Müsavat Dervişoğlu'ndan Akın Gürlek atamasına tepki

Müsavat Dervişoğlu'ndan Akın Gürlek atamasına tepki

GÜNDEM 11.02.2026 14:22:00
Müsavat Dervişoğlu

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanmasına tepki gösterdi. Dervişoğlu, "İktidar muhalefete yönelik baskısını resmi hale getirmekten ve aleni şekilde sergilemekten çekinmemektedir" dedi.

Müsavat Dervişoğlu, Akın gürlek atamasını eleştirdi. Soruşturmanın savcısının hakimlerin başına geçtiğini dile getiren Dervişoğlu, "Davaların siyasi olduğunun kanıtıdır" dedi.

Tam gece yarısı kabinede değişiklik yapıldı, iki önemli bakan görevden alındı yerine yenileri getirildi. Tek adam rejimleri böyledir, biri gider, diğeri gelir, isimlerin, şahısların hiçbir önemi yoktur. Kabinenin başı haricinde hiçbir değişiklik de önemli değildir. Bütün bakanlıklar artık cumhurbaşkanının talimatlarını yerine getiren temsil makamı olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir. Bu açıdan yeni kabine değişikliği ucube sistemdeki illüzyondan başka bir şey değildir

"DAVALARIN SİYASİ YÖNÜ SOMUTLAŞMIŞTIR"

Ancak ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten ismin Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesi bu davaların siyasi yönünü somutlaştırmış ve resmileştirmiştir. İktidar muhalefete yönelik baskısını resmi hale getirmekten ve aleni şekilde sergilemekten çekinmemektedir. Davayı açan kişi dava süreci başlamadan davayı yürüten hakimlerin başına geçiyor, düşünebiliyor musunuz? Aynı zamanda olası itiraz makamlarının da odağında yer alıyor. Yani size dava açan, sizinle ilgili kararı verecek olan makamın üstünde ve karara itiraz edebileceğiniz makamların merkezinde konumlanmış durumda. Böyle bir ortamda hiçbir süreçten Türkiye'ye demokrasi ve hukuk süreci çıkmaz.

"YENİ TÜRKİYE; YAŞLANAN VE AZALAN TÜRKİYE"

Biliyorsunuz veri açıklamakta da meşhurlar. Tarih gibi rakamları da tahrif etmekte mahirler. Nüfus verileri açıklıyorlar. Facia öylesine büyük, öylesine acı verici ki bunu tamir etmekte o kadar zor ki ne desem az geliyor vallahi. Halen kimlerin kaçak yolla bu ülkeye girdiğini, kaç kişi olduklarını, hatta nerede olduklarını dahi doğru dürüst bilmiyoruz. Emin olun bunlar da artık bilmiyorlar. Yeni Türkiye işte; yaşlanan ve azalan Türkiye. 25 senede nüfus artışı yok olma noktasına gelmiş. Bunun için bile Türk milletini azarlıyorlar. Diyorlar ki 'Ey vatandaş çocuk yap. Üç yap, beş yap.' Nasıl mesela, nasıl? Asgari ücretin kirasını ödemeye yetmediği 1+1 evlerde mi büyüyecek aileler? Yoksa her an deprem korkusuyla yaşanan o metruk binalarda mı? Terk edilmiş ya da betona teslim edilmiş, adeta yok olmuş köylerde mi büyüyecek aileler? Çeyrek asırda dönüm noktası olabilecek onlarca fırsatı heba ettiler. Tarımda, sanayide, turizmde onlarca sektörde bambaşka bir Türkiye ortaya çıkabilirdi. Sanayi devi çıkmasa doğa turizm cenneti, yazılım olmasa biyoteknoloji merkezleri ortaya çıkardı. Ama hepsini bir şekilde harcayıp %1'i İsviçre, %9'u Dubai gibi yaşayan; %90'ı ise Afrika ve Hindistan'la yarışan bir ülke yarattılar. Şimdi kentsel dönüşümün de sonu aynıdır. Oysa bambaşka bir Türkiye mümkündür. Anadolu'ya yeniden yerleşmek için birbirinin tekrarı zevksiz ve mutsuz binalar yerine mamur, yeşil şehirler için bu bir fırsattır. Ama o fırsatı yine harcıyorlar. Söyleyin, hangi geleneğimizdir bu ortaya çıkan garabet? Hangi mimarimiz, hangi ustalığımızdır? Hangi sanatımızdır, hangi kültürümüzdür? Diyorlar ki 'Ey vatandaş çocuk yap.' Tarımı bile isteye sıfır noktasına getirdiler. O çocuklar nereden geldiği, nasıl yetiştirildiği belli olmayan zehir dolu sebze ve meyveyi mi yiyecek? Açlık sınırının altındaki maaşlarla mı o çocukların karnı doyacak? Dünya doyarken Türkiye neden açtır, soruyorum sizlere? Dünya fiyat istikrarına doğru yol alırken Türkiye neden her ay yeni bir enflasyon rekoru kırmaktadır? Sebebi kader değildir, coğrafya da hiç değildir. Sebebi aslına bakarsanız dış güçler de değildir. Bu fark iklimden değil, savaştan değil, kaderden değildir.

