Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) ve Arizona Üniversitesi bünyesinde çalışan bilim insanları, İngiltere Biobank verilerinden yararlanarak 150 binden fazla katılımcıyı kapsayan devasa bir çalışmaya imza attı.
Araştırma ekibi, oturma eyleminin tek bir tip olmadığını, zihinsel aktivite içeren "aktif oturma" ile pasif izleyicilik arasındaki farkın beyin sağlığı üzerinde hayati bir rol oynadığını saptadı.
Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS) dergisinde yayımlanan sonuçlara göre, gün boyu televizyon izleyerek vakit geçiren bireylerin beyin yapılarında hızlı bir gerileme gözlemlendi.
Uzun süreli ekran karşısında hareketsiz kalmanın, beyindeki kan akışını yavaşlatarak nöronal kayıplara yol açtığı kaydedildi.
Güney Kaliforniya Üniversitesi’nden biyolojik bilimler profesörü Dr. David Raichlen, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, televizyon izleme süresi ile nörodejeneratif hastalıklar arasında doğrudan bir korelasyon bulunduğunu vurguladı.
Raichlen, bilgisayar kullanımının ise zihni daha "aktif" tuttuğu için beyin üzerinde koruyucu bir kalkan oluşturabildiğini ifade etti.
Araştırmanın ortak yazarlarından Arizona Üniversitesi Antropoloji Profesörü Dr. Gene Alexander, sadece fiziksel aktivitenin değil, otururken icra edilen eylemin niteliğinin de önemli olduğunu bildirdi.
Alexander, okuma yapmak veya bilgisayarda problem çözmek gibi bilişsel olarak zorlayıcı aktivitelerin, oturmanın zararlarını minimize ettiğini dile getirdi.
Çalışma, günde 10 saatten fazla oturan ancak bu süreyi bilişsel aktivitelerle geçiren bireylerde demans riskinin, televizyon izleyenlere göre anlamlı derecede düşük çıktığını kanıtladı.
Uzmanlar, modern insanın oturma alışkanlıklarını "zihinsel katılım" üzerinden yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Haber: Züleyha Öncü / Haber Merkezi