İran’da 28 Aralık’ta başlayan protestolar devam ederken ABD Başkanı Trump’tan ‘askeri müdahale’ tehdidi gelmişti. Trump, sonrasında daha sonrasında bu niyetinden geri adım atmış gibi görünse de iki ülke arasındaki gerilim devam ediyor.
ABD ile İran arasındaki gerilim akıllara iki ülke arasında geçmiş dönemde yaşanan krizleri getirdi. İki ülke arasındaki gerilim özellikle 1979 yılında gerçekleşen İslam Devrimi sonrasında artış gösterdi.
Milliyet’in derlediği habere göre, iktidarı kaybettikten sonra Mısır’a kaçan Şah Muhammed Rıza Pehlevi, 4 Kasım 1979'da pankreas kanseri tedavisi görmek için ABD’ye gitmeye karar verdi. ABD hükümetinin bu talebe izin vermesinin ardından, Humeyni yönetimindeki İran ile ABD arasındaki ilk ciddi kırılma yaşandı. Bu duruma sinirlenen ve Şah’ın İran’a iade edilmesini isteyen öfkeli kalabalıklar, Tahran’da ABD elçiliğini bastı ve elçilikte çalışan 52 kişiyi esir aldı. Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter, rehinelerin serbest bırakılması için birçok yolu denemiş olsa da bunda başarılı olamadı. Carter, son çare olarak ordunun kapısını çaldı ve rehinelerin kurtarılabilmesi için orduya operasyon düzenleme emri verdi.

Başkanın emrinin ardından, ABD ordusu ve istihbaratı geniş kapsamlı bir operasyon hazırlığına başladı. 1980 yılına gelindiğinde, Kartal Pençesi Operasyonu adı verilen plana göre, ABD ordusunun özel birliklerini taşıyacak olan 3 C-130 kargo uçağı, İran’ın başkenti Tahran’ın yaklaşık 300 km güneyinde ‘Çöl-1’ olarak adlandırılan ıssız bölgeye inecekti. Bu uçaklara yakıt ikmali yapacak olan 3 C-130 daha eşlik ediyordu. USS Nimitz uçak gemisinden kalkan 8 RH-53D helikopteri, ‘Çöl-1’ üssünde uçaklarla buluşacak ve tüm hazırlıkların yapılmasının ardından özel birlikleri de alarak Tahran’a uçacak ve esirleri kurtaracaktı. Planlanan buydu ve planda yaşanacak en ufak bir sapma ABD adına büyük bir trajediye sebep olabilirdi. Operasyon başladıktan kısa süre sonra işler hiç de planlandığı gibi gitmedi ve ABD ordusunun en büyük fiyaskolarından birisi yaşandı.
Kartal Pençesi Operasyonu başladıktan kısa süre sonra ilk aksilikler başladı. Uçaklar ‘Çöl-1’ bölgesine indikten kısa süre sonra, ABD askerleri indikleri bölgenin yakınlarından geçen otobüsü durdurmak zorunda kaldı ve 45 yolcuyu operasyon bitene kadar gözaltına aldı. İlerleyen dakikalarda aynı yoldan gelen bir yakıt tankeri, dur ihtarına uymayınca vuruldu ve yanmaya başladı. Bu sırada yoldan bir araç daha geçiyordu ve yaşananları görünce geri dönerek uzaklaştı. ABD askerlerinin açığa çıkma ihtimalleri vardı, ancak tim komutanları operasyona devam kararı aldı.
Karada bunlar yaşanırken, görev için USS Nimitz uçak gemisinden kalkan 8 helikopterin 2’si yolda arıza yaparak uçak gemisine geri dönmek zorunda kaldı. Kalan helikopterler uçaklarla buluştuktan kısa süre sonra 1 helikopter daha arıza yaptı. Helikopterler İran’a doğru giderken beklenmedik bir kum fırtınasının ortasında kalmıştı ve bu sebeple planlanandan daha geç gelmişlerdi. Arıza yapan ve gözaltına alınan İranlı sivillerden ayrı olarak planda yaklaşık 1 saatlik gecikme bulunuyordu.

3 helikopterin arıza yapması görevi tehlikeli hale getirmişti. Bu sebeple ‘Çöl-1’ bölgesinde operasyonu yöneten komutanlar, ABD Başkanının da onay vermesiyle operasyonu iptal etti ve tahliye hazırlıklarına başladı. Aksaklıklarla başlayan operasyon tam da bu noktadan sonra trajediye dönüştü.
Görevin iptal edilmesinin ardından, Çöl-1 bölgesine gelen helikopterler geri dönmeden önce yakıt ikmali yapmak maksadıyla yeniden konumlanmak için hazırlanmaya başladı. Gece karanlığı ve beklenmedik kum fırtınası görüş şartlarını oldukça kısıtlı hale getirmişti. Yakıt ikmali için yeniden konumlanmaya çalışan helikopterlerden birisi, görüş şartlarının düşmüş olması sebebiyle EC-130E uçaklarından birisine çarptı ve büyük bir patlama yaşandı. Yaşanan kaza sebebiyle uçakta ve helikopterde bulunan 8 asker hayatını kaybetti. Art arda yaşanan aksiliklerin sonunda yaşanan kaza ve patlama sonrası bölgenin hızlı şekilde tahliye edilmesine karar verildi. Hayatını kaybeden askerlerin cansız bedenlerine ulaşmak için çıkan yangının sona ermesini beklemek gerekiyordu ve bu çok uzun sürebilirdi. Bu sebeple ölen askerlerin cansız bedenleri ve Çöl-1’de bulunan 5 helikopter terk edildi. Hayatta kalan tüm personel uçaklara binerek İran’dan ayrıldı ve Kartal Pençesi Operasyonu başarısızlıkla sonuçlandı.

ABD birliklerinin İran’dan ayrılmasından kısa süre sonra, İran güvenlik güçleri Kartal Pençesi Operasyonu kapsamında Çöl-1 olarak adlandırılan bölgeye ulaştı. İranlı yetkililer, ABD’nin geride bıraktığı enkaza ilişkin görüntüleri tüm dünyayla paylaşarak yaşananları Tahran’da yeni kurulmuş olan hükümetin propagandası haline getirdi. Yaşananlardan 3 ay sonra, eski İran şahı Mısır’da kanserden ölmüş olsa da rehine krizi devam etti. Aynı yıl ABD’de başkanlık seçimleri yapıldı ve Jimmy Carter seçimleri kaybetti. Carter, koltuğunu Cumhuriyetçi aday Ronald Reagan’a bıraktı. Reagan yönetimi göreve başladıktan kısa süre sonra, Cezayirli arabulucular aracılığıyla İran ile görüşmeler başladı. İran’da esir tutulan elçilik görevlileri, 444 günün ardından Ronald Reagan göreve başladıktan bir gün sonra serbest bırakıldı ve kriz sona erdi.
ABD ordusu, İran’a yapılan operasyondaki fiyaskodan önemli dersler çıkardı. Bu kapsamda Amerika Birleşik Devletleri Özel Operasyonlar Komutanlığı (USSOCOM) ve Hava Kuvvetleri Özel Operasyonlar Komutanlığı (AFSOC) kuruldu. Özel birliklere saha operasyonlarında her türlü avantajı sağlamak için özel olarak geliştirilen ekipmanlar tedarik edildi ve taktikler de alınan dersler kapsamında güncellendi.
Kaynak: Diğer / Haber Merkezi