İletişim Başkanı Duran: Dijital dünya mahremiyete dair risk alanı oluşturuyor

İletişim Başkanı Duran: Dijital dünya mahremiyete dair risk alanı oluşturuyor

GÜNDEM 21.01.2026 17:39:00
İletişim Başkanı Duran: Dijital dünya mahremiyete dair risk alanı oluşturuyor

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran yaptığı konuşmada dijital dünyadaki sorunlara dikkat çekti. Duran, “Mahremiyete dair, bilgi kimliğine dair, dezenformasyona dair ve toplumsal kutuplaşmaya dair yeni risk alanları oluşturuyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Çevrimiçi oyunlar ve görsel paylaşım mecraları başta olmak üzere dijital ekosistem, zararlı içeriklere erişimi kolaylaştırmakta ve kişisel verilerin kötüye kullanıma zemin hazırlamaktadır." dedi.

Duran, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli" programına katıldı.

Burada konuşan Duran, artık normal hayatın dışında bir de sanal dijital hayatın olduğuna işaret ederek, "Kimi zaman acaba normal hayatımızda mı daha çok vakit harcıyoruz? Yoksa dijital hayatımızda mı? Bunu farklı şekillerde yaşayan insanlar da mevcut." dedi.

Sanal hayatta bulunulmadığı zaman bile bir sanal hayatın olduğunu ve buranın işlediğini belirten Duran, "Birtakım büyük şirketler, verileri toplayan yerler, bize dair bilgilerle ilgili işlemler yapıyorlar. O halde iki tane paralel hayatımız var aslında." diye konuştu.

Buna ilişkin, sorumluluğun, özgürlük ile güvenliğin tartışılmasından ve dengenin aranmasından daha da makul bir şey olmayacağını belirten Duran, özgürlük ve güvenlik dengesinde ama ortak sorumlulukla yönetilmesi gereken fırsatlar ve riskler dünyasında bulunulduğunu söyledi.

Yeni teknolojik gelişmelerin ve dijitalleşmenin açtığı fırsatların farkında olduklarını söyleyen Duran, yeni unsurların eklenmesiyle yapay zeka da dahil olmak üzere birçok alanda devrimler gerçekleştiğini ifade etti.

Bu gelişmelerin anlamının, insan hayatının daha kolay hale gelmesi ve çok sayıda farklı tecrübenin elde edebilir hale gelmesi olduğunu belirten Duran, şöyle devam etti:

"Böyle baktığımızda bunun bir kısmıyla sanal da olsa 'özgürlükler alemi' olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu dijital mecraların sunduğu sınırsız etkileşim imkanı bizim ifade özgürlüğümüzü genişletmekle kalmıyor. Mahremiyete dair, bilgi kimliğine dair, dezenformasyona dair ve toplumsal kutuplaşmaya dair yeni risk alanları oluşturuyor. Sosyal medya mecralarının bize, kendimizi ifadede yeni imkanlar sunduğunun farkındayız. Ancak orası o kadar genişleyen bir alan ki kendi halinde akıp giden bir sel gibi değerlendiremeyiz. Bunun da bir regülasyonu gerekiyor. Burası da gittikçe büyüyen bir dünya olarak, aslında her şeyin fütursuzca ortaya koyulduğu bir alan olarak görülmemeli. Dolayısıyla buranın da düzenlemesi, buraya dair kuralların da olması çok önemli bir husus."

"BU ALANLARIN BİR ETİĞE DE İHTİYACI VAR"

Duran, gençler için düşünüldüğünde, sosyal medyanın "tek tipleştirici" bir alana dönüşmesi riskinin söz konusu olduğunu söyledi. Sosyal mecraların, ortaya koyduğu özgürlüğün yanı sıra bu tarafının da dikkate alınması gerektiğini belirten Duran, "Bugün için baktığımızda sosyal medyaya dair en önemli çalışmaları yapanlar, hatta sosyal medyanın özgürlük alanı olarak savunucusu olan kişiler dahi bilgi, imge, moda, inanış, kanaat alışverişi gibi birçok alanda sosyal medyanın nasıl algoritmalarla yönetildiğini bize anlatmaktadır." dedi.

