Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilleriyle düzenlenen iftar programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, konuşmasına Ramazan ayını tebrik ederek başladı.
Sizlerin, ailelerinizin ve elbette sizlerin şahsında temsil ettiğiniz aziz milletimizin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyor; rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı bu mübarek ayın başta mazlum coğrafyalar olmak üzere tüm İslam âlemine ve insanlığa hayırlar getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.
Konuşmamın hemen başında, İstiklal Harbi’ni veren adanmış kadroyla birlikte 23 Nisan 1920’den bu yana, 106 yıldır milletine, devletine ve vatanına samimiyetle hizmet eden tüm milletvekillerimizi şükranla anıyor; Gazi Meclis’te milletin emanetine layıkıyla sahip çıkmış ancak artık aramızda olmayan vekillerimize Yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Bizleri bu güzel iftar sofrası etrafında buluşturan Meclis Başkanımıza ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Milli Mücadele’nin en çetin günlerinde İstiklal Harbimizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal’in Meclis kürsüsünden okuduğu, “Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hatta / Çekmez kürenin sırtı bu tabut-u cesimi” mısralarında vücut bulan “ya istiklal ya ölüm” inancını ve işgal güçlerine meydan okuyan kahramanların mukaddes davasını kemal-i hürmetle selamlıyorum.
“Türkiye, Türkiye’den büyüktür” sözü sıradan bir ifade, hamasi bir söylem değildir. Bu söz, kendi varlığının farkında olan bir milletin inancının, iradesinin ve bakış açısının tescilidir. Asıl olan milletin vekilleri olarak bugün o inancı, o aşkı ve o iradeyi sizler temsil ediyorsunuz.
Sadece bölgemiz değil, tüm dünya kritik bir süreçten geçiyor. Uluslararası kurumların etkisizleştiği, güç dengelerinin bozulduğu, uluslararası hukukun büyük ölçüde rafa kaldırıldığı ve geleneksel diplomasi anlayışının terk edildiği bir dönemi yaşıyoruz. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistem adeta sarsılıyor. Dünya, en küçük kıvılcımda tutuşacak derecede ısınıyor, ısıtılıyor. Küresel adaletsizlik derinleşiyor; eski düzen çözülürken yerine neyin geleceği henüz netleşmiş değil.
Komşumuz İran’a yönelik saldırılarla başlayan süreç de bu tabloyu gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler sistemiyle sembolleşen çok taraflılık ve egemen eşitlik ilkeleri, sistemin kurucuları tarafından dahi ihlal ediliyor. Yıllarca hukuktan ve insan haklarından bahsedenlerin bugün bu değerleri görmezden geldiğini görüyoruz.
Böylesine hassas bir konjonktürde Türkiye’nin tavrı nettir. Biz bölgemizi ve insanlığı ilgilendiren meselelerde tarafsız değiliz. Kardeşlerimizin huzurunu bozan hadiselerde tarafsız değiliz.
Tam tersine; Türkiye olarak sulh ve sükûnun tarafındayız. Huzurun ve istikrarın tarafındayız. Dayanışmanın ve iş birliğinin tarafındayız. Evrensel değerlerin, adaletin ve kalkınmanın tarafındayız. Sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesinin tarafındayız. Savaşın değil barışın; zulmün değil hakkın ve hakikatin tarafındayız.
Mazlumların gözyaşını dindirmekten, adaletsizlik karşısında dik durmaktan geri adım atmayacağız. Nasıl bugüne kadar oyunları bozarak geldiysek, nasıl zulmün karşısında cesaretle hakkı haykırdıysak, Allah’ın izni ve aziz milletimizin desteğiyle bundan sonra da aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz.
Basiretli düşünmeye, soğukkanlı olmaya, sağduyulu davranmaya devam edeceğiz. Bilhassa yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken, 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı; fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz. Dünyanın fırtınalı sularda seyrettiği günümüzde altyapımızı, ekonomimizi, diplomasimizi, ordumuzu ve savunma sanayimizi güçlendirerek, milli birliğimizi tahkim ederek hep beraber Türkiye Yüzyılı'na hazırlanıyoruz.
Burada şunu önemle ifade etmek istiyorum: Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun köşe taşlarından biri, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefiyle yürüttüğümüz çalışmalardır. 23 Nisan 1920'den bugüne Meclisimiz, milli dertlere milli reçeteler yazma konusundaki maharetini farklı vesilelerle göstermiştir. Bu Gazi Meclis; ne kadar komplike olursa olsun, ülkenin ve milletin canını yakan her türlü soruna çözüm üretecek kapasiteye, dirayete ve demokratik olgunluğa hamdolsun bugün de ziyadesiyle sahiptir. Meclisimiz bünyesinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi misyonunu başarıyla yerine getirmiştir.
Komisyon, siyasi parti gruplarının mutabakatıyla nihai raporunu kabul etmiş; böylece sürece olan inancı güçlendirmiş, terörsüz Türkiye hedefine giden yolda ufuk açıcı bir rol üstlenmiştir. Başta Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş olmak üzere komisyonda görev alan tüm milletvekillerine kalpten teşekkür ediyorum.
Kaynak: Diğer / Haber Merkezi