Antalya’da yapılan Dünya Türk İş Konseyi çalıştayında dile getirilen vize krizi, yalnızca Avrupa’nın değil, iktidarın yıllardır çözemediği yapısal bir dış politika ve ekonomi yönetimi sorunu olarak öne çıktı. İş insanlarının anlattıkları, “küresel ticaret”, “ihracat rekoru” ve “uluslararası vizyon” söylemleriyle taban tabana zıt bir tabloyu ortaya koydu.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu çatısı altındaki DTİK’in Antalya’daki toplantısında vize konusunda konuşan iş dünyası temsilcileri, vize sorununun artık istisna değil, bir kural haline geldiğine dikkat çekiyor. Almanya’da 100 bine yakın Türk girişimci bulunduğunu belirten DTİK Almanya Temsilcisi Kemal Şahin’in sözleri, sorunun bireysel değil, sistematik olduğunu ortaya koydu.
Avrupa Türk İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği’nin önceki dönem başkanı Prof. Recep Keskin’in ifadeleri ise yaşanan çıkmazı net biçimde özetledi:
Ürün gönderiyoruz ama yöneticimizi gönderemiyoruz. Avrupalı ortakla yatırım yapmak istiyoruz, vize alamıyoruz
Bu tablo, Türkiye’nin dış ticaret hacmiyle övünen iktidarın, iş insanlarının serbest dolaşımını sağlayacak diplomatik ve hukuki zemini oluşturamadığını gösteriyor.
Uzmanlara göre vize krizinin temelinde; AB ile bozulan siyasi ilişkiler, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığına dair uluslararası güvensizlik ve düzensiz göç politikalarının bedelinin iş dünyasına ödetilmesi yatıyor.
Yeşil pasaportun bile artık iş insanlarına bir avantaj sağlamadığını söyleyen Keskin’in “Sadece girip çıkabiliyoruz, iş kuramıyoruz” sözleri, sorunun ne kadar derinleştiğini gösteriyor.
DTİK Köln Temsilcisi Nurdan Ertogan da vize süreçlerindeki keyfiliğe dikkat çekti. Randevu sürelerinin aylar sonrasına verilmesi, itiraz süreçlerinin uzun ve masraflı olması, Türkiye’den Almanya’ya iş yapmak isteyenleri daha baştan caydırıyor.
Yeşil pasaportla gidebiliyorsunuz ama Almanya’da oturum alamıyor, iş kuramıyorsunuz
Alman tarafının “personel yetersizliği” ve “başvuruların titizlikle incelenmesi” gerekçeleri ise Türk iş insanları açısından ikna edici bulunmuyor. Çünkü aynı koşullarda birçok ülke vatandaşı daha hızlı ve sorunsuz vize alabiliyor.
Eleştirilerin ortak noktası şu: Türkiye, uluslararası alanda güven veren bir hukuk ve demokrasi zemini oluşturamadığı sürece, bu vize krizinin bedelini ihracatçı, yatırımcı ve girişimci ödemeye devam edecek.

Antalya’daki çalıştayda ortaya çıkan tablo, vize sorununun teknik değil, doğrudan siyasi ve yapısal bir mesele olduğunu bir kez daha gösterdi. İktidarın yıllardır “çözüyoruz” dediği vize krizi büyürken, Türk iş insanı küresel rekabette elini kolunu sallayarak değil, vize randevusu kovalayarak ayakta kalmaya çalışıyor.
Kaynak: Haber Merkezi