Metin KURT


Hocalı: İnsanlığın Vicdanında Açık Yara

“Bu Vahşet Affedilemez”


“Bu Vahşet Affedilemez”

Hocalı: İnsanlığın Vicdanında Açık Yara

26 Şubat 1992…
Takvim yapraklarında sıradan bir tarih gibi durabilir. Ama Türk dünyasının hafızasında o gün, kanla yazılmış bir utanç vesikasıdır. Hocalı’da yaşananlar bir çatışma değil, bir askeri başarı hiç değil; doğrudan sivilleri hedef alan organize bir katliamdı.

Aradan yıllar geçti.
Ama 613 canın çığlığı hâlâ dinmedi.

106 kadın.
63 çocuk.
70’in üzerinde yaşlı.

Rakam gibi yazılıyor belki, fakat her biri bir hayat, bir anne, bir evlat, bir gelecek demekti. Karlar üzerinde donarak can veren çocukları hangi savaş hukuku açıklar? Kaçmaya çalışan sivillerin ağır silahlarla taranmasını hangi askeri gerekçe meşrulaştırır?

Açık konuşalım:
Hocalı’da yaşanan bir savaş değil, bir insanlık suçudur.

Bu Bir Çatışma Değil, Mesajdı

Hocalı sıradan bir hedef değildi. Stratejik bir kasabanın ötesinde, bir halkın iradesini kırmaya yönelik bir gözdağıydı. Kuşatılan şehirde sivillerin çıkış yolları kapatıldı. Kaçanlar hedef alındı. Esir alınanlara işkence yapıldığı uluslararası raporlara yansıdı.

Bu tablo spontane bir kaosun değil, sistematik bir sindirme politikasının izlerini taşıyor.

Ve asıl acı olan şu:
Dünya o gece yeterince yüksek sesle konuşmadı.

Çifte Standart Vicdanı Yaralar

Bugün dünyanın herhangi bir yerinde sivillere yönelik saldırı olduğunda uluslararası toplum ayağa kalkıyor. Bildiriler yayınlanıyor, yaptırım çağrıları yapılıyor, insan hakları vurguları ardı ardına sıralanıyor.

Peki Hocalı?

Neden aynı netlikte bir küresel duruş sergilenmedi?
Neden aynı kararlılıkla “insanlığa karşı suç” ifadesi evrensel bir mutabakata dönüşmedi?

İnsan hakları evrensel ise, Hocalı da evrensel bir utançtır.
Acının milliyeti olmaz.
Adaletin coğrafyası olmaz.

Unutmak İkinci Bir İhanettir

“Unutmadık, unutturmayacağız” sözü hamasi bir slogan değildir.
Bu, tarih bilincinin zorunlu refleksidir.

Çünkü unutulan her katliam, yeni katliamların zeminini hazırlar.
Cezasız kalan her suç, yeni suçlara cesaret verir.

Hocalı yalnızca Azerbaycan’ın meselesi değildir. Bu mesele insanlık vicdanının sınavıdır. Eğer 613 masumun hesabı sorulmazsa, “bir daha asla” sözünün hiçbir anlamı kalmaz.

Adalet Gecikirse Vicdan Çürür

Uluslararası hukuk açık. Sivillere yönelik planlı saldırılar savaş suçudur. Sistematik ve hedef gözeten katliamlar insanlığa karşı suçtur. Hocalı bu tanımların neresindedir diye soran varsa, cevap ortadadır.

Adalet geciktikçe yaralar kapanmıyor.
Aksine, kolektif hafızada daha da derinleşiyor.

Bir halkın acısını görmezden gelmek, yalnızca o millete değil, insanlık değerlerine de haksızlıktır.

Son Söz Yerine

Hocalı bir tarih değildir; bir hafızadır.
Bir matemdir.
Bir vicdan muhasebesidir.

26 Şubat 1992’de katledilen 613 kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralanan, esir düşen ve kaybolanların acısı hâlâ tazedir.

Bu vahşeti lanetlemek insani bir sorumluluktur.
Ama yetmez.

Adalet sağlanmadıkça bu yara kapanmayacak.
Ve biz unutmayacağız.
Unutturmayacağız.