“Kadavradan Yağla Estetik!”
Plastik Cerrah Uyardı: Kadavradan Yağ Transferi Hâlâ Deneysel
Estetik dünyasında ABD merkezli yeni trend, kadavradan elde edilen sterilize yağ dokularıyla cerrahi müdahale olmadan vücut hatlarını şekillendirmeyi hedefliyor. Uzmanlar, yöntemin bilimsel verilerinin sınırlı olduğunu ve henüz altın standart kabul edilemeyeceğini belirtiyor.
Estetik sektöründe sıra dışı bir gelişme dikkat çekiyor: Ölü bedenlerden alınan yağ dokularının modern işlemlerle sterilize edilerek popo ve kalça estetiğinde kullanılması. ABD’de geliştirilen yöntem, klasik liposuction ve otolog yağ transferinden farklı olarak hastadan yağ alınmasını gerektirmiyor. Plastik, Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Münür Selçuk Kendir, bu yöntemle vücutta hacim ve yapısal destek sağlandığını ancak uzun dönem veri eksikliği bulunduğunu vurguladı.
Dr. Kendir, “Geleneksel yöntemde hasta kendi yağını veriyor; burada ise sterilize edilmiş donör yağ dokusu kullanılıyor. Amaç, canlı hücre transfer etmek değil, doku çatısı oluşturarak hacim kazandırmak” dedi. Yöntem özellikle zayıf ve fit kadınlar için popo ve kalça hatlarında çözüm sunuyor.
Kadavradan elde edilen yağ, popo hacmini artırmak, kalça yan çöküklüklerini doldurmak ve başarısız liposuction sonrası düzensizlikleri düzeltmek için uygulanıyor. Dr. Kendir, “Bu ürünler biyolojik dolgu etkisi yaratıyor; canlı yağ hücresi tutunması klasik yağ transferi kadar yüksek değil” ifadelerini kullandı.
Amerikan medyasında başarı hikayeleriyle gündeme gelen uygulamanın maliyeti 35 bin doları aşabiliyor. Ancak ABD’de bile klinik uygulamalar sınırlı merkezlerde ve erken adaptasyon aşamasında. Avrupa ve Türkiye’de insan dokusuna dayalı estetik uygulamalar sıkı düzenlemelere tabi. Dr. Kendir, “Türkiye’de estetik cerrahide en güvenli yöntem hâlâ hastanın kendi yağı. Donör kaynaklı yağ transferi henüz standart uygulama değil” dedi.
Kadavradan elde edilen yağ dokusuyla estetik uygulamalar umut verici bir biyoteknolojik girişim olarak değerlendiriliyor. Ancak bilimsel veri ve regülasyon eksikliği nedeniyle, Türkiye’de ve Avrupa’da standart bir uygulama haline gelmesi henüz mümkün değil. Uzmanlar, yöntemin gelecekte daha güvenli hâle gelmesi için uzun dönem klinik araştırmalar ve düzenleyici onayların şart olduğunu vurguluyor.
Kaynak: Diğer / Haber Merekzi