Uluslararası Af Örgütü’nden ABD-İsrail ve İran çatışması için çağrı

Uluslararası Af Örgütü’nden ABD-İsrail ve İran çatışması için çağrı

HABER 5.03.2026 00:21:00
Uluslararası Af Örgütü’nden ABD-İsrail ve İran çatışması için çağrı

Uluslararası Af Örgütü, ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleriyle büyüyen bölgesel çatışmalara ilişkin tüm taraflara çağrıda bulundu. Kuruluş, sivillerin korunması ve uluslararası insancıl hukuka uyulması gerektiğini vurguladı.

Uluslararası Af Örgütü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile İran’ın buna karşılık gerçekleştirdiği misillemelerin ardından Orta Doğu’da hızla genişleyen çatışmalar konusunda uyarıda bulundu. Kuruluş, bölgede artan askeri operasyonların siviller üzerinde ağır sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Af Örgütü tarafından yapılan açıklamada, çatışmaların kısa sürede genişleyerek bölge genelinde etkisini artırdığı ve şu anda 10’dan fazla ülkeyi kapsayan bir güvenlik krizine dönüştüğü ifade edildi.

Uluslararası Af Örgütü, tüm tarafların özellikle sivillerin ve sivil altyapının hedef alınmasına yol açabilecek hukuka aykırı saldırılardan kaçınması gerektiğini belirtti. Kuruluş, kasıtlı, gelişigüzel veya orantısız saldırıların uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak taraflara bu tür eylemleri durdurma çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard ise yaptığı değerlendirmede, çatışmaların bedelini sivillerin ödememesi gerektiğini söyledi.

Çatışmanın tarafları acilen, sivilleri hedef alan saldırılar, gelişigüzel ve orantısız müdahaleler ve yoğun nüfuslu bölgelerde geniş alan etkili patlayıcı silahların kullanımı da dahil, hukuka aykırı saldırılardan kaçınmalı ve bunlara son vermeli” diyen Callamard, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Uzun süreli uluslararası çatışma tehdidi güçlenirken, uluslararası insan hakları hukukuna ve uluslararası insancıl hukuka uyulması şimdi her zamankinden daha acil bir zorunluluk. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gösterilecek başarısızlık, zaten yıkıcı boyutlardaki insani bedeli daha da artıracak ve bölgeyi bir başka insani ve insan hakları felaketine sürükleyecek. Çatışmanın taraflarının hukuksuz eylemleri, özellikle de etkili devletlerce gerçekleştirilenler birçok ülkede sivilleri tehlikeye atmakla kalmıyor, insan haklarının, küresel barış ve güvenliğin korunması için elzem olan küresel normların aşınmasını da hızlandırıyor. Uluslararası toplumu, askeri gerilimin daha da tırmanmasını önlemek, sivillerin daha fazla zarar görmesini engellemek ve onlarca yıldır baskılara maruz kalan halklara karşı uluslararası hukuk kapsamında başka suçların işlenmesini durdurmak için diplomatik çabaları artırmaya çağırıyoruz.”

OKUL SALDIRISI İÇİN SORUŞTURMA ÇAĞRISI

İran Kızılayı, 3 Mart’ta yaptığı açıklamada saldırıların başlamasından bu yana ülkede 787 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

28 Şubat’ta İranlı yetkililer, Minab kentinde bir okulun vurulması sonucu 165 kişinin öldüğünü, hayatını kaybedenlerin yaklaşık 150’sinin ilkokul öğrencisi olduğunu açıkladı. Birleşmiş Milletler (BM), okulun bombalanmasını “insancıl hukukun ağır ihlali” olarak nitelendirdi. UNESCO ise eğitim kurumlarına yönelik saldırıların öğrenciler ve öğretmenler için ciddi risk oluşturduğunu ve uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki korumaları zayıflattığını belirtti.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, söz konusu saldırıyla ilgili hızlı, tarafsız ve kapsamlı bir soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü, okula yönelik saldırının ardından kaydedilen altı videoyu doğruladığını açıkladı. Görüntülerde kısmen çöken binadan yükselen siyah dumanlar, enkazda ölü ve yaralıları arayan kurtarma ekipleri ile kazı makineleri yer alıyor. Okul girişinden çekilen görüntülerde okul bahçesini çevreleyen duvarlar ve bina görülürken, arka planda yakındaki İran Devrim Muhafızları yerleşkesi yönünde dumanların yükseldiği dikkat çekiyor.

İran Sağlık Konseyi Başkanı’nın açıklamasına göre, İsrail ve ABD saldırılarında 10 sağlık merkezi de hasar gördü.

