CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması çağrısıyla her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde düzenlediği "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinginin 91'incisi Kocaeli'nde düzenleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kürsüye çıkarak konuşmaya başladı.
Özel'in konuşmasından satır başları:
"Emeğin başkentinde, alın terinin başkentinde, dayanışmanın, kardeşliğin başkentinde bu güzel meydanı saygıyla selamlıyorum, hepiniz hoş geldiniz. Kocaeli’nin, canım Kocaeli’nin yeşiline merhaba, denizine merhaba. Bu meydanı dolduran; her görüşten ama iradesine sahip çıkan, seçtiğine sahip çıkan, sandığa sahip çıkan, haktan, hukuktan, adaletten yana olan Kocaeli’nin bütün demokratlarına merhaba.
Kocaeli ile aramıza uzun yıllar girdi. 1999’dan bu yana Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni kazanamadık. Ama burada kusuru Kocaeli’nde aramadık, kusuru kendimizde aradık ve hiç Kocaeli’ye küsmedik. Onun tercihine burun kıvırmadık, Kocaeli’ne sırtımızı dönmedik. İzmit Belediyesi’ni iki seçimdir kazanırken bu seçimde onun yanına Derince’yi ve Karamürsel’i ekledik. Derince’ye, Karamürsel’e, İzmit’e ve bütün Kocaeli’ne selam olsun. Bu güzel bu güzel meydan için ki bu meydan bir partiye ait değildir ama ev sahipliği için Kocaeli örgütümüze, il başkanımıza, tüm ilçe başkanlarımıza teşekkür ediyorum.
Kocaeli’nin birbirinden çalışkan üç değerli milletvekiline; Harun Yıldızlı’ya, Nail Çiler’e, Muhip Kanko’ya teşekkür ediyorum. İzmit’te İzmit’te verdiğiniz yetkiyi kullanıp bir dönem hizmet edip bir sonraki dönem iki kişiden birinin oyuyla seçilen ve çok değerli kardeşim Fatma Kaplan Hürriyet’e, Derince’de Sertif Gökçe’ye, Karamürsel’de Ahmet Çalık’a verdiğiniz destekler için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum.

Kabul etmek gerekir ki geçen sefer geçen seçim Kocaeli Büyükşehir için gerekli cesareti, gerekli üzerimize düşen sorumluluğu vaktiyle gösteremedik. Öyle olsaydı o önemli rüzgarda, Türkiye’nin yüzde 65’ini kazandığımız, Ege’de kazanmadık il bırakmadık o büyük zaferin akşamında hiç şüphe yok ki Kocaeli Büyükşehir de bizde olacaktı. Ama buradan Kocaeli’ne söz veriyoruz; önümüzdeki seçimlerde halkçı belediyeciliği Kocaeli’nin tamamına getireceğiz.
Bugün burada İzmit’te Fatma Kaplan Hürriyet’in yaptıkları önümde. Geçmişte mecliste de birlikte çalıştık. Tabii Tahsin Tarhan’ı, Haydar Akar’ı, Kocaeli’nden birlikte çalıştığımız önceki dönem milletvekillerimizi de selamlayarak meclisten sıra arkadaşımın memleketinde yaptıklarını gördüm. Bunu bütün Türkiye ile paylaşmak isterim. Öncelikle Ramazan ayında iki ayrı Kent Lokantası'nın ücretsiz iftar yemeği verdiğini, günde bin kişiye ücretsiz iftar yaptırdığını, beş tane kreş açtığını, altıncının yolda olduğunu, Nikah Salonu’nda yoksul çiftlere bir lira karşılığında nikah kıyıldığını, 2025’te 37 ton sebze ve meyvenin ürettirilip yoksullara dağıtıldığını büyük bir memnuniyetle takip ettim. Her birinin açılışlarının birçoğuna beni de grup başkanvekili iken çağırırdı.
