İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 402 kişinin yargılandığı ve 105 sanığın tutuklu bulunduğu dava, 9 Mart Pazartesi günü başlıyor. Davanın ilk duruşması İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda görülecek. Nisan ayı sonuna kadar haftanın 4 günü duruşma yapılması planlanırken İmamoğlu’nun, savunması için ayrıntılı hazırlık yaptığı, 143 eylem ve 17 suçlamaya tek tek cevap vereceği öğrenildi.
Türkiye’nin en geniş kapsamlı yargı süreçlerinden biri olarak gösterilen davada, başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere birçok isim hakkında çeşitli suçlamalar bulunuyor.
Çok sayıda ihale dosyasının inceleneceği yargılamada yüzlerce sanık hakim karşısına çıkacak. Soruşturma, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve bağlı bazı iştiraklerde gerçekleştirildiği iddia edilen yolsuzluk iddiaları üzerine 2024 yılında başlatıldı. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, kamu zararına dolandırıcılık ve vergi mevzuatına aykırı işlemler gibi çeşitli suçlamalar yer aldı.
Soruşturmanın başlatılmasının ardından 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu ilk gözaltı dalgası gerçekleştirildi. Toplam 402 şüphelinin yer aldığı dosya kapsamında şimdiye kadar en az yedi ayrı operasyon düzenlendi. Bu operasyonlarda, aralarında Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık’ın da bulunduğu çok sayıda kişi tutuklandı.
İddianamede Ekrem İmamoğlu hakkında toplamda 2400 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Savcılık, İmamoğlu’nun mali suçlar yoluyla haksız kazanç elde ettiği ve siyasi olarak CHP üzerinde etkisini artırdığı yönünde iddialar ortaya koyuyor. Dosyada ayrıca “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” ifadesi kullanılırken, söz konusu faaliyetlerin İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine kadar uzandığı öne sürülüyor.
İddianamede ayrıca, CHP içinde cumhurbaşkanlığı adaylığına uzanan siyasi sürecin de suçlamalara dayanak gibi gösterildiği dikkat çekiyor. Belgede yer alan fotoğraflardan birinin, Özgür Özel’in genel başkan seçildiği kurultaya ait olması da bu tartışmaları güçlendiren unsurlar arasında yer aldı.
Öte yandan, henüz herhangi bir operasyon düzenlenmemiş bazı belediyelerin de dosyada isimlerinin geçmesi, soruşturma kapsamındaki operasyonların ilerleyen dönemde genişleyebileceği yönünde değerlendirmelere yol açtı.
Savcılığın kurguladığı örgüt şemasında ise örgüt lideri olarak Ekrem İmamoğlu gösteriliyor. İddianamede altı kişinin “örgüt yöneticisi” olduğu iddia ediliyor. Bu isimler Fatih Keleş, Murat Ongun, Adem Soytekin, Murat Gülibrahimoğlu, Ertan Yıldız ve Hüseyin Gün olarak sıralanıyor.
DOSYADAKİ BİTMEYEN TARTIŞMA: GİZLİ TANIK İFADELERİ
Dava dosyasında sanıklar hakkında 143 ayrı eylem kapsamında; suç örgütü kurma ve yönetme, örgüt üyeliği, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve malvarlığını aklama gibi çeşitli suçlamalar yöneltiliyor.
İddianamenin en fazla tartışma yaratan bölümlerinden biri ise tanık ve özellikle gizli tanık ifadeleri oldu. CHP’li siyasetçiler ve sanıkların avukatları, soruşturmanın büyük ölçüde gizli tanık anlatımlarına dayandırıldığını savunarak dosyayı bu yönüyle eleştiriyor.
İddianame metninde yer alan dil de tartışma konusu oldu. Metinde 564 kez “duydum”, 969 kez “hatırladığım kadarıyla” ve 691 kez de dolaylı anlatım içeren “-mış/-miş” şeklinde ifadelerin geçtiği belirtiliyor.
"AHTAPOTUN KOLLARI"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın soruşturmayla ilgili kullandığı “ahtapotun kolları” ifadesi de iddianamede aynı şekilde yer aldı. Bu durum, dava dosyasının siyasi nitelik taşıdığı yönündeki eleştirilerin artmasına neden oldu.