"İNSANIMIZIN HAYATINA SEBEP OLUYORSUNUZ"

Mazotu pahalı, gübresi pahalı, ilacı dövizle alan bir üreticiye 'Üret' diyemezsiniz. Yasal ve anayasal hak olan destekleri vermeyip sonra da 'Çiftçi neden ekmiyor?' diye sorgulayamazsınız. Ramazan ayında ihracatı yasaklayıp 'Et fiyatını ucuzlattık' diye bir başarı öyküsü yazamazsınız. Sorunları yeniden ve yeniden üreten bir sorumsuzluğu; sözüm ona bağdaş kurup oturduğunuz taşımalı iftar sofralarında aklayamazsınız. Ey vatandaş çocuk yap! Peki o çocuklar nerede okuyacak? Tuvaletine sabun dahi koyamadığınız o okullarda mı? Okuduğunda ne yapacak mesela? Kurye olup ölecek mi? Kasiyer olup sürünecek mi? Yoksa 6 milyona katılıp ev genci mi olacak? Ona çizdiğiniz yol nedir? Geleceğine kurduğunuz köprü nerededir? Söyleyeyim; o yollar, köprüler ya özelleşmiştir ya da özelleştirilmek ve satılmak için sıradadır. Bugün her şey bitmiş, sıra devletin yaptığı yollara ve köprülere gelmiştir. Her yıl 100 milyardan fazla para geçilmeyen yollara gitmekteyken, misliyle hastanelerimizin kiraları verilmekteyken, onlarca projeden milyarlarca lira yok olmaktayken bir aylık faize bile karşılık gelmeyen bir bedelle köprüleri ve otoyolları satmaya kalkıyorlar. Peki, bu vatanın birikimiyle, çalışanın kazancından ödediği vergiden, yediğinden, içtiğinden kesilerek yapılmış Boğaz köprülerini ve otoyolları bugün özelleştirmek bir vatan meselesi, bir namus meselesi değil midir? Cumhuriyetin asırlık birikimlerini yok ettiniz; Telekom'u, Tank Palet'i, SEKA'yı, Eti Maden'i... Satmadığınız değer bırakmadınız. Limanlarımız, tersanelerimiz elimizden gitti. Bunlar saymakla bitmez. Özelleştirdiğiniz hizmetlerin başka yüzünü daha söyleyeyim size. Elektriği özelleştirdiniz; üretimi ayrı, dağıtımı ayrı hale getirdiniz. Şehirlisi ayrı, köylüsü de ayrı kan ağlıyor şimdi. Muhatap yok, sorumlu yok. Daha kaç gün oldu, araç muayene istasyonunda linç edildi bir polisimiz? O Deli Dumrul istasyonları belki böyle hatırlarsınız. Artık o kurduğunuz, rant için kurduğunuz müesseseler insanımızın hayatına sebep oluyor hayatına! Kendinize gelin!

"BARIŞ, İLKESİZLİĞİN YENİ ADI MIDIR?"

Bu memlekette özelleştirme diye kamunun tekelini yandaş tekeline çevirmek, hesap sormamak, milleti kazıklamak, buna göz yummak, o maddi kaynağı emekliden, çalışandan esirgeyip rant olarak dağıtmak soruyorum size vatanına ihanet değil midir? Vatanına ihanet değil midir değerli dava arkadaşlarım? Yaşadığımız denetimsizlik cinayete azmettirmek değil midir?

 

 

 

Kaynak: Haber Merkezi

7.1°