Antalya ile Konya’yı birbirine bağlayan Antalya-Derebucak-Beyşehir yolu, yapımının üzerinden kısa süre geçmesine rağmen su altında kalmasıyla yeniden gündemde. Kamu kaynaklarıyla inşa edilen ve üç yıl sonra göl sularına teslim olan proje, çevresel riskler ve idari kararlar üzerinden tartışılıyor.
Projenin ihalesi 2017 yılında tamamlandı. Yol yapım işi 448,5 milyon TL bedelle Makyol’a verildi. Dönemin kuruyla yaklaşık 125 milyon dolara karşılık gelen sözleşme tutarının, dolar enflasyonu dikkate alındığında bugün yaklaşık 166,5 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı ifade ediliyor.

Yol güzergâhının, doğal su tutma özelliğine sahip Eynif ve Sobuca polyeleri gibi karstik çöküntü alanlarının içinden geçirilmesi daha ihale aşamasında meslek odalarının ve uzmanların tepkisini çekmişti. Karstik drenaj sistemine sahip bu alanlarda kapsamlı çevresel etki değerlendirmesi yapılmadan ilerlenmesi riskli bulunmuştu.
Temmuz 2018’de Antalya Valiliği tarafından projeye “ÇED gerekli değildir” kararı verildi. Kararın altında dönemin Antalya Valisi Münir Karaloğlu’nun imzası yer aldı. Yolun su taşkını nedeniyle ulaşıma kapanmasının ardından söz konusu karar yeniden tartışma konusu oldu.
Karaloğlu’nun kamu görevlerindeki geçmişi de yeniden gündeme geldi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri olarak görev yaptığı dönemde sendikal tercihlere yönelik baskı iddiaları basına yansımıştı. Van Valiliği sırasında meydana gelen depremde, daha önce “Oturulabilir” izni verilen Bayram Oteli’nin yıkılması ve yapılan açıklamalar uzun süre eleştirilmişti.
Bursa Valiliği döneminde Renault fabrikasında işten çıkarılan işçilere destek yürüyüşü yapan metal işçilerine yönelik polis müdahalesi tartışma yaratmıştı. Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, müdahalenin valilik talimatıyla yapıldığını açıklamıştı.

Haziran 2020’de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım olarak atanan Karaloğlu, aynı zamanda Diyarbakır Valiliği görevini yürüttü. Bu süreçte belediyede özellikle hizmet alımı ihalelerinde pazarlık usulünün tercih edildiği ve kent dışındaki firmalara yönelim olduğu yönünde eleştiriler dile getirildi.
Kayyım döneminde yap-işlet-devret modeliyle tek firmaya verilen entegre katı atık tesisi ihalesi hakkında “İhaleye fesat karıştırma” ve “yolsuzluk” iddialarıyla soruşturma başlatıldı. Belediye üst düzey yöneticilerinin ifadelerine başvuruldu.

Karaloğlu daha sonra mülkiye başmüfettişliğine, ardından İçişleri Bakan Yardımcılığı görevine getirildi. AFAD bu dönemde kendisine bağlandı.
Antalya-Derebucak-Beyşehir yolunda yaşanan su baskınının ardından gözler yeniden proje sürecine çevrildi. Uzmanlar, doğal su havzası niteliği taşıyan karstik alanlarda yürütülen büyük ölçekli projelerde çevresel değerlendirme süreçlerinin belirleyici olduğuna dikkat çekiyor. Yaşananların yalnızca “olağanüstü yağış” ile açıklanamayacağı, idari ve teknik tercihlerin birlikte ele alınması gerektiği belirtiliyor.
Kaynak: Haber Merkezi