Dijital teknolojilerinin dünya çapında yaygınlaşmasıyla birlikte başta ABD ve Çin merkezli teknoloji şirketleri dünyanın en değerli markaları listelerinde üst sıralara yükseldi. Sosyal medya platformlarının kullanıcı sayılarının yükselmesiyle beraber bazı sorunlar da ortaya çıktı.

Son dönemde yaşanan mahremiyet tartışmalarına Google ve Meta damga vururken Google'ın sesli asistanının kullanıcıları bilgileri dışında dinlediği ve bu verileri reklam amaçlı kullandığı iddia edildi. Google Asistan'ın ortamdaki sesleri kaydettiği ve bu özel konuşmaların reklam verenlerle paylaşıldığı öne sürüldü. Öte yandan, Google bu iddiaları reddetmek yerine yasal riskleri ve uzun sürecek dava sürecini önlemek adına 68 milyon dolarlık uzlaşma bedeli ödemeyi kabul etti.

Bir diğer gelişme de tüm dünyada milyarlarca kullanıcıya sahip Meta'da yaşandı. Çok uluslu bir grup, WhatsApp'ın aslında mesajları sakladığını, analiz ettiğini ve şirket çalışanlarının bu mesajlara erişebildiğini öne sürüyor. Şirkete ABD'de açılan davada, "WhatsApp Uçtan Uca Şifreleme" sisteminin gerçeği yansıtmadığı ve kullanıcı mahremiyetinin ihlal edildiği öne sürüldü.
Teknoloji devlerinin casusluk ve mahremiyeti ihlal iddiaları yeni değil. ABD merkezli sosyal medya platformları, kurulduğu günden bu yana pek çok tartışmayla gündeme geldi. En dikkat çekeni ise eski CIA çalışanı Edward Snowden’ın elde ettiği gizli belgeleri dünyayla paylaşması oldu.

Belgelerde, ABD hükümetinin sadece “şüphelileri” değil, tüm dünyayı kapsayan kitlesel bir gözetleme sistemi kurduğu ortaya çıktı. Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ise Google, Apple, Facebook, Microsoft ve Yahoo gibi dev şirketlerin sunucularına doğrudan erişim sağlayarak kullanıcı e-postalarını, sohbet geçmişlerini ve dosyalarını izleyebiliyordu.
Dünya gündemine damga vuran bir diğer sosyal medya skandalı ise 2018’deki Cambridge Analytica olayı oldu. Bu skandal, yalnızca bir “veri sızıntısı” değil, dijital verilerin insanların psikolojisini manipüle ederek seçim sonuçlarını etkileyebileceği bir “psikolojik savaş” örneği olarak tarihe geçti.

Facebook üzerinden “This Is Your Digital Life” adlı kişilik testi uygulamasıyla yaklaşık 87 milyon kişinin verileri ele geçirildi. Cambridge Analytica, bu devasa veri setiyle her kullanıcı için psikolojik profiller oluşturdu ve kişilerin hassasiyetlerine göre manipülasyonlar yaptı. Bu yöntemle hem Brexit seçimlerine hem de ABD’deki 2016 seçimlerine etki ettiği öne sürüldü. Olayın ardından Cambridge Analytica kapatılırken, Facebook’a 5 milyar dolarlık ceza kesildi. Bu, bir teknoloji şirketine verilen en yüksek gizlilik ihlali cezası oldu.
“Twitter Dosyaları” ifşaları da sosyal medya tarihinin en tartışmalı olayları arasında yer aldı. Elon Musk’ın platformu satın almasının ardından bağımsız gazetecilere açılan şirket içi yazışmalar ve belgeler, X’in (eski adıyla Twitter) eski yönetimi ile ABD hükümeti arasında gizli anlaşmalar olduğunu ortaya koydu.

Belgelerde, X’in “görünürlük filtreleme” adlı sistemiyle, hükümetin resmi söylemiyle çelişen hesapların kullanıcıya fark ettirilmeden kısıtlandığı belirlendi. Bu hesaplar tamamen kapatılmasa da attıkları tweetlerin başkalarının önüne düşmesi algoritma tarafından engelleniyordu.
Kaynak: AA / Haber Merkezi