İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik başlatılan soruşturmalar ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasından sonra başlatılan demokratik direniş süreci, 84. gününde Yalova'da devam etti.
CHP lideri Özgür Özel, mitingte önemli açıklamalarda bulundu.
Özgür Özel'in açıklamaları şu şekilde,
Yalova’dayız. Elbette 24 Ocak günü, gerçi bugün beklenenden hava şartlarının daha iyi olduğu bir gündeyiz Yalova’da; ama Ocak’ın ortasında böyle bir meydanda seçim yokken, seçim atmosferi yokken bu meydanın böyle tarihi bir kalabalıkla dolması birilerini şaşırtıyor. Hatta belki dün bu meydana biz araçlarımızı getirdiğimizde birileri buraları dolduramazlar diye bakmış olabilir. Ama bugün Yalova tarihinin, Yalova tarihinin en muhteşem birlikteliklerinden bir tanesindeyiz.
Şüphesiz buraya kışın ortasında böyle bir günde gelmeye, miting yapmaya falan gelmedik. Biz buraya bir hak aramaya, itiraz etmeye, sesimizi yükseltmeye; her türlü adaletsizliğe, emeklilere yapılan adaletsizliklere, emekçilere yapılanlara, her yaştan insanımızın gelecek kaygılarına ve hiç şüphe yok ki bu ülkenin Cumhuriyet ile birlikte bulduğu ve asla bırakmadığı seçme ve seçilme hakkına, sandığa sahip çıkmaya, seçtiklerimize ve irademize sahip çıkmaya geldik.
19 Mart, 19 Mart darbesinden sonra 310. günde, bugünün iktidarının yarının iktidarına, bugünün Cumhurbaşkanı’nın yarının Cumhurbaşkanı’na darbe girişimine karşı Yalova’ya, 84. eylemimizde direnmeye, mücadeleye ve eyleme geldik. Hepiniz hoş geldiniz!
Hiç şüphe yok bu şehir demokrat olanı da bilir, darbeciyi de bilir. Yalova çok partili yaşamın temellerinin atıldığı Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kurulduğu şehirdir. Bu şehrin o günden bugüne seçim hikayeleri çoktur. Ben milletvekili olarak katıldığım ilk yerel seçimlerde, 2014 yılında Yalova’yı 6 oyla kazandığımız o geceyi; o günlerde milletvekili olan, Grup Başkanvekilimiz olan sevgili Muharrem İnce’nin örgütümüzle birlikte mücadelesini; 6 gece boyunca orada oy sandıklarının üzerinde oturmasını, sizin iradenize sahip çıkmasını, örgütümüzle birlikte o mücadeleyi vermesini dün gibi hatırlıyorum.
Ardından o gün o seçimi yok saymışlar, ‘Yalovalılar doğrusunu bilmez, biz biliriz’ demişler, seçimleri yenilemişlerdi. Ben 2014 seçimlerinde Manisa Belediye Başkanı adayı olarak o seçimleri kazanamamıştım. Ertesi gün Muharrem İnce’den bana telefon geldi. Dedi ki; ‘Ne yapalım, belliydi zaten, elbette bir gün kazanılır. Şimdi sen mikrofonu bıraktım, rahat ederim, birkaç gün birkaç hafta dinlenirim dersen’ dedi. ‘Yok başkanım’ dedim. ‘Dinlenmek yok’ dedi. ‘Yalova’da bunlar seçimleri tekrar edecekler, sen de Yalova’ya geleceksin beraber çalışacağız.’
Burada Yalova’da iki seçim arasında ben tam beş gün kaldım, beş gece altı gün. Verilen görevleri yaptık. O gün bugündür telefonumda beni Manisalıların bulunduğu evlere götürenler, beni kahve ziyaretlerine götürenler, öğretmenevlerine götüren örgütten bana eşlik edenlerin telefonları var. Zaman zaman bayramlarda araşırız, iyi günde kötü günde araşırız. Ve o 6 oyluk fark seçimin sonunda Muharrem Başkanımızın, örgütümüzün mücadelesiyle bir anda 228 oya çıkmıştı. Ve Yalovalılar ‘siz bilmezsiniz, bir daha düşünün, bizim dediğimize oy verin’ diyenlere ‘hadi canım sen de, ben kimi seçeceğimi bilirim’ demişlerdi.
Sonra 2019’a gelince Yalova’da seçimleri bir kez daha kazandık. Hazımsızlar bu sefer de yeni kumpaslara giriştiler. Belediye başkanımızın kendi ihbar ettiği suça rağmen; belediye başkanımızı, sevgili Vefa Salman’ı görevden aldılar ve apar topar AK Partili bir belediye meclis üyesini belediye başkanı ilan ettiler, başkan vekili değil.