Öte yandan İranlı yetkililer, 28 Şubat’ta yeniden internet erişimini keserek milyonlarca kişinin çatışmalara ilişkin bilgilere ulaşmasını ve yakınlarıyla iletişim kurmasını engelledi. Bu durum aynı zamanda uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları ihlallerine ilişkin bilgi akışını da kısıtladı.

Silahlı çatışmalar, Ocak 2026 ayaklanması sonrası gözaltına alınan binlerce protestocu ve muhalif dahil olmak üzere İran’daki tutukluların güvenliği konusunda da kaygıları artırdı. İnsan hakları savunucuları, cezaevlerinin bulunduğu bölgelerde meydana gelen patlamalar ve İsrail’in 12 günlük savaş sırasında Tahran’daki Evin Cezaevi’ne yönelik saldırısına ilişkin haberlerin bu endişeleri büyüttüğünü belirtiyor.

Uluslararası Af Örgütü, İranlı yetkililere keyfi olarak tutulan kişilerin derhal serbest bırakılması ve tüm mahkumların güvenliğinin sağlanması için insani gerekçelerle geçici tahliye dahil gerekli tedbirlerin alınması çağrısında bulundu.


İSRAİL, GAZZE ŞERİDİ’Nİ KUŞATMA ALTINA ALDI

Medya ve kurtarma kuruluşlarının aktardığına göre, İran saldırıları sonucu İsrail’de en az 10 kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı. Yerel yetkililer, Tel Aviv’de en az 40 binanın hasar gördüğünü bildirdi.

Hizbullah’ın, İran dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine misilleme olduğunu belirttiği roket saldırılarının ardından İsrail ordusu 2 Mart gecesi Lübnan’a yönelik saldırılarını önemli ölçüde artırdı.

Lübnanlı yetkililerin verdiği bilgilere göre, 3 Mart itibarıyla İsrail’in Lübnan’daki hava saldırılarında en az 40 kişi öldü, 246 kişi yaralandı. Çatışmaların son günlerde şiddetlenmesinden önce de İsrail’in Kasım 2024’teki ateşkesten bu yana Lübnan’ın güneyine neredeyse her gün saldırı düzenlediği ve 127’si sivil olmak üzere en az 380 kişinin öldüğü bildirildi.

İsrail yetkililerinin 2 Mart gece yarısından sonra yayımladığı yeni toplu “tahliye” uyarıları, Lübnan genelinde yüz binlerce sivili yeniden yerinden etti. Geniş ve muğlak ifadeler içeren uyarılar panik yaratarak yolların tıkanmasına ve çok sayıda kişinin yeniden göç etmesine yol açtı.

İsrail ordusu aynı gün Hizbullah bağlantılı finans kuruluşlarını hedef aldı. İsrail, Ekim 2024’te de benzer saldırılar düzenlemiş; Uluslararası Af Örgütü ise bu saldırıların uluslararası insancıl hukuk ihlali olabileceğini belirterek savaş suçu kapsamında soruşturulması çağrısı yapmıştı.

Öte yandan İsrail, İşgal Altındaki Filistin Toprağı’nda seyahat özgürlüğüne yönelik kısıtlamaları daha da artırdı. Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria’daki köy ve kasabalar arasındaki hareketlilik fiilen engellendi.

Yetkililer, Kerem Şalom (Kerem Ebu Salim) ve Refah sınır kapıları dahil Gazze’ye giriş çıkışı sağlayan tüm kapıları kapatarak insani yardım geçişlerini durdurdu ve Gazze Şeridi’ni fiilen kuşatma altına aldı. Kerem Şalom sınır kapısı 3 Mart’ta yeniden açıldı.

Uluslararası Af Örgütü, bu uygulamaların Filistinlilerin yaşadığı insani krizi daha da ağırlaştırdığını ve Gazze’deki çok katmanlı krizi derinleştirdiğini belirtti.

Irak’ta ise kendisini “İslami Direniş” olarak tanımlayan İran yanlısı milis gruplardan Seraya Evliya El Dam, Erbil ve daha sonra Bağdat’ta ABD askeri tesislerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarının sorumluluğunu üstlendi.

İranlı Kürt muhalif gruplara göre, İran Devrim Muhafızları’nın uyarılarının ardından Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ndeki bazı noktalar da insansız hava aracı saldırılarıyla hedef alındı.

Uluslararası Af Örgütü, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirterek tüm taraflara uluslararası insancıl hukuka uyma çağrısını yineledi.

 

 

 

 

Kaynak: Diğer / Haber Merkezi