Dijital dönüşümün hızı, bireylerin psikolojik adaptasyon kapasitesini zorlamaya başladı. Sosyal medya mecralarının algoritmik yapısı ve yapay zeka teknolojilerinin günlük hayatın her alanına nüfuz etmesi, toplum genelinde kronik kaygı bozukluklarını beraberinde getirdi. Özellikle gerçeklik algısının zayıflaması ve "geride kalma korkusu" (FoMO), bireyleri sürekli bir tetikte olma haline sürükledi.
DİJİTAL UYARIM VE BİYOLOJİK STRES
Sosyal medya platformlarının dopamin döngüsü üzerine kurulu yapısı, beynin ödül mekanizmasını bozarak uzun vadede huzursuzluk hissini artırdı.
Stanford Üniversitesi’nde görev yapan bağımlılık uzmanı Dr. Anna Lembke, dijital tüketimin beyindeki dengeyi "acı" yönüne kaydırdığını belirtti.
Lembke, akıllı telefonların adeta birer "dijital hipodermik iğne" gibi çalıştığını ve sürekli uyarılmanın yoksunluk anlarında şiddetli kaygıya yol açtığını ifade etti.
YAPAY ZEKA VE GELECEK KORKUSU
Yapay zekanın iş dünyasındaki yükselişi, sadece teknik bir değişim değil, aynı zamanda varoluşsal bir tehdit olarak algılanmaya başlandı.
Oxford Üniversitesi’nden ekonomi profesörü Nick Bostrom, otomasyonun ve yapay zekanın insan emeğinin yerini alma hızının, toplumsal bir "belirsizlik anksiyetesi" oluşturduğunu dile getirdi.
Bostrom, teknolojik işsizlik korkusunun bireylerde kontrol kaybı hissini pekiştirdiğini ve bunun da klinik düzeyde kaygıyı tetiklediğini vurguladı.
BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR NE DİYOR?
İngiltere Kamu Sağlığı Birliği (RSPH) tarafından yapılan geniş çaplı bir araştırma, sosyal medya kullanımının gençlerde depresyon ve anksiyete oranlarını son 10 yılda %70 artırdığını ortaya koydu.
Amerikan Psikoloji Derneği (APA) verilerine göre, yapay zekanın geleceğine dair duyulan endişe, çalışanların %38’inde stres kaynaklı fiziksel belirtilere neden oldu.
MIT (Massachusetts Institute of Technology) araştırmacıları, "deepfake" ve dezenformasyonun bireylerdeki "gerçeklik güvenini" zedelediğini, bunun da toplumsal paranoya düzeyini yükselttiğini raporladı.
Sosyal medyanın kıyaslama kültürü ve yapay zekanın getirdiği öngörülemezlik, modern insanı daha önce hiç olmadığı kadar kırılgan bir ruh haline mahkum etti.
Uzmanlar, dijital detoks ve bilinçli teknoloji kullanımının bu süreçte hayati önem taşıdığını kaydetti.
Haber : Cemile Kurel / Haber Merkezi