Gazeteci İsmail Saymaz, bugünkü köşe yazısında İstanbul Esenyurt’taki bir konut projesi üzerinden yürütülen organize sistemle 1.198 yabancıya usulsüz Türk vatandaşlığı verildiğini, Hazine’nin kaybının ise 143,8 milyon doları bulduğunu yazdı.
Saymaz'ın köşe yazısından öne çıkanlar şöyle:
Rusça ve Farsça hazırlanan ilanlarda, Türk vatandaşlığının nasıl “paket” halinde satıldığı adeta övünülerek anlatıldı. 153 bin dolara satılan dairelerin tapuda 403 bin dolar gösterildiği, işlemlerin 3 ila 10 günde tamamlandığı, vatandaşlığın ise 4-6 ayda alındığı belirtildi. İlanlarda, yabancılara altı ay sonra konutu satıp kâr elde etme vaadi de yer aldı.
Mevzuata göre Türk vatandaşlığı için en az 400 bin dolarlık gayrimenkul alımı gerekiyor. Ancak iddialara göre konutlar gerçekte 140-153 bin dolar bandında satıldı, aradaki fark sahte ekspertiz raporlarıyla tapuda şişirildi.
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianamesine göre örgütün lideri 48 yaşındaki Medet Anli. Anli ve aile üyelerinin yönettiği şirketler aracılığıyla Esenyurt’taki Hayatpark projesi üzerinden yüzlerce işlem yapıldı.
İddianamede usulsüzlükler özel isimlerle anlatıldı:
By-pass: Vatandaşlık işlemlerinin, alıcı resmi sürece sokulmadan vekaletle yürütülmesi
Balon: Değeri düşük konutlara 400 bin doların üzerinde ekspertiz verilmesi
Çek-Yatır-Çek: Banka dekontu üretmek için paranın kısa süreli yatırılıp çekilmesi
Bu yöntemlerle ülkeye girmiş gibi gösterilen dövizin büyük bölümünün gerçekte satıcı tarafından sağlandığı öne sürüldü.
Üç yıl satılamama şartı nedeniyle, vatandaşlık alındıktan sonra tapuların şirketlere geri döndüğü, aynı gayrimenkulün tekrar tekrar kullanıldığı belirtildi. Bu yöntemin örgüt içinde “Babatak” olarak adlandırıldığı, excel tablolarında “3 yıl sonra geri dönecek tapular” notunun yer aldığı iddia edildi.
Soruşturmaya göre 451 satış işlemiyle 1.198 yabancı Türk vatandaşlığı aldı. Operasyon sırasında 52 kişinin işlemlerinin devam ettiği, Hazine’nin ise toplam 143,8 milyon dolar zarara uğradığı kaydedildi.
İddianamede, suçtan elde edilen gelirin kuyumculardan yüklü miktarda altın alımıyla aklandığı da yer aldı. El konulan altınların adliyeden çalınması ise dosyanın en dikkat çeken başlıklarından biri oldu.
Saymaz’ın yazısında, bu sistemin yalnızca maddi zarara değil; konut fiyatlarının yükselmesine, vatandaşlık ve pasaport sistemine olan güvenin sarsılmasına ve Türkiye’nin uluslararası itibarına zarar verdiğine dikkat çekildi.
Yabancılara satıldığı gösterilen gayrimenkullerin bedeli tapuda tamamen ödenmiş gibi gösteriliyor. Oysa gerçekte ödeme ya taksitlendiriliyor ya da hiç yapılmıyor. Buna rağmen tapu kayıtlarında alacak-verecek ilişkisinin sona erdiği görülüyor. İddianamede bu durum için açıkça ‘Bu tespit dahi tek başına muvazaa ve hileyi ortaya koyan bir durumdur’ deniliyor. Vatandaşlık alındıktan sonra, gerçekte hiç el değiştirmemiş olan bu gayrimenkuller, taahhüt senetleri aracılığıyla şirkete geri dönüyor. Aynı tapu, başka bir yabancı için yeniden kullanılıyor. Şebeke bu yöntemi kendi içinde ‘Babatak’ olarak adlandırıyor. Excel tablolarına ise ‘3 yıl sonra geri dönecek tapular’ notu düşülüyor.
Saymaz, bu sistemle yalnızca kamu zararının değil, konut piyasasının dengelerinin ve Türkiye’nin vatandaşlık sistemine duyulan güvenin de ağır şekilde sarsıldığını ifade ediyor.
Kaynak: Haber Merkezi