AK Parti’nin, hatırlayın AK Parti’nin grup toplantısına götürdüler. Ona sanki parti üyesi değil, tören yaptılar, rozet taktılar, tebrik ettiler; Erdoğan kutladı Yalova’yı aldığı için. Ardından üç kez bilirkişi raporu lehimize geldi ve ‘Başkan göreve iade edilmeli’ dediler; ama emir büyük yerden, yapmadılar. İkinci sefer geldi, yine iade etmediler. Üçüncü sefer geldi, yine iade etmediler. Ta seçimi buldurdular ve kazanmadıkları bir seçimde Yalova’nın başında, Yalova’nın seçmediği birisine 2024 yılına kadar Yalova’yı yönettirdiler.
Sonra ne oldu? Sonra şöyle oldu: Biz dedik ki; Yalova 6 oyla verdi anlamadınız, 228 oyla verdi anlamadınız, bir daha verdi anlamadınız; bu sefer anlarsınız dedik! Mehmet Gürel’i belediye başkan adayı yaptık, Yalova’ya emanet ettik ve ne oldu? İki kişiden birinin oyuyla belediye başkanı oldu!
Buradan Tayyip Bey’e bir kez daha hatırlatıyorum: Ya bak Yalova, Yalova! Bu güzelim, bu küçücük, bu şirin Yalova bir demokrasi dersidir. Sen milletle inatlaşırsan, millet sana sandıkta dersini verir.
Şimdi, şimdi Bayrampaşa; kazanamadıkları yeri oyunla almışlar. Şimdi Gaziosmanpaşa; kazanamadıkları yeri Yalova taktiğiyle alıyorlar. Gaziosmanpaşa’nın Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe sekiz aydır iddianame bekliyor. Binlerce kişiye iddianame yazanlar, bir kişiye sekiz aydır, dokuz aydır yazamıyor. Niye? Yazsa suçunun olmadığı belli, yazacak bir şey yok, göreve dönecek. Tayyip Bey canlı telefonla görüşmüş Gaziosmanpaşa’daki kifayetsizle; ‘Tebrik ederim, aldın Gaziosmanpaşa’yı’... O da diyor ki; ‘Aldık Reis'im, sağ olun, ellerinizden öperim.’
Bakın, Gaziosmanpaşa’nın, Gaziosmanpaşa’daki milli irade hırsızlarına, milli irade yankesicilerine söylüyorum: Reis eli öpmekle değil, milletin gönlüne girmekle iktidar olunur!
Bayrampaşa’da aslanlar gibi emekli öğretmenimiz aslanlar gibi kazanmış seçimi, binbir numara... Bayrampaşa’da seçim kazanılmış, belediye meclisinde birkaç fark var. Belediye meclisindeki fark kadar belediye meclis üyesi tutuklanıyor. İçeridekiler inadına istifa ediyorlar, üç tane daha tutuklanıyor. Aradaki farktakilere, aradaki farka yetecek kadar kişilere olmadık teklifler, baskılar, akıl almaz rezillikler. Torba oyunları, kura hileleri... Yine kazanıyoruz, mahkemeden bozdurmalı. Akıllarınca Bayrampaşa’nın iradesine çökecekler. Buradan Tayyip Bey’e söylüyorum: Bayrampaşa’da da, Gaziosmanpaşa’da da, Yalova’da ne olduysa olacak; milletin dediği olacak!
Buradan Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Bugün gitmiş Aydın’a. Aydın’ı biliyor musunuz? Aydın, Aydın... O topuklayan efe var ya topuklayan efe... Topuklayan efe’nin yanına gitmiş. Tabii buradan bir gösterelim televizyonlar görsün. Tayyip Bey Aydın’da soğuk havada sıcak bir salonda; salonu doldurmuş, oradan atıyor tutuyor. Buradan sesleniyorum, salon adamı Tayyip Bey Yalova Meydanı’nı görüyor musun, görüyor musun?
Öncelikle şunu söyleyeyim; vicdanı olan herkese söyleyeyim, AK Parti’nin, MHP’nin seçmenlerine söyleyeyim: Salı günü İstanbul’da, Silivri’de Aziz İhsan Aktaş davası başlayacak. Bu kişi 700 yılla yargılanıyor. Kendisi tutuksuz ama çalıştığı belediyelerin işlerini söylemiş; onlar tutuklu. Dört yılla yargılanan Zeydan Karalar tutuklu. Yine dört yılla, altı yılla yargılanan Adana’nın belediye başkanları Kadir tutuklu, Oya tutuklu, bütün arkadaşlarımız tutuklu ama örgütün başı tutuksuz. "Örgütü kuran benim" diyor ama "itirafçı oldum" diyor; onu salıyorlar, milleti topluyorlar.
