Murat Mustafa Ciritçi


Bu hayat gerçekten senin mi?

Bu hayat gerçekten senin mi?


Modern insan düşünür ama karar veremez, sorgular ama yüzleşemez.

 

Bu sayı, sizi rahatsız edecek sorularla dolu:

“Bu hayat gerçekten senin mi?” Okurken durup kendinize bakacaksınız.

Çünkü içsel çatışmalarınız, görmezden gelmeye çalıştığınız ama cevap bekleyen bir rehberdir.

Neden sürekli düşünüyorum ama bir türlü netleşemiyorum?

 

Soru:

Neden sürekli düşünüyorum ama bir türlü netleşemiyorum?

Cevap:

Çünkü düşünmek, karar vermekten daha güvenlidir.

Karar sonuç doğurur. Sonuç ise sorumluluk demektir.

Zihnin aktif, iraden pasifse bunun adı derinlik değil; kaçınmadır.

 

Bildiklerimi neden uygulayamıyorum?

Soru:

Bildiklerimi neden uygulayamıyorum?

Cevap:

Çünkü bilgi tek başına yeterli değildir.

İnsanı harekete geçiren şey bilgi değil, anlamdır.

Anlam kuramadığın bilgi seni sadece yorar.

 

Neden sürekli kendimi başkalarıyla kıyaslıyorum?

Soru:

Neden sürekli kendimi başkalarıyla kıyaslıyorum?

Cevap:

Çünkü kendi ölçülerini belirlemedin. Kendi kriterin yoksa, başkalarının hayatı senin terazinde ölçü olur.

Bu kıyas, ilerletmez; özgüveni aşındırır.

 

Neden boş kaldığımda huzursuz oluyorum?

Soru:

Neden boş kaldığımda huzursuz oluyorum?

Cevap:

Çünkü sessizlikte kaçtığın sorular vardır.

Meşguliyet çoğu zaman üretmek için değil, yüzleşmemek içindir.

Boşluk seni değil, senin bastırdıklarını açığa çıkarır.

 

Neden verdiğim kararlardan çabuk vazgeçiyorum?

Soru:

Neden verdiğim kararlardan çabuk vazgeçiyorum?

Cevap:

Çünkü o kararlar iç onaydan geçmedi.

Başkalarını ikna eden kararlar vardır, bir de insanın kendisini ikna ettiği kararlar.

İkincisi yoksa,istikrar da yoktur.

 

Neden sürekli kendimi açıklama ihtiyacı hissediyorum?

Soru:

Neden sürekli kendimi açıklama ihtiyacı hissediyorum?

Cevap:

Çünkü kararın sağlam değil. İnsan, emin olduğu şeyi savunmaz. Savunma ihtiyacı, çoğu zaman iç şüphenin işaretidir.

 

Neden güçlü görünmeye çalışıyorum?

Soru:

Neden güçlü görünmeye çalışıyorum?

Cevap:

Çünkü zayıflıkla ne yapacağını bilmiyorsun.

Oysa bastırılan zayıflık kaybolmaz; kaygı, öfke veya tükenmişlik olarak geri döner.

 

İçsel çatışma kötü bir şey mi?

Soru:

İçsel çatışma kötü bir şey mi?

Cevap:

Hayır.

İçsel çatışma, zihnin sana “bir uyumsuzluk var” deme biçimidir. Sorun çatışmanın varlığı değil, onu duymamaktır.

 

Peki çözüm ne?

Soru:

Peki çözüm ne?

Cevap:

Çözüm hızlı cevaplar değil. Doğru sorular.

Kendine dürüstçe soramadığın hiçbir soru,

seni ileri taşımaz.

 

Bu hayat gerçekten benim mi?

Son Soru(En Zoru):

Bu hayat gerçekten Benim mi ?

Cevap:

Bunu cevaplarken rahatsız oluyorsan,

doğru sorudasın.

 

D ü ş ü n ü y o r s u n  A m a  Y a ş a m ı y o r s u n