Dünya genelinde modern mimarinin getirdiği "yalıtımlı bina" trendi, beraberinde ciddi bir sağlık krizini sürükledi.
Açılmayan pencereler ve sirkülasyonu sağlanmayan iç mekan havası, iç ortam kirliliğini küresel bir sağlık sorunu haline getirdi.
Bilim insanları, konutlarda biriken kirli havanın tahliyesi için pencerelerin günde en az iki kez, karşılıklı hava akımı oluşturacak şekilde açılması gerektiğini vurguladı.
Kapalı alanlardaki hava kirliliğinin dış ortamdan beş kat daha tehlikeli olduğunu saptayan uzmanlar, pencerelerin günde en az iki kez açılmasının hayati önem taşıdığını bildirdi.
Yapılan araştırmalar, düzenli havalandırmanın bilişsel performansı artırırken kronik solunum yolu risklerini minimize ettiğini kanıtladı.
Birleşik Krallık merkezli hava kalitesi izleme kuruluşu verilerine göre, iç mekanlardaki partikül madde ve uçucu organik bileşik (VOC) konsantrasyonu, yoğun trafikli cadde kenarlarından bile daha yüksek seviyelere ulaştı.
Temizlik ürünlerinden yayılan kimyasallar, yemek buharı ve mobilyalardan sızan gazların tahliye edilmemesi, "Hasta Bina Sendromu" olarak adlandırılan tabloyu tetikledi.
Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan uzmanlar, doğal havalandırmanın ikame edilemez bir sağlık bariyeri olduğunu savundu.
Dr. Joseph Allen (Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu Sağlıklı Binalar Programı Direktörü):
"Binalarımız bizi dış etkenlerden korumak için tasarlandı ancak aynı zamanda kirleticileri içeri hapsetti. Havalandırma oranlarını iki katına çıkarmanın, ofis çalışanlarının ve öğrencilerin stratejik karar verme yeteneklerini %8'e varan oranlarda iyileştirdiğini gözlemledik. Günde iki kez yapılacak 15 dakikalık tam havalandırma, odadaki karbondioksit birikimini sıfırlayarak zihinsel berraklığı geri getirdi."
Prof. Dr. Catherine Noakes (Leeds Üniversitesi Çevresel Mühendislik Uzmanı):
"Özellikle kış aylarında enerji tasarrufu adına pencerelerin kapalı tutulması büyük bir hata oldu. Pencereleri açmak sadece temiz hava girişi sağlamadı, aynı zamanda havada asılı kalan patojenlerin ve nemin dışarı atılmasını gerçekleştirdi. Bu durum, küf oluşumunu ve dolayısıyla astım gibi kronik rahatsızlıkların tetiklenmesini doğrudan engelledi."
Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir saha araştırması, yetersiz havalandırılan yatak odalarında uyuyan bireylerin, sabahları daha yüksek konsantrasyonda karbondioksite maruz kaldığını ve bu durumun ertesi günkü odaklanma süresini kısalttığını ortaya koydu.
Uzmanlar, "çapraz havalandırma" tekniğinin (karşılıklı pencerelerin açılması) havayı temizlemede en verimli yöntem olduğunu ifade etti.
Kaynak: Haber Merkezi