Bu itirafların içinde, bu itirafların içinde en çok adı geçen, en çok onların içinde eylemi olan, en çok ihalesi olan Zeydan Başkan da yok, bizim Oya Başkan da yok, Kadir de yok. Dörder seneyle yargılanıyorlar. Ama birinde var, en çok işlemi olan da var. Örneğin bir yere anket yaptırmış, anketin faturası var, parasını Aziz İhsan Aktaş ödemiş. Kim bu? Aydın Büyükşehir Belediyesi. Şimdi, bugün oturduğu, hatta sosyal belediyecilik yapıyor diye övdüğü, Aydın’ın "topuklayan efesi", Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesini görünce, Aziz İhsan Aktaş’ın onun adına ödediği fatura önüne konunca; eyvah dedi! Ya AK Parti'ye katılacaksın ya Silivri’ye atılacaksın; koşa koşa AK Parti’ye gitti.
İşte buradan açıkça ilan ediyorum, açıkça: Verilmeyecek hesabımız yok. Verilmeyecek hesabı olanlar, topuklaya topuklaya AK Parti'ye kaçanlardır.
Dosyada, dosyada en çok delil, en çok iddia Aydın Büyükşehir için var. En çok çalışma onlar için var. Ama "Benim partime gelirsen seni mahkemeden kurtarırım" diye birilerini transfer eden Erdoğan çıkmış bugün orada, bunların hiç bir tanesi olmamış gibi yalan yere konuşuyor. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunun kadarını ifade edeyim: Belediye başkanımızın kentsel dönüşümle ilgili çabalarının ve sizin talebinizin arkasındayız.
Bunun yanında Yalova’da bir su sorunu var. Hiç şüphe yok, Türkiye takip etti; geçen aylarda bir sabotaj, bir terör saldırısı Yalova’nın içme suyuna... Onunla ilgili büyük mücadele verildi. Bunu bile istismar etmeye çalışanlar oldu. Oysa Yalova’da Gökçe Barajı’nın su seviyesi %10’un altına inmiş. İkinci bir baraj yapılması lazım ama barajı yapacak olan AKP’den tık yok. AK Parti Ankara’da olduğu gibi Yalova’da da bu işlere su koyuyor. Baraj yapmıyor, bir de üstüne üstlük çıkmış, yağmur yağmasın diye, yağmur duasına değil, "yağmur yağmasın" duasına çıkıyorlar. Yağmur yağmasın...
Kuraklık olsun; Ankara’da su yetmesin, İstanbul’da su yetmesin, Yalova’da su yetmesin; millet CHP’ye kızsın diye. Biz hem sorumluluklarımızın farkındayız hem AK Parti’nin yapmadıklarının farkındayız. Ama buradan söylüyorum: Çok beklersiniz. Ne Yalova’da, ne Ankara’da, ne İstanbul’da milletimize mahcup olmayacağız. Çatlasanız da patlasanız da yerel yönetimlerde başarılıyız, Türkiye’de başarılı olacağız.
Yetmez; Nacaklı Deresi’nin üstündeki buzki tesislerini verin, vermiyorlar. Elmalık Deresi’nde üçüncü şahıslara ait tesisler var, kaldırmıyorlar. 98’de Demirel Cumhurbaşkanı, Mesut Yılmaz Başbakanken Armutlu yolunun temeli atılmıştı; 24 yıldır bitirmiyorlar. Çiftlikköy’deki Etibank tesisleri 99 depreminde hasara uğramış, AK Parti gelmiş, TMSF ile orayı almış, o günden beri çivi çakmamış, çürümeye sevk ediyorlar.
Ve buradan, bu su meselesiyle ilgili bir gerçeği, Yalova’nın konunun farkında olan, meseleyi objektif değerlendiren çok değerli Yalovalıların huzurundan bütün Türkiye’ye ilan ediyorum: Arkadaşlar çalıştılar, bütçelere baktılar. Yani aslında baraj yapmak, suyu biriktirmek, şehirlere getirmek merkezi yönetimin, dağıtmak belediyelerin işi. Tayyip Bey’in işine gelmiyor, efendim bu da sizin işinizmiş gibi söylüyor ama bir yandan da baraj yatırımı, temiz su yatırımı için sorumluluğu ortada.
