Konya Milletvekili Ali Yüksel, Demirören Grubu’nun Ziraat Bankası’ndan kullandığı ve geri ödenmediği iddia edilen krediye ilişkin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi sundu. Yüksel, kamu bankalarının tahsil edemediği milyarlarca liralık borç karşısında sessiz kalındığını belirterek, konunun yalnızca ekonomik değil, siyasi ve ahlaki bir mesele olduğunu vurguladı.
Türkiye’de milyonlarca emekli, işçi ve memurun yüksek enflasyon karşısında gelir kaybı yaşadığı bir dönemde kamu bankaları üzerinden kullandırılan büyük ölçekli krediler yeniden gündeme geldi. Konya Milletvekili Ali Yüksel, 25 Şubat 2026 tarihli yazılı soru önergesiyle, Demirören Grubu’nun 2018 yılında Ziraat Bankası’ndan kullandığı krediye ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların açıklığa kavuşturulmasını talep etti.
Yüksel, önergesinde “vatandaşa tasarruf, sermayeye ayrıcalık” anlayışının sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını ifade etti.
Milletvekili Yüksel, Demirören Grubu’nun Doğan Medya Grubu’nu satın almak amacıyla 2018 yılında yaklaşık 800 milyon ABD doları kredi kullandığı iddialarını gündeme taşıdı.
Önergede şu sorular yöneltildi:
Kredinin vadesi, faiz oranı ve geri ödeme planı nedir?
Bugüne kadar ne kadarı tahsil edilmiştir?
Kamuoyuna yansıyan 33,9 milyar TL borç bilgisi gerçeği yansıtmakta mıdır?
Yüksel, krediye ilişkin güncel borç tutarının ve ana para-faiz toplamının kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmasını istedi.
Önergede, kredi kullandırılırken hangi teminatların alındığı ve bu teminatların neden bugüne kadar nakde çevrilmediği de soruldu.
Yüksel ayrıca şu hususların yanıtlanmasını talep etti:
Borç ertelemesi veya yeniden yapılandırma yapıldı mı?
Faiz indirimi ya da fiilî bir af söz konusu oldu mu?
Bu süreçte hangi üst düzey yöneticiler sorumludur?
Sayıştay denetimi gerçekleştirilmiş midir?
Milletvekili Yüksel, kamuoyuna yansıyan 33,9 milyar TL’lik borç iddiasını sosyal karşılaştırma üzerinden de gündeme taşıdı.
Önergede, söz konusu tutarın:
Kaç emeklinin bir yıllık maaşına,
Kaç memurun toplam maaş artışına,
Kaç asgari ücretlinin yıllık gelirine denk geldiği
sorularak, bu tablonun Bakanlık açısından bir anlam ifade edip etmediği soruldu.
Yüksel, emekliye ve memura “kaynak yok” denilirken, kamu bankalarının büyük ölçekli tahsilatlarda sessiz kalmasının kamu vicdanını zedelediğini ifade etti.
Kredi sürecinin ekonomik boyutunun yanı sıra siyasi ve ahlaki sorumluluk doğurduğunu belirten Yüksel, kamu zararının oluşup oluşmadığının net biçimde ortaya konulmasını istedi.
Yazılı soru önergesine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından verilecek yanıt, kamu bankalarının kredi politikaları ve tahsilat süreçlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıyacak.
Önergeye verilecek cevapla birlikte, iddiaların doğruluğu ve kamu zararının boyutu netlik kazanacak. Kamuoyunun beklentisi ise sürecin şeffaflık ilkesi çerçevesinde yürütülmesi yönünde.



Kaynak: Haber Merkezi