Dosyada, birçok İBB bürokratı ve belediye yöneticisinin Ekrem İmamoğlu ve diğer yöneticilerle aynı konumda HTS kayıtlarına sahip olması da delil olarak gösteriliyor. Ancak söz konusu konumların büyük bölümünün belediyeye ait çalışma alanları olduğu belirtiliyor. Sanık tarafı bunun görev gereği doğal bir durum olduğunu savunuyor. Hatta İmamoğlu’nun özel kalemi Kadriye Kasapoğlu hakkında dahi benzer gerekçelerle suçlama yöneltildiği ifade ediliyor.
Soruşturmanın önemli başlıklarından biri de İBB iştiraklerinden Medya A.Ş. üzerinden yapılan ihaleler. Reklam panolarının belirli şirketlere verildiği, bu süreçte kamu zararına yol açıldığı ve “ecrimisil” adı altında para toplandığı iddia ediliyor.
İddianamede, kamu ihalelerinde kullanılan 21/B yöntemi de kamu zararına yol açan bir uygulama olarak değerlendiriliyor. CHP’li yetkililer ise bu yöntemin geçmişte ve halen birçok AKP’li belediye ile bakanlık tarafından da yaygın şekilde kullanıldığını vurguluyor.
Soruşturmanın 2019 öncesine uzanmaması da eleştirilen bir başka nokta. Çünkü dosyada adı geçen şirketlerin önemli bir bölümünün, AKP döneminde de belediyeden ihale aldığı ve çeşitli projelerde yer aldığı belirtiliyor.
160 MİLYAR "ZARAR" İDDİASI
Dosyada bahsedilen kamu zararının önemli bir kısmı, bir maden sahasına kaçak hafriyat döküldüğü iddiasına dayanıyor. Savcılık, iş insanı Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketi üzerinden bu süreçte Ekrem İmamoğlu’na kazanç sağlandığını öne sürüyor.
Öte yandan “160 milyar liralık kamu zararı” iddiası da tartışma konusu oldu. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı MAPEG’in, bölgede heyelan riski bulunduğu gerekçesiyle döküme onay verdiğinin ortaya çıktığı belirtiliyor.
Ayrıca hafriyat dökümünden İstanbul Valiliği’nin yüzde 10 pay aldığı, İBB ile valilik arasında bu konuda bir protokol bulunduğu ve döküm yapılacak alanlara karar veren kurumun yine MAPEG olduğu ifade ediliyor. Buna rağmen dosyada karar verici kurumun yalnızca İBB gibi gösterildiği yönünde eleştiriler dile getiriliyor.
BAĞIŞLAR VE RÜŞVET SUÇLAMALARI
İddianamede, bazı bağış ve sosyal yardım işlemleri de rüşvet suçlaması kapsamında değerlendiriliyor. Market kartı alan veya bağış yapan bazı kişiler de bu kapsamda yargılananlar arasında yer alıyor.
Örneğin Şişli’de faaliyet gösteren Taş Yapı’nın sahibi, kendisinden rüşvet istendiğini ve bunu kabul etmediği için cezai işlem uygulandığını iddia ediyor. Bu iddialar kapsamında Resul Emrah Şahan tutuklandı. Ancak belediye yönetimi, ilgili yazışmaları mahkemeye sunarak işlemin rutin bir denetim sonucu uygulanan ceza olduğunu ve projede usulsüzlük tespit edildiği için yaptırım uygulandığını savunuyor.
Benzer şekilde bir kreş bağışı da dosyada rüşvet talebi olarak yer aldı. Söz konusu bağışın, bir iş insanının belediyenin talebi doğrultusunda yapmak zorunda kaldığını ileri sürdüğü belirtiliyor.
Öte yandan daha önce hakkında soruşturma yürütülen ve takipsizlik kararı verilen Murat Çalık da benzer bir ihale dosyası nedeniyle yeniden yargılanan isimler arasında bulunuyor.
YENİ DURUŞMA SALONU BİTMEDİ
Dava kapsamında çok sayıda kişinin tutuklu bulunduğu Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde bulunan mevcut duruşma salonlarının yetersiz olabileceği gerekçesiyle yeni bir salonun inşaatına cezaevi otoparkının bir bölümünde başlandı. Cezaevinin önüne inşasına başlanan duruşma salonu ise henüz tamamlanmadı.
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, 2 Mart'ta gönderdiği talimat yazısında, duruşmanın Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki duruşma salonlarında bulunan 1 No’lu salonda gerçekleştirileceğini bildirdi. Mahkeme, sanık sayısının fazlalığı, dosya kapsamı ve güvenlik gerekçelerini dikkate alarak duruşma düzenine ilişkin ayrıntılı tedbirler belirledi.
