Açlıktan Ölenin Ardından Pide Dağıttık: Vicdan Nerede?
Açlıktan Ölen Bir İnsan, Ardından Dağıtılan Pideler ve Kaybolan İnsanlık
Bir insan açlıktan hayatını kaybediyor.
Ama biz ne yapıyoruz?
Cenazesinde “hayır” olsun diye pide dağıtıyoruz.
Bu cümle tek başına bir ülkenin sosyal, ahlaki ve vicdani çöküşünü anlatmaya yetiyor. Çünkü burada trajedi sadece bir insanın açlıktan ölmesi değildir; asıl trajedi, ölmeden önce kimsenin fark etmemesi, ölümden sonra ise herkesin “hayır” yarışına girmesidir.
Bu tablo; yoksulluğun değil, duyarsızlığın, gösterişçi dindarlığın, sosyal sorumluluğun içinin boşaltılmasının fotoğrafıdır.
RAKAMLAR NE DİYOR? YOKSULLUK GİZLENEMEZ BOYUTTA
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve uluslararası raporlar, bu acı gerçeği sayılarla ortaya koyuyor:
Her 5 kişiden 1’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında
Yaklaşık 10 milyon kişi düzenli ve dengeli beslenemiyor
2 milyondan fazla hane sosyal yardımlarla ayakta kalıyor
Gıda enflasyonu, son 3 yılda %200’ün üzerinde artış gösterdi
Asgari ücret, açlık sınırının altına düşmüş durumda
Türk-İş’in verilerine göre:
Açlık sınırı: Asgari ücretin üzerinde
Yoksulluk sınırı: Asgari ücretin yaklaşık 4 katı
Bu rakamlar bize şunu söylüyor:
Bu ölüm bir “istisna” değil, görmezden gelinen bir düzenin sonucudur.
ASLİ SORU: BU İNSAN NASIL FARK EDİLMEDİ?
Komşuları vardı.
Mahallesi vardı.
Muhtarı vardı.
Belediyesi vardı.
Devleti vardı.
Ama açlıktan öldü.
Demek ki sistem; ölüyü sayıyor, ama diri açları görmüyor.
Demek ki:
Sosyal yardımlar takip edilmiyor
Mahalle dayanışması çökmüş
“Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözü duvar süsüne dönüşmüş
Asıl ibretlik olan budur.
CENAZEDE DAĞITILAN PİDE: HAYIR MI, VİCDAN TEMİZLEME Mİ?
Ölümden sonra yapılan hayır, ölmeden önce yapılmayan merhameti örtmez.
O pide:
O insan hayattayken verilseydi, belki bugün yaşıyor olacaktı
Cenazede dağıtıldığında ise sadece gecikmiş bir vicdan makbuzudur
Bu, hayır değildir.
Bu, sorumluluktan kaçışın sembolüdür.
Toplum olarak yardımı:
Gösterişli
Toplu
Fotoğraflık
Gürültülü
Ama merhameti:
Sessiz
Sürekli
Takipli
Sahiplenici
olmaktan çıkardık.
DİN, AHLAK VE TOPLUM: NEREDE KOPTUK?
İslam’da sadaka:
Ölmeden önce verilir
Gösterişsizdir
Süreklidir
İnsanı yaşatmayı esas alır
Ama biz:
Ölüye hayır yapıp
Dirinin açlığını görmezden gelen
Vicdanı törene, merhameti ritüele dönüştüren
bir anlayışa sürüklendik.
Bu bir inanç sorunu değil; ahlak ve samimiyet sorunudur.
ASLINDA BU BİR “SİSTEM UTANCI”DIR
Bu ölüm:
Sosyal devletin
Yerel yönetimlerin
Sivil toplumun
Mahalle kültürünün
Bireysel vicdanın
ortak ayıbıdır.
Ve bu ayıp, pide dağıtılarak temizlenmez.
DERS VE İBRET: NE YAPMALIYIZ?
Açlık gizli değil, sistematik olarak takip edilmeli
Sosyal yardımlar “başvuruya” değil, tespite dayalı olmalı
Mahalle bazlı sosyal gözlem mekanizmaları kurulmalı
Gösterişli hayır değil, sürekli destek kültürü yaygınlaşmalı
Her birey kendine şu soruyu sormalı:
“Bu insan benim mahallemde açken ben ne yaptım?”
SON SÖZ
Bir insan açlıktan öldüyse;
o cenazede dağıtılan her pide,
bir hayır değil,
toplumsal bir utanç belgesidir.
Ölüye yapılan hayırla değil,
diriyi yaşatacak merhametle
insan olunur.
Ve asıl ibret şudur:
Açlıktan ölen bir insan değil, insanlığımızdır.

