Aksaray’da ‘Tren’ Siyaseti: Müjde mi, Mizah mı, Muhasebe mi?
Aksaray siyasetinde “tren” artık bir ulaşım aracı olmaktan çok, sembolik bir kavrama dönüşmüş durumda. Yıllardır verilen ama bir türlü raylara oturmayan vaatler, bugün siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor. AKP İl Başkanı Hamza Aktürk’ün “istemezükçüler” çıkışı da tam olarak bu sembol üzerinden okunduğunda anlam kazanıyor.
İktidar cephesi açısından bakıldığında tablo net: Yapılan her eleştirinin, yatırımlara karşı çıkmak olarak kodlandığı bir savunma refleksi söz konusu. “Biz yapıyoruz, onlar istemiyor” dili, uzun süredir iktidar siyasetinin temel argümanlarından biri. Ancak bu dil, özellikle uzun yıllardır aynı vaatleri duyan şehirlerde artık eskisi kadar karşılık bulmuyor.
Muhalefet cephesinin itirazı ise yatırımlara değil, yatırımların anlatılma biçimine. CHP’li yöneticilerin açıklamalarında öne çıkan ortak nokta şu: Ortada somut, bitmiş ve Aksaray’ın günlük hayatını değiştiren projeler yerine, sürekli tekrarlanan müjdeler var. Tren bunun en çarpıcı örneği. Her yıl farklı bir takvim, farklı bir tören, farklı bir açıklama… Ama sonuç değişmiyor.
Hamza Aktürk’ün “temel atmama töreni” ifadesi, ironik bir şekilde muhalefetin eleştirilerini güçlendiren bir argümana dönüşüyor. Çünkü Aksaray kamuoyunda asıl soru şu: Temeli atılan ama bitmeyen projeler mi daha çok, yoksa temeli hiç atılmayan ama her yıl müjdesi verilen projeler mi?
Yasemin Turan Özdemir’in “kelimeye dikkat” vurgusu, bu noktada önem kazanıyor. Siyasette dil yalnızca bir üslup meselesi değil, aynı zamanda niyetin ve yaklaşımın göstergesidir. Seçmene yukarıdan bakan, alaycı ya da küçümseyici bir dil, kısa vadede tabanı konsolide edebilir; ancak uzun vadede güven erozyonuna yol açar.
İsmail Karaca’nın gençlik üzerinden yükselttiği eleştiri ise ayrı bir parantezi hak ediyor. Genç kuşak, vaat ile gerçekleşen arasındaki farkı önceki kuşaklara göre çok daha hızlı görüyor ve tepki veriyor. Sosyal medya çağında bir müjdenin defalarca tekrar edilmesi, artık heyecan değil, mizah üretiyor.
Aksaray özelinde mesele şudur: Şehir, yatırımlara açtır; kimsenin hizmetle bir sorunu yok. Sorun, hizmetin gerçekten gelip gelmediği ve ne zaman geleceğidir. 23 yıllık iktidar muhasebesi talebi de bu yüzden gündeme geliyor. Sayılar, tarihler ve tamamlanmış projeler konuşulmadıkça, polemikler kaçınılmaz oluyor.
Sonuç olarak Aksaray’da yaşanan bu tartışma, bir isim ya da bir cümle tartışması değildir. Bu, vaat siyaseti ile icraat siyaseti arasındaki gerilimin yerel bir yansımasıdır. Tren raylara girdiği gün bu tartışma biter mi? Belki. Ama o güne kadar Aksaray siyasetinde tren, hızla giden bir ulaşım aracı değil; ağır ağır ilerleyen bir siyasi metafor olmaya devam edecek gibi görünüyor.