SALONA KARTLA GİRİLECEK
Mahkeme, duruşma salonuna girişlerin kartlı sistemle yapılacağını, sanıklar, avukatlar, tanıklar, basın mensupları ve görevliler için giriş kartı hazırlanacağını duyurdu. Tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile müdafi ve vekillerinin salona öncelikli olarak alınacağı belirtildi.
Basın mensupları için ise akreditasyon ve güvenlik değerlendirmesi şartı getirildi. Buna göre salona en fazla 5 yabancı basın mensubu alınacak. Ulusal basın kuruluşlarından, aynı basın grubundan yalnızca bir kişi olmak üzere toplam 20 basın mensubu kabul edilecek.
Yazılı ve görsel basın kuruluşları birer temsilci ile duruşma salonunda yer alabilecek. Salonda yer kalmaması halinde diğer basın temsilcileri için duruşmanın ekranla yansıtılacağı ayrı bir bölüm oluşturulacak.
AVUKAT VE YAKINLAR İÇİN SINIRLAMA
Her sanığın en fazla 3 müdafi ile temsil edilebileceği kaydedildi. Avukatlar için ayrılan bölümün yetersiz kalması halinde izleyicilere ayrılan alanın bir kısmının müdafilere tahsis edilebileceği belirtildi. Sanıklar, avukatlar, basın mensupları ve görevlilerin salona alınmasının ardından, fiziki imkanlar ölçüsünde her sanığın birinci derece yakınına öncelik tanınacağı ifade edildi.
KAYIT YASAĞI
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 183. maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 286. maddesi hatırlatılarak, duruşma sırasında sesli ve görüntülü kayıt cihazlarının kullanılamayacağı vurgulandı. Bu kurala uymayanlar hakkında yasal işlem yapılacağı bildirildi.
Olası sağlık durumları için duruşma salonu binasında doktor ve sağlık personeli hazır bulundurulacağı, tutuklu sanıkların duruşma saatinden önce salona nakledileceği ve güvenlik önlemlerinin ilgili kolluk birimlerince alınacağı kaydedildi. Mahkemenin talimat yazısı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Silivri İlçe Jandarma Komutanlığı ve Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumlara gönderildi.
MAHKEME HEYETİNDEN SON DÜZENLEME
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, yarın başlayacak duruşma öncesinde, duruşma düzenine ilişkin yeni bir müzekkere yazdı. Mahkeme yazısına göre, duruşma için cezaevi yerleşkesine gelenler, tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar, sanık müdafileri, müştekiler, müşteki vekilleri, tutuklu sanık yakınları, basın mensupları, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri sıralamasına göre salona alınacak.
SİLİVRİ ÇEVRESİNDE 1 AYLIK YASAK
Bu arada, Silivri Kaymakamlığı'nın, Marmara Ceza İnfaz Kurumu çevresinde 1–31 Mart tarihleri arasında toplantı, basın açıklaması, çekim ve slogan atma gibi birçok eylemi yasakladığı belirtildi. Ancak yazılı bir açıklama yapılmadı.
18 Mart'ta üniversite diploması iptal edilen CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, 19 Mart sabahı evinde gözaltına alındı. İmamoğlu aynı saatlerde resmi X hesabından, "Büyük bir zulümle karşı karşıyayız ama yılmayacağım. Kendimi milletime emanet ediyorum" dediği bir video yayınladı.
Aynı operasyonda Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun, İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz ve İBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Murat Abbas'ın da aralarında bulunduğu isimler gözaltına alındı. İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 23 Mart'ta 20 kişi tutuklandı. Daha sonra İBB’ye yönelik operasyonlar dalga dalga devam etti ve toplam 106 kişi tutuklandı.
İDDİANAME 237 GÜN SONRA TAMAMLANDI
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 6 cumhuriyet savcısı ve bir başsavcıvekili tarafından yürütülen soruşturma, 237 gün sonra tamamlanarak yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianame, 11 Kasım tarihinde, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek tarafından adliyede görevli muhabirlerle yapılan toplantıda kamuoyuna duyuruldu. İddianamede, 106’sı tutuklu, 170’i adli kontrollü, 7’si yakalama emriyle aranan olmak üzere toplam 402 sanık yer alıyor.
Kaynak: Haber Merkezi