, gemi mürettebatının oruçlarını açmak için yemekhanede bir araya geldiği iftar vaktiyle örtüştü. Savunma sistemlerinin pasif konumda, personelin ise en savunmasız anında olduğu o dakikalarda ağır torpidolar gemiye isabet etti ve IRIS Dena'da telafi edilemez hasara yol açtı. 130 kişilik mürettebattan 104'üne ait cansız bedene ulaşılabilirken, geri kalanların okyanusun derinliklerinde ya da akıntıda kaybolduğu değerlendiriliyor.
Beyaz bayrak taşıyan ve ibadet vakti saldırıya uğrayan bir askeri gemiye yönelik bu operasyon, İslam dünyasında ve uluslararası kamuoyunda derin bir öfkeyle karşılandı. Hukuk uzmanları, olayın Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası deniz hukuku çerçevesinde kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini vurgularken, Hindistan'ın diplomatik davet ardından istihbarat sızdırdığına dair iddialar ikili ilişkilerde kalıcı bir güven bunalımına zemin hazırlıyor. Soruşturmalar ve diplomatik girişimler sürerken, Hint Okyanusu'nun derinliklerinde yatan IRIS Dena, uluslararası politikada güven ve sadakatin ne denli kırılgan olduğunu acı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Kaynak: Haber Merkezi