Sosyal medyada paylaşılan bir görsel ve açıklamayla yeniden gündeme gelen iddia, bilim çevrelerinde rüyaların başka boyutlara açılan bir pencere olup olamayacağı sorusunu tartışmaya açtı. Bu tartışma, rüyaların doğası, bilinç halleri ve çoklu evren teorileri gibi birbirinden ayrı akademik alanların kesişiminde yer alıyor.
Bugün bilim insanları rüyaları, beynin REM uykusu sırasında aktif hale gelen bir bilinç durumu olarak görüyor. Bu dönemde beyin, dış dünyadan tamamen ayrılır, hafıza ve duyguları işler ve yeni imgeler üretir.
Bu süreç, rüyaların beynin kendi iç dinamiklerinden kaynaklandığını ve dışsal gerçekliklerle bağlantı kurduğunu gösteren çok sayıda nörobilimsel çalışma ile destekleniyor. Rüyalar beynin kendi simülasyon sistemlerinden ibaret olabilir ve başka bir evrene doğrudan erişim sunmaz. Bu görüş, rüya biliminin bir alt dalı olan oneirology tarafından da benimsenen bakış açısıdır.
Paralel evren kavramı, kuantum fiziği ve kozmolojide kullanılan bir fikir olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle çoklu evren (multiverse) teorisi, evrenin tek bir gerçeklikten ibaret olmayabileceğini; farklı fiziksel sabitlere sahip başka evrenlerin olabileceğini öne sürer.
Bu teori, rüyalarla doğrudan ilişkilendirilmiş bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor, ancak kuramsal fizik tartışmalarında yer alıyor. Aynı şekilde bazı araştırmacılar, rüya görmenin bilincin farklı bilgi modelleri arasında geçişlere izin verebileceğini düşünüyor ancak bu da deneysel olarak kanıtlanmış bir sonuç değil.
Birkaç yeni çalışma, rüya bilincinin mekanizmasını daha net açıklamaya çalışıyor:
Bazı akademik ön-yayımlarda rüyaların bilinç ve alternatif öz kavramları ile ilişkilendirilerek “kolektif bilinç” ya da “çoklu gerçeklikler” gibi muğlak kavramlarla tartışıldığı görülüyor. Bu çalışmalar genellikle peer-review aşamasında değil veya yayın sürecinin ilk safhalarında yer alıyor.
Nörobilim alanında kabul gören çalışmalar ise rüyaları beynin bellek, duygu ve öğrenme fonksiyonlarıyla bağlantılı olarak ele alıyor ve rüyanın başka bir evrene ait imgeler değil, beynin kendi iç süreçlerinin ürünü olduğunu ortaya koyuyor.
Bugünün bilim ortamında çoğu uzman, rüyaların paralel evrenlere açık bir kapı değil, beynin uyku sırasında işleyen yaratıcı ve simülasyon odaklı süreçlerinin bir ürünü olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bunun yanında bazı teorisyenler ve araştırmacılar — özellikle bilinç çalışmaları, psikoloji ve kuantum teorisini birleştiren hipotezlerde — rüyaların deneyimsel olarak farklı bilgi modellerine veya olasılıklara işaret edebileceğini öne sürüyor. Ancak bu fikirler halen deneysel kanıta kavuşmamış veya tartışmalı teorik çerçeveler içinde yer alıyor.
Özetle rüyalar hakkında halihazırda güçlü nörobilimsel ve psikolojik açıklamalar mevcut. Paralel evren veya boyutlar ile rüyalar arasında doğrudan bir kanıtlı bağlantı yok. Bu fikir daha çok teorik fizik, felsefe ve bilinç araştırmaları çerçevesinde tartışılıyor.
Bilimsel literatür bu tür hipotezleri kesin bilgi olarak değil, daha çok fikir denemesi olarak değerlendiriyor.
Kaynak: Haber Merkezi