Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olarak kabul edilen Misak-ı Milli (Milli Ant), kabul edilmesinin 106. yıl dönümünde önemini koruyor.
Milli Mücadele’nin siyasi manifestosu ve hukuki dayanağı olan bu tarihi belge, Türk milletinin tam bağımsızlık konusundaki tavizsiz duruşunu simgelemeye devam ediyor.
Bundan tam 106 yıl önce bugün, Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda gizli bir oturumla kabul edilen Misak-ı Milli, vatanın parçalanamaz bir bütün olduğunu tüm dünyaya ilan etti. Erzurum ve Sivas Kongrelerinde temelleri atılan ilkelerin hukuki bir metne dönüştüğü bu karar, "Milli Sınırlar" kavramını ilk kez net bir biçimde tanımladı.

"Tam bağımsızlığın ve ulusal sınırların teminatı olan Misak-ı Milli, 106 yıl önce bugün kabul edildi."
Misak-ı Milli, sadece o günün askeri şartlarını değil, kurulacak olan yeni devletin dış politika ve egemenlik esaslarını da belirledi. Mondros Mütarekesi imzalandığı sırada Türk ordularının elinde bulunan toprakların bir bütün olduğunu savunan bu kararlar, Lozan Barış Antlaşması’na giden süreçte Türk heyetinin en güçlü dayanağı oldu.

Bağımsızlık Vurgusu: Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlamaların (kapitülasyonlar) reddedilmesi.
Sınırların Korunması: Vatan toprağının bölünmez bir bütün olduğunun tescillenmesi.

Halkın İradesi: Kendi kaderini tayin etme hakkının savunulması.
Milli Mücadele'nin "siyasi rotası" olarak nitelendirilen bu kararlar, 106 yıl sonra bugün de Türkiye’nin jeopolitik duruşunun ve ulusal sınırlarının sarsılmaz teminatı olmayı sürdürüyor.
Kaynak: Haber Merkezi