Çocuk sahibi olmak isteyen herkes dünyaya gelecek bebeklerinin en iyi fiziksel özelliklere ve yüksek zekaya sahip olmasını ister. Ancak bu durum genetik koşullar ve çevresel faktörlere göre değişiklik gösterebiliyor.
Aralarında ABD’nin de olduğu bazı ülkelerde tüp bebek tedavisi hizmeti veren bazı şirketler ebeveynlerden genetik yolla bulaşan bazı hastalıkların bebeklerde de görülememesi için önceden önlem alabiliyorlar.
Ancak ortaya çıkan son yöntem bu durumu daha ileri taşıyarak oldukça tartışmalı bir hale getirerek bilim kurgu filmlerinin senaryosunu gerçeğe dönüştürdü.
Live Science'da yer alan habere göre, Genomic Prediction, Orchid , Herasight ve Nucleus gibi şirketler ‘poligenik embriyo’ adı verilen bir teknoloji sunuyor. Bu teknoloji ile embriyolar genetiklerine göre ayrılarak bebeklerin nihai özellikleri tahmin ediliyor. Bu özellikler arasında bebeklerin göz renginden, zeka durumuna ve fiziksel yapısına kadar çok sayıda faktör bulunuyor.
Söz konusu yöntem, belirli bir özelliğin ortaya çıkma olasılığını tahmin etmeye çalışmak için binlerce küçük genetik etkinin özetini içeren poligenik skorlara dayanıyor. Poligenik skorlar, genetiğin çeşitli hastalıklar üzerindeki etkisini daha iyi anlamaya çalışan araştırmacılar için değerli araçlardır. Ancak bu yöntem bir embriyonun geleceğini tahmin etmek için yeterli görülmüyor.
Araştırmacılar, mevcut çok genli skorlarda özetlenen sözde genetik etkilerin çoğunun aslında biyolojik olmadığını keşfettiler. Bunun yerine, bu etkiler, genetik olarak benzer kişilerin benzer bölgelerde yaşamaları ve benzer sosyal ve ekonomik koşulları paylaşmaları gerçeğini yansıtıyor.
‘Poligenik embriyo’ yönteminin sadece bilimsel yeterlilik açısından değil sonrasında ortaya çıkabilecek toplumsal ve etik problemleri de tartışma konusu oldu.
Ebeveynler, çok genli embriyo seçimiyle dünyaya gelen çocuklardan daha yüksek beklentilere sahip olabilirler. Çok genli embriyo seçimiyle dünyaya gelen bireyler, benzer şekilde seçilmiş potansiyel eşler arayabilirler. Öte yandan, seçime tabi tutulmadan doğanlar daha düşük beklentilerle, ayrımcılıkla ve genetik olarak aşağı görülme damgasıyla karşı karşıya kalabilirler.
Tıbbi araştırmalarda kullanılan genomik veri tabanları büyüdükçe ve çeşitlendikçe, poligenik embriyo seçimi muhtemelen özelliklerin tahmininde daha doğru hale gelecektir; ancak ne kadar doğru olacağı özelliğe bağlı olacaktır. Bu da teknolojinin etrafındaki mevcut düzenleme eksikliğini daha da endişe verici hale getiriyor.
Crohn hastalığı veya şizofreni gibi rahatsızlıklardan muzdarip olan müstakbel ebeveynler, embriyo seçimini çocuklarının benzer bir kaderle karşılaşma olasılığını azaltmanın bir yolu olarak görebilirler. Bu durumlarda embriyo seçiminden kaçınmayı haklı çıkarmak zordur. Ancak sağlam bir düzenleyici mekanizma olmadan, bu tür rahatsızlıklar için tarama, istemeden çok daha sorunlu özelliklerin seçilmesine kapı açabilir.
Söz konusu yöntem Fransa ve İngiltere gibi bazı ülkelerde yasal olarak yasaklandı. ABD’de yasal olarak bir sınırlama olmamasına rağmen söz konusu yöntemin maliyeti her ailenin uygulamasının önüne geçiyor.
Zenginlerin bu teknolojiye erişebilmesi ve poligenik embriyo seçiminin etkinliğinin artmasıyla birlikte, zengin ve fakir Amerikalılar arasındaki mevcut sosyal eşitsizlikler biyolojik eşitsizliklere dönüşebilir.
Söz konusu yöntemle ilgili tartışmalar devam ederken mevcut ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin biyolojik eşitsizliğe dönüşmesi büyük bir endişe ile takip ediliyor.
Kaynak: Haber Merkezi