Burada da bazısına katıldım, bazısına arkadaşlarımızın geldiği Otizm Spor ve Yaşam Evi, Çınar Akademi, meslek edindirme kursları, Alzheimer Yaşam Evi, Kadın Girişimciler Merkezi vatandaşa hizmete devam ediyor. Belediye Tiyatrosu ödüller aldı, İzmit’e bir tiyatro salonu da kazandırıldı. 0-2 yaş bebeği olanlar için örnek bir uygulama Anne Taksi çalışıyor. Türkiye’de yapılan her hizmet bir başka belediyeye ilham oluyor. Anne Taksi uygulaması 2 yaşına kadar çocuğu olan annenin bir telefonuyla emrine amade bir belediye aracı tahsis ediliyor. İstanbul Büyükşehir’i AK Parti’den aldığımızda, İstanbul Büyükşehir’in kamunun parasıyla AK Parti ilçe başkanlığına, il başkanlığına, kadın kollarına tahsis ettiği araçlar koca bir meydana sığmamıştı. Listelerini gösteriyoruz tek birine itiraz edemiyorlar. Partisine, yandaşına değil doğum yapan gariban anneye araç tahsis edenlere helal olsun.
Tabii Kocaeli’ne hizmet edenler var, Kocaeli’ne hizmet etmek için gelip böyle meydanlarda Kocaeli’ne yüzünü dönüyorsun. Diyorsun ki "Oyunu bana verirsen ben sana hizmet edeceğim." Bir Kocaeli’nden yetki alıp, Kocaeli’ne hizmet edip, yaptığı hizmetler meydanlarda alkışlananlar var; bir de seçimde yüzünü dönüp, seçimden sonra sırtını dönenler var.
Kocaeli vergi vermede, vergi sıralamasında bazen üçüncü bazen ikinci. Özellikle kişi başına vergide her zaman Türkiye birincisi. Ayrıca vergi sadakatinde, yani kesinleşen vergiyi ödemede yüzde 98’lik oranla açık ara her zaman birinci.
Vergiyi gözünü kırpmadan veren Kocaeli, örneğin geçen yıl 1 trilyon lira vergi vermiş, 1 trilyon! Ama hizmet almaya gelince, yatırım bütçesinde Kocaeli’ne 36 milyar lira ayrılmış. Yani 30 vermiş, 1 bile alamamış. Yani Kocaeli vergiyi verirken kepçeyle vermiş ama Kocaeli’ne AK Parti hizmet yaparken çay kaşığının ucuyla vermiş.

Öyle ki, bu kadar yüksek vergi veren bir şehirde yok yok olması lazım, her şeyin tam olması lazım ama söylediler inanmadım, "kontrol edin" dedim, baktım; sağlık hizmetlerinde 81 ilde sağlık yatırımında 61. sırada. Öyle ki, "nasıl olur?" diyorsunuz; mesela Darıca, 250 bin gece nüfusu olan, gündüz nüfusu bunun birkaç katına çıkan Darıca’da hastane var, tabelası yok. Bir başka hastanede şimdi metrolar yüzünden boşaltılması gündemde. Zaten 61. sırada olan yatırım daha da kötüye gidiyor her geçen gün.
Kocaeli gibi bir yer, en çok verginin kişi başına toplandığı yerde, örneğin 5 dönemdir bir metro bitirmediler, bir metroyu bitirmekten acizler. Bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bir karşılaştırma yapmıştım; hem şehrin çok hoşuna gitti hem de AK Partililerin sinirlerini bozdu. Trabzon’a gittim, aynı böyle; 5 dönemdir belediye AK Parti’de, bir tane metro yok. Dedim "Bu nasıl iş? Bu nasıl iş?" İstanbul’da bir tane Trabzonlu 10 tane metro yapıyor; Trabzon’da dördü milletvekili, dördü bakan, biri büyükşehir, biri Ortahisar belediyesi, 10 tane AK Partili bir tane metro yapamamış. Burada da bir tane metro yapamayan, bu kadar oyu alan ama kente sırtını dönenleri Kocaelililer unutmasın."
