Genç (20–29 yaş grubunda) kadın ve erkeklerin (kendi beyanlarına dayalı) sol-sağ konumlanmasında zaman içinde belirginleşen bir ayrışma olup olmadığına, (Türkiye dahil) 32 Avrupa ülkesinde 1990–2023 yılları arasında incelendi. Toplamda 460 binden fazla genç yetişkinin verisiyle ülke-yıl düzeyinde kadınlar ve erkekler için ortalamalar hesaplandı.
Çalışma, ülkeleri cinsiyet farkının zaman içindeki seyrine göre dört ana örüntü altında topluyor ve bu dört ülke de bu örüntülere ayrı ayrı örnek teşkil ediyor: Hollanda’da gençlerde kadın-erkek farkı uzun süredir görece istikrarlı seyrederken; İsveç’te son dönemde ayrışma belirginleşerek (erkeklerle kadınların farklı) farkın açıldığı bir hat izleniyor.

Türkiye ise geçmişte kadınların görece daha muhafazakar olduğu ancak ortalamada erkeklerle farkın giderek azaldığı ve bugün anlamlı bir farkın gözlenmediği ülkeler arasında yer alırken; Birleşik Krallık ise farkın açılmasının daha çok kadınların daha hızlı biçimde sola kaymasından beslendiği ayrı bir desene işaret ediyor. Gençlerin sol-sağ konumlanmasında cinsiyet farkının düzeyi ve zaman içindeki seyri ülkelere göre oldukça farklılaşıyor:

Çalışmada, 14 ülkede bugün sol-sağ konumlanması kadın ve erkek ortalamaları birbirine yakın olarak gözlendi.
7 ülkede 1990’lardan beri görece sabit bir fark var (kadınlar ortalamada daha solda).
11 ülkede ise fark zamanla ortaya çıkıyor veya artıyor
11 ülkedeki farkın büyümesi her yerde aynı mekanizma ile işlemiyor. 11 ülkenin sadece 6’sında artan fark, erkeklerin biraz sağa kayması ve/veya kadınların sola kayması ile; 5’inde ise erkeklerin skalada sabit kalması (hatta bazı yerlerde sola), kadınlar daha hızlı sola hareket etmesinden kaynaklanıyor.
Research İstanbul, sol-sağ konumlanmasının tek boyutlu olarak düşünülmesi veya 1'er puanlık farklarla "asgari" bir sol-sağ ayrımının olanaklılığı gibi meselelere 'burada' takılmadan aynı yaş grubunda 34 yıllık bir süreçte 30'dan fazla ülkede bireylerin kendilerini konumlandırmaları açısından gözlenen değişimlerin “dönem etkisi mi, kuşak etkisi mi” olabileceğini ayırabilmeye dair önemli bir çalışma ortaya koyuyor
Kaynak: Haber Merkezi