Anahtar Parti Kalkınma Politikaları Başkanı Sedat Yalçın, merkezi hükümetin 2025 bütçe uygulamalarına ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede, vergi adaleti ilkesinin ciddi biçimde zedelendiğini vurguladı. Yalçın, kurumlar vergisinde hedeflenen tahsilatın gerçekleşmemesinin temel nedeninin 2024 yılında uygulanan “Enflasyon Muhasebesi” olduğunu belirterek, bu tercihin toplumsal maliyetine dikkat çekti.
Yalçın’ın paylaştığı verilere göre, 2025 yılı merkezi hükümet bütçesinde kurumlar vergisi hedefi 1 trilyon 637 milyar TL olarak öngörüldü. Ancak yıl sonunda gerçekleşme 1 trilyon 200 milyar TL seviyesinde kaldı. Aradaki 437 milyar TL’lik kaybın, enflasyon muhasebesi uygulamasından kaynaklandığını ifade eden Yalçın, bunun bilinçli bir politika tercihi olduğunu savundu.
Sedat Yalçın, 2023 yılında olduğu gibi 2024’te de enflasyon muhasebesinin uygulanmayabileceğini hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“2024 yılında enflasyon muhasebesi uygulanmasaydı, öz varlığı güçlü şirketler 2025’te 437 milyar TL daha fazla kurumlar vergisi ödeyecekti. Üstelik bu şirketler bu vergiyi ödemeye hazırdı. Ancak kendilerine büyük bir jest yapıldı.”
Yalçın, söz konusu uygulamanın vergi yükünü sermayeden alıp geniş halk kesimlerinin üzerine yıktığını belirterek, vergi adaletinin özüne aykırı bir tablo oluştuğunu dile getirdi:
“Vergi, mali gücü olandan değil; ücretliden ve tüketicilerden alınmış oldu.”
Eksik tahsil edilen vergi gelirinin sosyal destekler için kritik bir kaynak olabileceğini vurgulayan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu 437 milyar TL ile emekliye, esnafa, çiftçiye ve asgari ücretliye çok önemli destekler sağlanabilirdi. Ancak bu imkân heba edildi.”
Açıklamasının sonunda Yalçın, kalkınmanın temelinin adil vergi politikası olduğunu belirterek, Anahtar Parti’nin yaklaşımını net biçimde ortaya koydu:
“Vergi sistemi, mali gücü esas almalıdır. Güçlüden adil pay alınmadan sürdürülebilir kalkınma mümkün değildir.”
Sedat Yalçın’ın bu çıkışı, bütçe disiplini, vergi adaleti ve sosyal denge tartışmalarını yeniden gündemin merkezine taşırken, 2025 bütçe tercihleri üzerindeki siyasi ve ekonomik tartışmaların da derinleşmesi bekleniyor.

Haber Merkezi