Şehirde o kadar boş arazi var ancak Kartepe gibi bir yerdeki tarım arazilerinin üzerine hat hane yapmaya karar vermişler. Bu konuda bana mühendis mimar odaları geldi, bütün meslek odaları geldi, STK’lar geldi, sendikalar geldi. Kendi örgütümüz hassasiyetleri ilettiler. Hatta şehirden gelenler diyorlar ki: "Bundan yana kimse yok, herkes bu hat haneye karşı, AK Partililer de karşı." Hatta yan yana gelince AK Parti’nin milletvekilleri diyor ki: "Ya bizimkiler de istemiyor, nasıl yapacağız bilemiyoruz." Bu durumda dava açıldı, mahkeme çevresel etki değerlendirme raporunu iptal etti. Buna rağmen yandaş bir şirket olduğu için kanunun, raporun arkasından dolanıyorlar.
Kartepe’ye hep birlikte şunu söylüyoruz: Kartepelilerin, çevrenin, doğanın arkasındayız. AK Parti’nin yandaşa verdiği sözü tutacak diye Kartepe’yi mahvetmesine izin vermeyeceğiz. Mücadeleyi yapın, yanınızdayız, arkanızdayız, sonuna kadar direneceğiz."
Ben de Tarkan’ı çok seviyorum, bizim ekip de çok seviyor da şurayı bir daha çek. "Oynama şıkıdım şıkıdım" çal bir yandan, ver müziği. Kartepe’yi Kansertepe, İzmit’i Kanserovası yaptırmayacağız. Hurda Demir Çelik Fabrikasına Hayır, Kartepe Çevre ve Yaşam Platformu.
Tarkan da inşallah bunu duyar, bu akşam Kartepe’ye bir destek de Tarkan atar inşallah. Tarkan’a bir kocaman alkış. Yıllar sonra döndü geldi, harika konserler yapıyor. Atatürk’e çok saygısı var, bu ülkeyi seviyor, doğasını seviyor. Kartepe’ye bir destek de Tarkan’dan bekliyor Kocaeli."
Bu şehirde maalesef plansızlık çok ciddi bir sorun. Sapanca Gölü havzasındaki inşaatlar ve kirlilik içme suyunu kirletiyor. Su seviyesi düştü. Bu şehirde bu kadar çok üretimin olduğu, bu kadar çok verginin verildiği, yatırımın yapıldığı bu şehirde en büyük sorun elektrik. Bir günde aynı anda 5 ilçede elektrik kesiliyor. Bir haftada 3 kere, 4 kere bir ilçede elektrik kesiliyor. Bu kabul edilebilecek bir mesele değil. Su sorunu yaşanıyor, hem kirlilik sorunu hem de su seviyesi düşüyor. Ankara’da yağmurlar son 50 yılın en kurak günü olduğunda doğaya çıkıyorlardı "Aman yağmur yağmasın, Mansur Yavaş zorda kalsın" diye ama Kocaeli’nde, bütün büyükşehirlerde aynı sorun var. Bu sorunları çözmeyen 24 yıldır başımızda olan iktidar ama lafa gelince atmayı tutmayı biliyorlar.
Buradan bir kez daha sesleniyoruz: Su sorunu merkezi hükümetin ciddiyetle ele alması gereken, hep birlikte de üzerinde çalışmamız gereken bir mevzudur. Bunu siyasete, oya alet etmek için şehirlerin susuz kalmasına dua etmek yerine bu memleketin yarınlarını hep birlikte düşünmek gerekir. Bu arada İstanbul’da su seviyesinin yüzde 45’lere ulaştığını, Ankara’da da yüzde 30’lara yaklaştığını, kullanılabilir kritik su seviyesinde o yüzde 1’lere kadar düşen de yüzde 15’in aşıldığını takip ediyoruz. İlerleyen günlerde inşallah hem Ankara’da hem İstanbul’da birkaç yıl boyunca korkulu rüya görmeyeceğimiz seviyelere ulaşacağız.
Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde 6 emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu; 18 yaşından küçük çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı.
Ve öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki 3 çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti. Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022, pandemi. Grup Başkanvekiliyim, Meclis’te bir marka kolonya; Lakton, her yerde o. Dedim ki: "Bu kolonya nereden gelmiş? Bunun ihalesini kim yapmış?" İhale yok. Efendim firma Tekirdağlı, bunları hediye verdi. Eşeledikçe eşeledik, tek firmanın sokulduğu davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik; firma hakkında yurt dışından parfümeri ham maddesi getiriyoruz diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler ancak burada 6 işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı.
