Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle cemevleri imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlandı. 22 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme, Alevi toplumunda büyük tepkiye yol açtı.
Alevi kurumları, söz konusu tanımın inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık ilkesini açıkça ihlal ettiğini belirterek, cemevlerinin ibadethane statüsünün anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.
Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından yapılan ortak açıklamada, düzenlemenin Alevi inancını yok saydığı ifade edildi.
Açıklamada, cemevlerinin “kültürel tesis” olarak tanımlanmasının, Alevi inancının ibadet boyutunun bilinçli şekilde görmezden gelinmesi anlamına geldiği belirtilerek, “Cemevi bizim için bir kültür merkezi değil, ibadethanedir. Bu konu yönetmeliklerle geçiştirilemez” denildi.
Düzenlemeye bir tepki de Şahinbey Belediyesi CHP’nin önceki dönem Meclis Üyesi Uğur Kalkan’dan geldi. Kalkan, yapılan değişikliğin açık bir ayrımcılık içerdiğini belirterek, “Anayasa eşitliği ve inanç özgürlüğünü güvence altına alırken, camiyi ibadet alanı, cemevini kültürel tesis olarak tanımlamak anayasal suçtur. Cemevi bir sergi salonu değil, bir inancın merkezidir. Tanım değil, tanınma istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Alevi kurumları ortak açıklamalarında, iktidarın bir yandan “Alevi açılımı” söylemini dolaşıma soktuğunu, diğer yandan cemevlerini yasalarda açıkça ibadethane olarak tanımaktan kaçındığını vurguladı. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasına da işaret edilen açıklamada, bu yapının sorunları çözmekten uzak olduğu ve asimilasyona hizmet ettiği savunuldu.
Alevi kurumları, cemevlerinin statüsünün yönetmelik değişiklikleriyle değil, anayasal güvenceyle belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Alevi inancı bu ülkenin asli inançlarından biridir. Bu gerçek er ya da geç hukuken kabul edilmek zorundadır. İnancımızı tanımayan hiçbir düzenleme bizim açımızdan meşru değildir” açıklamasında bulundu.
Kaynak: Diğer / Haber Merkezi