İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında yaptığı sert ve kapsamlı konuşmada, iktidarın iç ve dış politikadaki tercihlerini, ekonomi yönetimini, asgari ücret ve emeklilerin durumunu, İmralı süreci ve Suriye’deki gelişmeleri hedef aldı. Dervişoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik “Allah, Erdoğan ile yakın ilişki kuranların yardımcısı olsun” sözleri toplantının en çok konuşulan çıkışı oldu.
Konuşmasına Türkiye’nin giderek tehlikeli bir siyasal ve ekonomik sürece sürüklendiğini vurgulayarak başlayan Dervişoğlu, iktidarın hem içeride hukuku askıya aldığını hem de dış politikada Türkiye’yi zayıf ve kırılgan bir konuma ittiğini savundu.
Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunların birbirinden koparılarak ele alınamayacağını söyleyen Dervişoğlu, asıl meselenin ülkenin nasıl yönetildiği olduğunu ifade etti.
“İçeride hukuku askıya alan bir iktidar, dışarıda yaşayamaz” diyen Dervişoğlu, toplumu sürekli kutuplaştıran ve devleti Saray merkezli bir anlayışla yöneten iktidarın, dış politikada da bu zaaflarının bedelini ödediğini dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçmişte yakın ilişki kurduğu liderleri hatırlatan Dervişoğlu, dikkat çeken şu ifadeleri kullandı:
“Erdoğan’ın bir zamanlar ‘kardeşim’ dediği isimler hep devrik isimler. Biri öldürüldü, biri kaçak, biri derdest edildi. Allah, Erdoğan ile yakın ilişki kuranların yardımcısı olsun.”
Bu sözler Meclis kulislerinde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Dervişoğlu, Türkiye’nin dış politikada geldiği noktayı sorgulayarak,
“Niçin her ‘dostum’ dediğinizin sonunu ABD getirdi?” diye sordu.
Türkiye’nin bir “diktatörlerin sürgün yeri” gibi görülmesini eleştiren Dervişoğlu, şahıslarla yürütülen dış politikanın ülkeyi çıkmaza sürüklediğini belirtti.
Konuşmasının önemli bir bölümünü ekonomi ve hayat pahalılığına ayıran Dervişoğlu, iktidarın “ekonomi dengeleniyor” söylemini sert sözlerle eleştirdi. Açıklanan verilerin halkın mutfağındaki yangını söndürmediğini vurgulayan Dervişoğlu, yeni belirlenen asgari ücretin yetersizliğine dikkat çekti.
“Asgari ücretle ancak iki pazar, bir market, bir depo benzin alınır” diyen Dervişoğlu, bunun açlığın ve yoksulluğun resmi belgesi olduğunu söyledi. Emekliler için vaat edilen “ikinci bahar”ın ise kapkara bir geleceğe dönüştüğünü ifade etti.
İktidara doğrudan seslenen Dervişoğlu, emeklilerin sadece açlığa değil, itibarsızlığa ve dışlanmışlığa mahkûm edildiğini savundu.
Pazarlarda meyve-sebze toplayan vatandaşların halinin görmezden gelindiğini belirterek, “İktidarın ar damarı çatlamıştır” dedi.
Dervişoğlu’nun konuşmasında en sert başlıklardan biri de PKK, Suriye ve İmralı süreci oldu.
“PKK hiçbir zaman Suriye’de silah bırakacağını söylemedi” diyen Dervişoğlu, iktidarın yaşanan gelişmelere şaşırıyormuş gibi açıklamalar yapmasını eleştirdi.
SDG’nin PKK olduğunun yıllardır bilindiğini ifade eden Dervişoğlu,
“11 yıl boyunca ABD ve İsrail tarafından desteklenen Mazlum Abdi’nin pek de mazlum olmadığına mı şaşırdınız?” diye sordu.
İktidarın muhatabını yanlış seçtiğini savunan Dervişoğlu, şu sözlerle eleştirisini sürdürdü:
“Muhatabınızı İmralı zannettiniz. Sizin muhatabınız ABD ve İsrail. Onları ikna etmeden hiçbir şey yapamazsınız.”
Öcalan’ın muhatap alınmasının topluma boş umutlar pompaladığını ve terörle bağlantılı isimlere meşruiyet kazandırıldığını söyleyen Dervişoğlu, milletin bunun farkında olduğunu dile getirdi.
Konuşmasının sonunda güçlü Meclis, güçlü kurumlar ve adalet vurgusu yapan Dervişoğlu, Türkiye’nin ancak bu şekilde dış baskılara boyun eğmeyeceğini ve gençlerin umutsuzluğa sürüklenmeyeceğini ifade etti.
“Eşitlik ve adalet mümkündür” diyen Dervişoğlu,
“Bu ülkenin tarihini de talihini de değiştirebiliriz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Haber Merkezi