Panelin, "özgürlük, güvenlik ve sorumluluk" üçleminde bir araya gelmiş olmasının çok değerli olduğunu ifade eden Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dijitalizm, sosyal medya, yapay zeka, bunların hepsi hız, sınırsızlık, kontrolsüzlük gibi konular olarak önümüze çıkıyor. Elbette bu alanların bir etiğe de ihtiyacı var. Önde gelen sosyologlar, düşünürler etik kavramın özellikle ahlakın toplumsallığı üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini konuşurlar. Bugün dijital mecraların gençlere ve çocuklara toplumla doğrudan temas kurma imkanı tanıması aynı zamanda bu mecraları, etik tartışmaların da konusu yapmaktadır. Her anımızı kuşatan mahremiyet, alemiyet, sınırlar, güvenlik, toplumsal kaygı gibi birçok konuda zaaf üreten bu alanın etik anlamda da önem arz ettiğini söylemek gerekir. Sosyal medya mecralarında dezenformasyon yapılmaması, nefret söylemine katkıda bulunulmaması, cinsiyetçi kodların beslenmemesi, sınıfsal adaletsizliğin pekiştirilmemesi, teşhirciliğin olmaması, çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimine olumsuz etkilerin olmaması gibi birtakım ilkeler üzerinde uzlaşmak zorundayız. Hem ulusal olarak Türkiye hem de dünya düzeyinde böyle bir ortak alanın oluşması gerekiyor."

"BAŞIBOŞ BIRAKAMAYIZ"

Kapitalist sistemin ortaya çıkardığı "rekabetçi piyasa koşulları", "tıklanma", "etkileşim alma" gibi birçok kaygıların da söz konusu olduğunu ifade eden Duran, bu kaygıların zaman zaman etik sınırlarını aştığını ve sorun ürettiğini gördüklerini belirtti.

Ekran başında olan gençlerin, algoritmalarla nerelere yönlendirilebileceğini görmek durumunda olduklarını ifade eden Duran, "Bunların farkında olmadan hangi algoritmanın, hangi şirketin, hangi çıkar grubunun, hatta hangi devletin bizim mahremiyetimize, dijital egemenliğimize yönelik ne tür kampanyaların içinde olduğunun farkında olmadan, gençlerimizin sosyal medyadaki güçlü birtakım düşüncelerle ve kanaatlerle yönlendiriliyor olmasını başıboş bırakamayız." diye konuştu.

Gerçeklikle olan bağı azaltacak ya da farklı gerçeklikleri zihinlere sokacak algoritmaların farkında olmak zorunluluğunu ifade eden Duran, dijitalleşmenin getirdiği riskler arasında "sosyal izolasyon" riskinin de olduğunu belirtti.

Dijital bağımlılığın en çok konuşulan konular arasına girdiğini ifade eden Duran, şöyle konuştu:

"Bunun sadece bir diyet benzetmesiyle dijital detoks yaparak ya da dijital omurluktan kaçınarak aşamayız. Bence bunun için çok daha fazlası gerekiyor. Sebep dijital mecraların sunduğu 'yapay mutluluk' çerçevesinin kurgulanmış, kusursuz hayatların albenisinin, bizlerin, gençlerin, çocukların yetersizlik duygusunu beslemesi ve hatta kişinin kendini gerçekleştirmesiyle ilgili çok sorunlu bir alanı açıyor olmasıdır. Filtrelenmiş görüntüler, uçlardan beslenen içerikler, idealize edilmiş ve maskelenmiş hayat kurguları, bütün bunlar çocuklarımız ve gençlerimiz için birer risk grubunda. Ne yazık ki çokça da tüketiliyorlar. Bu içeriklerin oluşturduğu video marjinal mecralarının yaygınlaşması gençlerimizde dopamin temelli bir bağımlılık bölgesi ortaya çıkarıyor. Aslında gençlerimizden daha fazlası belki de birçoğumuz durumla karşı karşıyayız. Durmadan kaydırılan ekranlar ve çok anlık seyredilen videolarla bambaşka bir dijital hafıza, bambaşka bir dijital zeka oluşuyor. Bunun ne kadar farkındayız? Bunun getirdiği zihinsel yorgunluğun, anksiyetenin, depresyonun ne kadar farkındayız? Bundan henüz emin değiliz."

 

 

 

Kaynak: AA / Haber Merkezi

8.2°