Güneşin kavurucu etkileri altındaki cildin neden kızardığı ve acı verdiği yıllardır süregelen bir merak konusuydu. Ancak yapılan son araştırmalar, güneş yanığının ardındaki asıl biyolojik suçlunun sanıldığı gibi sadece yüksek ısı veya doğrudan hücre ölümü olmadığını ortaya koydu.
Kaliforniya Üniversitesi’nden (UCSD) araştırmacıların başını çektiği bir ekip, güneş yanığının derideki hasarlı bir tür RNA molekülünün bağışıklık sistemini provoke etmesiyle oluştuğunu belirledi.
Uzmanlar, ciltteki acı verici yanmanın asıl sorumlusunun doğrudan güneş ısısı değil, hasarlı hücrelerin RNA molekülleri aracılığıyla saldığı sinyaller olduğunu saptadı.
Araştırma ekibinin başında bulunan dermatoloji uzmanı Prof. Dr. Richard Gallo, ultraviyole B (UVB) ışınlarının cilt hücreleri içindeki özel bir yapıyı parçaladığını ifade etti.
Gallo, hücre çekirdeğindeki genetik materyalin zarar görmesiyle birlikte ortaya çıkan "hasarlı RNA" parçacıklarının, komşu hücreleri uyararak yoğun bir enflamasyon (iltihaplanma) dalgası başlattığını belirtti. Bu durum, vücudun aslında kendini korumak adına sağlıklı dokuları feda ettiği bir savunma hattı oluşturduğunu kanıtladı.
Londra King's College'da fotobiyoloji üzerine çalışmalar yürüten Prof. Dr. Antony Young, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, güneş yanığının genetik bütünlüğü korumak için tasarlanmış bir "acil durum freni" olduğunu vurguladı.
Young, UVB radyasyonunun DNA üzerinde doğrudan mutasyon yapma potansiyeli taşıdığını, vücudun ise bu mutasyonlu hücrelerin kansere dönüşmesini engellemek için onları hızla ortadan kaldırmak üzere iltihaplanma sürecini devreye soktuğunu bildirdi.
Bu keşif, güneş yanığı tedavisinde devrim niteliğinde bir dönemin kapısını araladı. Uzmanlar, hasarlı RNA sinyallerini bloke eden spesifik inhibitörler üzerinde çalışmaya başladıklarını açıkladı. Bu çalışmalar başarıyla sonuçlandığı takdirde, güneş ışınlarının ciltte yol açtığı ağrılı reaksiyonlar ve uzun vadeli doku hasarları, tıpkı basit bir baş ağrısı gibi hedefe yönelik tedavilerle kontrol altına alınabilecek.
Haber: Cansu İşcan / Haber Merkezi