Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu için verdiği hukuk mücadelesinde yeni gelişmeler yaşanıyor. İzmir Narlıdere’de 2018’de ''intihar'' etti denilen Dorukhan Büyükışık'ın Tanyer İnşaat çalışanları tarafından öldürüldüğü ortaya çıktıktan sonra peş peşe davalar açılmıştı.
Konuyu yakından takip eden Gazeteci Tolga Şardan T24'deki yazısında, yaşanan önemli gelişmeleri aktardı. İnşaat sahipleri Mehmet Münir Tanyer ile Mehmet Taylan Tanyer ile yakın diyaloğu olan yerel polis amir ve müdürlerinin yanı sıra olay gecesi göre yapan polis ekipleri hakkında da iddianame hazırlandı.
Şardan, yerel polis amir ve müdürlerinin İnşaat sahibi ile yakın diyalog kurmalarının sebebinin Dorukhan Büyükışık’ın öldürülmesine “intihar süsü” verilmesi olarak değerlendirdi.
Şardan, "Cinayetin ortaya çıkmasının engellenmesi çerçevesinde her türlü usulsüzlüğün, vicdansızlığın ve yasa dışılığın yapılmasında rol alanların unuttuğu tek olgu; evladının cansız bedeni teslim edilen acılı bir baba ile annenin hukukun peşinde koşması ve biricik evlatlarının katillerini ortaya çıkarma azmiydi elbette.
Ülke şartlarında uzun zaman alsa da Büyükışık Ailesi, evlatlarının acısını bir kenara bırakıp başlattıkları bir dizi hukuki girişimle tam yedi yıl sonra sonuç almayı başardı" ifadelerini kullandı.
Süreç içerisinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili kusurları bulunan 8 polise, kapsamı 'görevi kötü kullanma' olan dava açtı.
Şardan, polislerle ilgili hazırlanan iddianamede sanıklar hakkındaki suçlamaları paylaştı:
"* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amiri olarak görev yapan Emniyet Müdürü İsmail Köksal: Cumhuriyet savcısı tarafından talimatlar verilmesine rağmen, olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenerek ve kayıt alınarak tutanak düzenletmediği ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu bildiği halde görüntü kayıtlarını aldırmayarak tahkikat dosyasına eklenmesini sağlamadığı,
* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği’nde komiser yardımcısı rütbesiyle 1. Grup Amiri olarak görev yapan Eski Komiser Yardımcısı Hüseyin Vurucu: Cumhuriyet savcısının olay yerindeki emri ve talimatları doğrultusunda, tahkikatın Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliği’ne verildiği halde, kendisinin de grup amiri olması nedeniyle talimatlar doğrultusunda yapılacak çalışmalardan, olay yerindeki güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenmesi ve kayıt alınarak tutanak düzenlenmesini sağlamadığı ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntüleri olduğunu ifadesinde beyan ettiği halde görüntü kayıtlarının alınarak tahkikat dosyasına eklenmesini sağlamadığı,
* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliğ’inde 8235 kod no.lu ekipte ekip amir vekili olarak görev yapan Polis Memuru Halil Arslandağ: Ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerinin olduğunu ekip amir vekili olarak bildiği halde görüntü kayıtları ile ilgili tutanak tanzim etmediği ve ettirmediği,
* Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’nde 8235 kod no.lu ekipte polis memuru olarak görev yapan Polis Memuru Fikret Sarıaslan: Ölen Dorukhan Büyükışık’ın olay yerine geldiğini gösteren kamera görüntülerini izlediği, ancak görüntü kayıtları ile ilgili tutanak tanzim etmediği,
* İzmir Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’nde Büro Amiri olarak görev yapan Komiser Atakan Kaçar ve aynı birimde grup amiri olarak görev yapan Komiser Deniz Aşıcı: Bilirkişi raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere ölen Dorukhan Büyükışık’a ait aracın iç ve dış incelemesi esnasında parmak izi ve biyolojik svap çalışması yapmadıkları ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın yakınında bulunan iki adet sigara izmariti ve sigara paketini biyolojik inceleme yapılmak üzere muhafaza altına almadıkları,
* İzmir Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü’nde 4936 kod no.lu ekipte ekip amir vekili olarak görev yapan Emekli Polis Memuru Musa Erikçi ile aynı birimde polis Memuru olarak görev yapan Polis Memuru Duygu Öztürk Özkan: Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’nin 17 Kasım 2021 tarihli yazı ekinde gönderilen Jandarma Parmak İzi İnceleme Şube Müdürlüğü ile Görüntü İnceleme Kısım Amirliği tarafından düzenlenen Uzmanlık Raporlarında yer alan; “üzerinde iz görülebilen DSC 7959 numaralı fotoğraf üzerinde yapılan iyileştirme sonucu yapılan incelemede, belirlenen biri parmak izi, ikisi avuç izi olmak üzere toplam 3 adet izin mukayeseye elverişli olmadığı” şeklindeki tespitlere göre çekimleri tekniğine uygun yakınlıkta ve açılardan yapmayarak gereken özen ve hassasiyeti göstermedikleri ve ölen Dorukhan Büyükışık’ın yakınında bulunan iki adet sigara izmariti ve sigara paketini biyolojik inceleme yapılmak üzere muhafaza altına almadıkları."