O günlerde "Soruşturma nereye varırsa varsın" diyorlardı, 104 gün geçti, hâlâ daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina, İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi. Mahalleliler "Çocuklar çalışıyor" diye gördü, CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden, o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum.
Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı yetmedi, Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında, üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, 4 canımız, 4 insanımız hayatını kaybetti. Bakın, Makina Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya doğru der, yanlışa yanlış. Bir zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş bazı belediyeler, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve Makina Mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı Makina Mühendisleri bu faciadan önce demişler ki: "Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çölebilir, hayati tehlike var". Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı Bakan, ilk açıklama; Ulaştırma Bakanı: "Bizimle ilgisi yok". Arkadan bu rapor çıktı: "Bizimle ilgisi yok". Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı, bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek."

104 gün oldu, rapor yok ortada. Rapor yok ve bu Ulaştırma Bakanı hâlen daha görevde. Öyle bir memleket ki, kuvözdeki yeni doğan bebekleri öldürürler, göreve devam. Otel yanar Kartalkaya’da, sorumlu bakan göreve devam. Attığı her adım bir felaket, tarihteki en büyük rezalet, Milli Eğitim Bakanı göreve devam. İstanbul’daki seyyar giyotin gelmiş Ankara’ya, Türkiye’deki adaletin başını vurmaya.
Elle tutulacak tarafları yok ama şu kadarını söyleyeyim şu meydana; artık biz Tayyip Erdoğan’dan bakan değişikliği istemiyoruz. Biz Tayyip Erdoğan’dan emekliye zam, asgari ücrete düzenleme, çiftçiye destek hiçbir şey istemiyoruz. Bir tek şey istiyoruz, ne istiyoruz? Sandığı istiyoruz! Sandık gelecek, AK Parti’nin kara düzeni bitecek; halkın, emekçinin, bu milletin iktidarı başlayacak."
"Ülkenin Cumhurbaşkanını, yani yürütmenin başını istifaya davet ediyorsunuz. Haklı mısınız? Sonuna kadar haklısınız. Niye? Çünkü "Ben biliyorum" diyor, "Sorumlusu benim, ben" diyor. O zaman Dilovası’nın da sorumlusu sensin, diğer tarafta Gebze’de olanın da sorumlusu sensin; bu kadar açlığın, yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin, buradaki susuzluğun, elektrik kesintisinin de sorumlusu sensin. Ve artık bunların hiçbir tanesinden Türkiye’nin kurtulma ihtimali kalmamıştır; Tayyip Erdoğan’dan kurtulmadan önce.
Bakın aslında acaba Sayın Erdoğan’a haksızlık ediyor olabilir misiniz? Ama rekortmen, beş tane madalyası var, vallahi var, beş madalya var. Yönettiği Türkiye yoksullukta Avrupa birincisi, yüksek enflasyonda Avrupa birincisi, yüksek faizde Avrupa birincisi, işsizlikte Avrupa birincisi, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Beş madalya, beşi bir yerde takmış boynuna; beş kara madalya boynunda ama buradan kendisine sesleniyorum; meydanlar, meydanlar Türkiye’nin dört bir yanında sandık istiyorsa, seçim istiyorsa, istifa diye inliyorsa artık düşeceksin bu milletin yakasından."
Köprülerin satışı hakkında konuşan Özel, şunları söyledi:
"Dün elimize 2 belge ulaştı. Buradan Sayın Erdoğan'a soruyorum: İster iftarda yanıtla ister yarın öğlen. Ama şunu yanıtla. Bu 2 köprüyü, 7 otoyolun 25 yıllık gelirini 5 yıllık kira karşılığında vermeye, bu milletin altın yumurtlayan tavuğunu yabancılara satmaya karar verdin mi vermedin mi? Bunu açıkla."
Kaynak: Haber Merkezi