Bebek katili terör örgütü PKK için onurlu mu yoksa onursuz mu olacağı henüz belli olmayan Barış Sürecinde cevap bekleyen bir yığın çok ciddi soru var. Örneğin, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan bizzat bu sorulardan bazılarını dile getirdi.
Bakırhan'ın dile getirdiği, "Silahı bırakan PKK mensubu teröristler ne yapacak, nereye gidecek, ailesine kavuşacak mı? Hapishanelerdeki PKK'lılar ne olacak?" sorusu en çok merak edilenler arasında...
Bu sorunun cevabı için öncelikle 1. Çözüm Sürecine ve dünyanın çeşitli yerlerinde, çeşitli terör örgütleri ile hükümetler arasındaki ateşkes, barış ve silah bırakma süreçlerine bakmak gerek.
Hükümetler ile terör örgütleri arasındaki barış süreçlerinde, kısaca DDR olarak ifade edilen, (Disarmament, Demobilization and Reintegration-Türkçe karşılığı ile Demokratik Dönüşüm Rehabilitasyon) yani, örgüt mensuplarının silahsızlandırılması, tasfiyesi ve topluma yeniden kazandırılması ateşkes ve silah bırakma sonrası kalıcı barış açısından belirleyici en önemli aşama...
Bugüne dek, Sierra Leone'da, Liberya'da, Kolombiya'da, Ruanda'da, Kamboçya'da, Güney Afrika'da çeşitli şekillerde uygulanan DDR süreçleri, Türkiye'de de 1. Çözüm süreci'nde hem bürokrat, teknokratlar hem de terörist başı Öcalan tarafından da örnek alındı.
Hatta, terörist başı Öcalan, sıraladığımız örnek ülkelerdeki DDR süreçlerine dair Türkçe'ye çevrilmiş kaynaklardan uzun uzun avukatları ve o zamanki BDP'liler ile çalıştı! Sözgelimi terörist başının 1. Çözüm Süreci için çıkardığı "yol haritası"nda yer alan Hakikatleri Araştırma Komisyonu, Anayasa Komisyonu kurulması, Akil İnsanlar Kurulu belirttiğimiz örneklerden birebir kopya çekildi.
PKK'lı teröristler, 40 yılı aşkın süredir terörle 'Türkiye'den güya bir Kürdistan koparacak ve güya kuracakları o ülkenin asker ve polis güçlerini oluşturacakları hayali ile yaşıyorlar!
Bu yüzden, hiçbir yeteneği, tecrübesi olmayan, hepsi hakkında yakalama kararı bulunan ve terörden başka hiçbir şey bilmeyen 10-15 bin teröristin silah bıraktıktan sonra topluma kazandırılması gerçekleştirilemezse dünyanın birçok yerinde görüldüğü gibi suç örgütleri oluşturacaklar.
Bu yüzden eğer teröristler kayıtsız şartsız silah bırakacak olursa bile hükümetin bir topluma kazandırma projesi olmak zorunda! Tıpkı 1. Çözüm Sürecinde olduğu gibi...
Buna göre, eğitim ve mesleki gelişim, psikososyal destek, toplumsal farkındalık ve kabul, yasal destek ve af programları, iş ve meslek kazandırma olanakları, aile ve toplum bağlarının güçlendirilmesi başlıkları altında bir dizi program geliştirilecek, uygulanacak ve sonrasında teröristler sürekli olarak gözlenecek ve desteklenecek...
Çözüm süreci ile birlikte teröristlerin topluma yeniden kazandırılması hedefi çerçevesinde, önce 'Silahsızlandırma' (Disarmament) aşamasında, teröristlerin silahlarının toplanması, kayda geçirilmesi ve imha edilmesi için teröriste güven sağlayıcı mekanizmalar oluşturulacak! Bu da uluslararası veya bağımsız gözlemciler ile garantörlerin gözetiminde olacak!
Sonra 'Terhis tasfiye' (Demobilization) aşamasında, oluşturulacak geçici kamplar veya rehabilitasyon merkezlerinde, kimlik ve güvenlik ile sağlık taramaları yapılan teröristler evlerine dönecek!
Daha sonra ise 'Yeniden Entegrasyon' (Reintegration) aşamasına geçilecek ve teröristlerin toplumsal hayata, ekonomik ve sosyal alanlarda yeniden kazandırılması için çalışılacak. Mesleki eğitim, iş olanaklarının artırılması, psikososyal destek, aile ve toplumsal bağların yeniden inşası ile kültürel ve siyasi katılım mekanizmalarının oluşturulması, bu sürecin temel unsurlarını oluşturacak.
Teröristlerin yaşadığı travmaların etkilerini azaltmak için onlara rehabilitasyon merkezleri oluşturulacak ve burada psikolojik danışmanlık ve travma terapileri verilecek!
Toplumun, silah bırakan teröristleri benimseyebilmesi için kamuoyunda bu kez sayıları 300'e çıkartılacak olan 'Akil İnsanlar' kamuoyu oluşturacak, medya, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleri aracılığıyla, toplumsal barış için topluma kazandırma sürecinin önemi anlatılacak...
Silah bırakan teröristlere dair bir yasal düzenleme yapılacak, genel af veya infaz iyileştirmesi ile birlikte cezaların ertelenmesi programları oluşturulacak, teröristlere hukuki destek ve hizmet verilecek...
'İş Olanakları, meslek edindirme ve Ekonomik Kalkınma' uygulaması ile kamu ve özel sektör iş birliğiyle, teröristlere iş imkanları ve kredi destekleri sunulacak, iş makineleri operatörlüğü, marangozluk, demircilik, göl balıkçılığı, arıcılık, tıbbi mantar yetiştiriciliği benzeri mesleki programlar verilecek. Tüm bunlar için tabii ki bir bütçe oluşturulacak ve bölgesel kalkınma projeleri, yerel ekonomileri canlandıracak programlar belirlenecek...
Ve hatta 'Aile ve Toplumsal Bağların Güçlendirilmesi' amacıyla teröristlerin evlenmeleri, çocuk sahibi olmaları teşvik edilecek, bunun için aile destek programları, sosyal projeler ve yerel toplum merkezleri oluşturularak teröristlerin insani ve aidiyet duyguları geliştirilerek toplumsal uyum süreci güçlendirilecek!
Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları iş birliğiyle teröristler, sürekli izleme, değerlendirme ve ek destek programları ile gözetilecek.
İşte dünyanın çeşitli ülkelerinde çözüm süreci sonrası teröristlerin yeniden topluma kazandırılması projesinin ayrıntıları ana hatları ile yukarıda aktardıklarımızdan oluşacak...
Bu halde, devletine, milletine bağlılığı ile vergi kıskacında, işsizlik ve yoksulluğun pençesindeki Kürt asıllı kardeşlerimiz, "bizim suçumuz neydi, 'terörist olmadığımız için mi teröriste tanınan hak ve imkândan yoksun bırakılıyoruz?" diye sormaz mı?
Var mıdır cevabı olan?
Kaynak: Haber Merkezi