Sanık polislerle ilgili iddianame “görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla hazırlandığını belirten Şardan," İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte kovuşturma yani yargılama aşamasına geçildi. İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi, geçen ekimde aldığı önemli bir kararla yargılama safhasını değiştirdi. Mahkeme, yürütülen yargılamada yer alan sanık sekiz polisin, İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanan “cinayet davası” çerçevesinde inşaat çalışanlarıyla birlikte aynı davada yargılanmasına hükmetti. Birleştirme kararı veren mahkeme, gerekçeli kararında olayın tüm safhalarını açık biçimde ortaya koydu" ifadelerini kullandı.
“Uygun delil toplamayan kişiler” vurgusu
Yargılanan sanıkların olay tarihinde kamu görevlisi olup olay yerinde bulunduğu ve hakkında takipsizlik kararı verilen bazı şüphelilerin de olay yerinde olduğu ancak soruşturmaya dahil edilmedikleri belirten Şardan, "İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık polislerin talimatlara uygun delil toplamayarak faillerin zamanında tespit edilmesini engellediğini vurguladı.
Mahkeme kararında şu değerlendirmeyi yaptı:
“(…) İzmir 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, sanıkların olay yerinde çalışan kişiler olduğu, her iki dosyanın sanıklarının olay tarihinde olay yerinde oldukları, kasten ölüme neden olma suçundan yargılamanın sanıklarının ölenin olduğu yere yakın yerde kaldıkları, her iki dosyanın sandıklarının birbirinin tanığı olduğu, olay mahallinin ve taraflarının belirli olduğu, kasten ölüm olduğu tespit edilmesi halinde ölüme neden olduğu iddia edilen kişiler ile talimatlara uygun delil toplamayarak faillerin zamanında tespit edilmesini sağlamayan kişilerin aynı dosyada yargılanmasının usül ekonomisi ve bekletici mesele yapma yönünden daha faydalı olacağı. (…)”"
Mahkemenin her iki dosyayı da ayrı ayrı yürütülmesi halinde yargılamanın uzama ihtimaline dikkat çeken Şardan, "Sanık polislerin avukatları, yasal haklarını kullanıp birleştirme kararına itiraz etti. Ancak sonuç değişmedi. İtirazı görüşen İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık avukatlarının taleplerini kesin olarak reddedecek kararı aldı. Böylece; sanık sekiz polis, artık kasten adam öldürmek iddiasıyla yargılanan inşaat çalışanlarıyla birlikte hâkim önüne çıkacak. Gelinen nokta, Dorukhan Büyükışık’ın katillerinin kesinleşmesi ve kasten adam öldürmek eyleminin somutlaşması açısından önemli. Sanık polislerle ilgili iddianamede yer verilen iddiaları basit görev kusuru görmemek lazım. Sürecin bütününe bakıldığında sanık polislerin, olayın cinayet yerine intihar olarak kayıtlara geçmesini sağlamak amacıyla çalıştıkları anlaşılıyor" dedi.
Tek şanssızlığı inşaat şantiyesinin yakınlarında olmak olan bir gencin "hayattan kopartılması" ve de bu suçu örtmek için polis, jandarma, savcılık ve adli tıp kadrosundaki kamu görevlilerinin şantiye çalışanlarıyla birlikte hareket etmeleri vahim ötesi olduğunu aktaran Şardan, bu olaydaki sis perdesini kaldıracak olanların, görevini namusuyla yapan kamu görevlileri olacağını hatırlattı.
Ve son olarak hukuk savaşı veren Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’la yüz yüze görüştüğünü belirten Şardan, Büyükışık'ın konu hakkındaki yorumlarını paylaştı. Ethem Komutan'ın gelinen durumdan memnun olduğunu ama yeterli olmadığını aktardı.
Büyükışık, "Henüz süreç tamamlanmadı. Önümüzde yeni süreçler var. Savcılık, inşaat firması sahipleri Tanyer Ailesi ile çalışanları hakkında takipsizlik verdi. Ancak, ben ve avukatlarım Tanyerler’in başından beri sürecin içinde hatta başında olduğunu biliyoruz. Olay yerindeki fotoğraflarına ulaştık. Savcılığa verdik. Takipsizlik kararına itiraz ettik. Ayrıca, soruşturmanın en başında görev alıp dosyanın farklı boyuta girmesine neden olan İzmir Adliyesi’nde görevli savcılar var. Olayla ilgili sahte adli tıp raporu veren adli tıpçılar var. Peşlerini bırakmayacağım” dedi.
Şardan, İzmir’de 13 Mayıs 2018’de işlenen ve Dorukhan Büyükışık’ın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan cinayet soruşturmasında yakında yeni gelişmeler yaşanacağını belirtti.
Kaynak: Diğer / Haber Merkezi