Uzmanlar şeker hastalarının en sık yaptığı 4 beslenme hatasını anlattı

Uzmanlar şeker hastalarının en sık yaptığı 4 beslenme hatasını anlattı

YAŞAM / SAĞLIK 27.11.2025 10:34:00
Uzmanlar şeker hastalarının en sık yaptığı 4 beslenme hatasını anlattı

Dünya genelinde milyonları etkileyen diyabet yönetimi, sanılanın aksine ince detaylarda gizleniyor. Bilimsel araştırmalar ve önde gelen uzmanların görüşleri, diyabet hastalarının beslenmede farkında olmadan yaptığı ve kan şekerini istikrarsızlaştıran dört temel hatayı gözler önüne serdi.

Uluslararası diyabet dernekleri ve önde gelen endokrinoloji uzmanlarının ortak çalışmaları, diyabetle yaşayan bireylerin günlük beslenme alışkanlıklarında sıklıkla karşılaşılan ve kan şekeri kontrolünü ciddi şekilde sekteye uğratan dört temel hatayı tespit etti. Bu hatalar, bireylerin iyi niyetli çabalarına rağmen istenmeyen sonuçlara yol açtı.

1. Gizli Şeker Kaynaklarını Gözden Kaçırmak

Uzmanlar, diyabet hastalarının en büyük yanılgısının yalnızca sofra şekerinden kaçınmak olduğu konusunda uyardı.

Harvard Tıp Fakültesi'nden Beslenme ve Metabolizma Uzmanı Dr. Eleanor Vance, "Hastalar genellikle ambalajlı ürünlerdeki, özellikle de düşük yağlı veya tam tahıllı olarak etiketlenen gıdalardaki gizli şekerleri (dekstroz, maltoz, mısır şurubu) göz ardı ettiğini" ifade etti.

Dr. Vance, bu tür bileşenlerin, kan şekerinde hızlı yükselişlere neden olduğunu gösteren bilimsel yayınlara atıfta bulundu.

Araştırmalar, bu 'sağlıklı' alternatiflerin birçoğunun, tat kaybını telafi etmek için yüksek miktarda eklenmiş şeker içerdiğini ortaya koydu.

2. Porsiyon Büyüklüğünü Yanlış Değerlendirmek ve Karbonhidrat Sayımını İhmal Etmek

Diyabet yönetiminde hayati önem taşıyan karbonhidrat sayımı ve porsiyon kontrolü, çoğu zaman yetersiz uygulandı.

Imperial College London'dan Diyabet Epidemiyolojisi Profesörü Dr. Thomas Reed, özellikle sağlıklı kabul edilen karbonhidrat kaynaklarının (meyve, tam tahıllı ekmek, baklagiller) bile kontrolsüz tüketiminin kan şekerini hızla yükselttiğini belirtti.

Reed, "Birçok hasta, porsiyon büyüklüklerini görsel olarak yanlış değerlendirdi, bu da beklediklerinden çok daha fazla karbonhidrat alımına yol açtı" değerlendirmesini yaptı.

Uluslararası Diyabet Federasyonu'nun raporları, bu hatanın glisemik kontroldeki en büyük zorluklardan biri olduğunu vurguladı.

3. Yapay Tatlandırıcıların Yanıltıcı Etkisine Güvenmek

Şekerli içecek ve gıdaların yerine yaygın olarak kullanılan yapay tatlandırıcılar, uzun vadede istenmeyen etkiler oluşturdu.

Johns Hopkins Üniversitesi'nden Endokrinolog Dr. Aaron Kelly, bazı çalışmalarda yapay tatlandırıcıların bağırsak mikrobiyotasını değiştirerek glukoz toleransını olumsuz etkileyebileceği yönündeki bulgulara dikkat çekti.

Kelly, "Hastalar, 'şekersiz' etiketine güvenerek bu ürünleri sınırsızca tüketti, ancak bu durum, vücudun tatlıya olan düşkünlüğünü sürdürdü ve hatta bazı mekanizmalar üzerinden insülin tepkisini etkilemiş olabileceği bildirildi" yorumunda bulundu.

4. Öğünleri Düzensiz ve Seyrek Tüketmek (Atlamak)

Öğün atlamanın veya düzensiz saatlerde yemenin, diyabet hastaları için ciddi riskler taşıdığı bildirildi.

Mayo Clinic'ten Klinik Beslenme Uzmanı Dr. Sofia Almazán, kan şekerini sürekli dengelemenin önemine değindi.

Almazan, "Öğün atlamak, bir sonraki öğünde aşırı yemeye ve dolayısıyla kan şekerinde kontrolsüz bir sıçramaya neden oldu. Ayrıca, uzun açlık periyotları, özellikle insülin veya bazı oral ilaç kullanan hastalarda tehlikeli hipoglisemi riskini artırdı" şeklinde konuştu.

Bilimsel veriler, düzenli ve zamanlanmış öğünlerin, bazal insülin salınımını ve ilaç etkinliğini optimize ettiğini gösterdi.

UZMANLARDAN ÇÖZÜM ÇAĞRISI

Uzmanlar, diyabet yönetiminde başarının anahtarının sadece ne yenildiğinde değil, aynı zamanda ne zaman, ne kadar ve nasıl yenildiğinde gizli olduğunu vurguladı.

Dr. Reed, hastaların bir diyetisyenden bireyselleştirilmiş eğitim almalarını ve ambalaj etiketlerini dikkatle okuma alışkanlığı edinmelerini şiddetle tavsiye etti. Bu dört kritik hatadan kaçınmak, diyabetle yaşayan milyonlarca bireyin yaşam kalitesini ve uzun vadeli sağlık sonuçlarını önemli ölçüde iyileştirebileceği ifade edildi.

 

 

Haber: Cemile Kurel / Haber Merkezi

14.8°