Dijital mirasın sessiz yükselişi... Zamanın yıkamadığı sınır

Dijital mirasın sessiz yükselişi... Zamanın yıkamadığı sınır

HABER 19.01.2026 12:35:00
Dijital mirasın sessiz yükselişi... Zamanın yıkamadığı sınır

Dijital arkeoloji çalışmalarıyla savaşlar ve doğal afetler sonucu yok olan antik kentler, ileri seviye 3D tarama yöntemleriyle sanal dünyada vücut buldu.

İnsanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri olan kültürel miras yıkımları, modern teknolojinin sunduğu imkânlarla dijital bir rönesans dönemine girdi.

Suriye’deki Palmira’dan Irak’taki Musul Müzesi’ne kadar, radikal gruplar veya doğa olayları neticesinde tahribata uğrayan yapılar, lazer tarama ve fotogrametri teknikleriyle siber evrende muhafaza altına alındı. Bu teknolojik devrim, sadece geçmişi kaydetmekle kalmadı; aynı zamanda kullanıcıların bu mekanlar içinde aktif bir şekilde bulunabildiği "sanal zaman yolculuğu" dönemini başlattı.

Sanal gerçeklik teknolojisi sayesinde tarih meraklıları, fiziksel varlığı sona eren medeniyetlerin sokaklarında binlerce yıl önceki haliyle yürüme imkânına kavuştu.

PİKSEL BAŞINA TARİH: DİJİTAL ARKEOLOJİNİN GÜCÜ

Bilimsel araştırmalar, dijital restorasyonun sadece görsel bir sunum olmadığını, aynı zamanda akademik bir arşivleme yöntemi olduğunu kanıtladı. Özellikle milimetrik hassasiyetteki LiDAR (Işık Algılama ve Menzil Belirleme) taramaları, yapıların statik verilerini en ince ayrıntısına kadar kopyaladı. Bu yöntemle elde edilen bulut verileri, VR (Sanal Gerçeklik) gözlükleri aracılığıyla deneyimlenebilen interaktif mekanlara dönüştürüldü.

UZMAN GÖRÜŞLERİ: HAFIZA KAYBINA KARŞI TEKNOLOJİ

Konuyla ilgili görüşlerini bildiren Harvard Üniversitesi Dijital Arkeoloji Enstitüsü (IDA) Direktörü Roger Michel, kültürel mirası korumanın fiziksel yapıların ötesinde bir toplumsal bellek meselesi olduğunu vurguladı.

Michel, dijital kopyaların sadece birer görüntü olmadığını, tarihin geri döndürülemez şekilde silinmesini engelleyen birer "genetik kod" vazifesi gördüğünü ifade etti.

Oxford Üniversitesi Arkeoloji Profesörü Sarah Parcak ise uydu görüntüleme ve dijital modellemenin saha çalışmalarındaki önemine dikkat çekti.

Parcak, sanal gerçekliğin eğitimdeki dönüştürücü gücüne değinerek, bu platformların antik dünyayı ulaşılabilir kıldığını ve yok edilen eserlerin kolektif bilinçte yaşamaya devam etmesini sağladığını belirtti.

BİLİMSEL VERİLER VE GELECEK PROJEKSİYONU

UNESCO ve çeşitli teknoloji devlerinin iş birliğiyle yürütülen projeler, dijital arşivlerin doğal afetlere karşı en güvenli sığınak olduğunu ortaya koydu.

Yapılan araştırmalar, VR tabanlı müze ziyaretlerinin katılımcılarda "mekânsal mevcudiyet" duygusunu %85 oranında artırdığını ve tarihsel bilginin akılda kalıcılığını geleneksel yöntemlere göre iki katına çıkardığını gösterdi.

 

 

 

Haber: Züleyha Öncü / Haber Merkezi

8.2°