ABD, Donald Trump'ın emriyle 3 Ocak günü Venezuela'ya saldırdı. Saldırıda Venezueala Devlet Başkanı Nicolas Maduro eşiyle birlikte kaçırılarak New York'a götürüldü. Maduro'nun kaçırılmasına tepki yağarken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sessizliğini koruyor. Erdoğan'ın sessizliğine karşı ittifak ortağı MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Maduro'nun kaçırılmasını Türkiye'de FETÖ terör örgütünün düzenlediği 15 Temmuz darbe girişimine benzetti.
Bahçeli'nin bu benzetmesi siyaset kulislerinde yankı uyandırdı. Bahçeli'nin çıkışını gazeteci Müyesser Yıldız kendi sitesinde değerlendirdi.
Yıldız, 'Bahçeli Neden 15 Temmuz’u Hatırladı?' başlıklı yazısında Süleyman Soylu'nun sözlerine yer vererek, "Hatırlayalım; 15 Temmuz’un arkasında ABD’nin olduğunu açık ve seçik ilk dillendiren, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu oldu. Soylu bu iddiasını İçişleri Bakanı iken de tekrarladı, ama Venezuella olayında ABD’nin adını anmadan, “15 Temmuz’da durduğumuz yerdeyiz” demekle yetindi" dedi.
Yıldız'ın yazısı şöyle:
Erdoğan’ın sessizliği ve AKP’lilerin bu tavrına karşılık Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ABD’nin Venezuela’ya yaptığı askeri müdahaleyi 15 Temmuz’a ve Erdoğan’ın Marmaris’ten kaçırılma teşebbüsüne benzetip konunun bu yönüyle ele alınması istemesi hem önemli hem dikkat çekiciydi.
Hatırlayalım; 15 Temmuz’un arkasında ABD’nin olduğunu açık ve seçik ilk dillendiren, dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu oldu. Soylu bu iddiasını İçişleri Bakanı iken de tekrarladı, ama Venezuella olayında ABD’nin adını anmadan, “15 Temmuz’da durduğumuz yerdeyiz” demekle yetindi.
Evet, 15 Temmuz’da Trump henüz başkan değildi, sadece Cumhuriyetçilerin adayı olduğu kesinleşmişti ve yaptığı açıklamalarda, 15 Temmuz’un başarısızlığa uğramasını överken, muhaliflere yönelik “cadı avı” başlatılacağı endişeleri için Erdoğan’a, “‘hukukun üstünlüğü’ çağrısı yapmaya haklarının olmadığını” söylemişti.
Öte yandan da göreve geldikten sonra Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atadığı John Bolton’un 15 Temmuz gecesi darbe girişimini, “Türkiye’nin seküler anayasasını korumak için ordu içinde bir grubun eylemi’ olarak yorumladığı ve Erdoğan’ı Türkiye’yi “İslâmlaştırmakla” suçladığı, bir diğer danışmanı emekli general Michael Flynn’in de, “Darbe alkışlanmayı hak ediyor” dediği ortaya çıkmıştı.
Ancak Erdoğan, Türkiye için hayati bir dönüm noktası olan 15 Temmuz’un arkasında olduğu iddialarını da klasörlerce talebe rağmen Fetullah Gülen’i iade etmemesini de umursamayıp ABD ile dostluğunu sürdürdüğüne göre; acaba ortağı Bahçeli, Venezuela üzerinden neden bu mesajı verdi?
Herhalde, “ABD ile hesaplaşma zamanı geldi” diyerek; Eylül’deki, “Dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı akla, diplomasiye, siyasetin ruhuna, coğrafi şartlara ve yeni yüzyılın stratejik ortamına en uygun seçenek ‘TRÇ’ ittifakının inşa ve ihya edilmesidir. TRÇ ittifakının da; Türkiye, Rusya ve Çin’den müteşekkil olması arzu ve önerimizdir.” çağrısını hatırlatmak istedi.
Yoksa Maduro’nun içeriden ihanete uğradığı bilgisinden hareketle, bir türlü araştırılmayan “FETÖ”nün siyasi ayağının üzerine gidilmesi ile iktidara ve PKK açılımına karşı çıkanlara yönelik yeni operasyonların işaret fişeğini mi attı?
Hasılı; neler olacağını görmek için Erdoğan’ın bugün Trump’la yapacağını duyurduğu telefon görüşmesine ve Suriye’de PKK/YPG/PYD/SDG merkezli gelişmelere odaklanalım.

Kaynak: Haber Merkezi