"AK PARTİ’NİN BOYNUMUZA ASTIĞI BÜYÜK YÜKTÜR"
Değerli Yalovalılar, Yalova’nın da Türkiye’nin de en büyük sorunu hiç şüphe yok ki ekonomi. Ekonomide bir zamanlar şahlandık, uçuyoruz, kaçıyoruz diyenler şimdi bin bir tane mazeret üretiyorlar. Maalesef tablo çok hazin. Yoksullukta Avrupa birincisiyiz. Yüksek enflasyonda Avrupa birincisiyiz. Yüksek faizde Avrupa birincisiyiz. İşsizlikte Avrupa birincisiyiz. Gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Bu birincilikler maalesef eskiden grekoromende Avrupa birincisiyiz, serbest güreşte Avrupa birincisiyiz, tekvandoda Avrupa birincisiyiz, falan yarışmada Avrupa üçüncüsüyüz derken; şimdi AK Parti’nin kara düzeninde beşi bir yerde var ama bu ödüllerin, galibiyetlerin getirdiği değil, sefaletin getirdiği, AK Parti’nin boynumuza astığı büyük yüktür.
Bu meydanda yüzde 75-80 emekli var. Bu emeklilere bundan sonrası için ayda 10 bin lirayı reva gördüler, 10 bin lirayı.
Biz emekli maaşlarına zaten itiraz ediyorduk. Emekli maaşı 7 bin 500 iken, "olmaz" diyorduk. Tayyip Erdoğan çıktı "En düşük emekli maaşını 10 bin lira yapıyorum" dedi. Yani 7 bin 500 lira olan emekli maaşı 10 bin olacak. Bin lira da verip (seyyanen artış kastediliyor) 10 bin yapacağız deyince, Cumhuriyet Halk Partisi Meclis Grubu, bütün milletvekillerimiz Meclis'te eyleme geçtiler. O 15 gün boyunca, izlediniz mi, 15 gün boyunca Meclis'i terk etmediler. Dedik ki; emeklilere insanca yaşayacakları bir ücret verelim. Aslında büyük bir fırsat vardı. CHP’nin dışında, daha doğrusu AK Parti dışındaki bütün partiler; CHP, DEM, Yeni Yol grubu, İYİ Parti ve nihayet MHP buna "sefalet ücreti" dedi. Biz de dedik ki; "Gelin bu sefalet ücretini düzeltelim. Bize kalsa bizde asgari ücret de 30 bin lira, en düşük emekli maaşı da asgari ücret kadar olsun." Ama madem siz 17 bin lira yaptınız asgari ücreti, gelin en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım. Gelin hep beraber tüm emeklilere 7’şer bin lira seyyanen zam verelim, her emekliye. Hiç olmazsa bir rahat nefes aldıralım dedik. Ama bir gün boyunca konuştuk. Hayatında pazar filesi taşımamışlar, hayatında bir gün bile yoksulluk görmemişler, ömründe bir öğün atlamamışlar.
Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri haklarını teslim edelim, bütün muhalefet milletvekilleri büyük bir direnç gösterdiler, büyük bir mücadele ettiler. Arkadaşlarımız her yolu denedi. En son oylamadan önce "Durun, bir kere daha düşünün, tekriri müzakere yapalım. 10 bine değil, hiç değilse asgari ücrete el kaldıralım, bir daha düşünün" dediler; dinlemediler. Arkadaşlarımız Meclis'in kürsüsüne tabut getirdiler, tabut. O tabutu gördünüz mü tabutu? O tabutu görmeye AK Parti tahammül edemedi. Emekliyi tabuta sokmaya utanmıyor, tabutu Meclis'e sokmaya utanıyor!
Sonra, sonra tuttular, tuttular bu tabuta saldırdılar. Arkadaşlar emeklinin mezar taşını yazmış, üstüne sefalet ücretlerini yazmış, ona saldırdılar. Bugün de çıkmış Tayyip Bey diyor ki; "Cumhuriyet Halk Partisi emekliyi bize kışkırtmaya çalışıyor" diyor. Ya sen emekliyi öldürmüşsün, halen daha, halen daha kışkırtmaya çalışmaktan bahsediyor. Diyor ki "Kürsüye saldırıyor." Kürsüye biz saldırmadık! Kürsüde emeklinin tabutu vardı, o tabuta siz saldırdınız. Buradan, Yalova’dan söylüyorum: Tabuta, mezar taşına vampirler saldırır! Siz emeklinin kanını emen vampirlersiniz! Vampirlersiniz!
Kaynak: Haber Merkezi