Maskeli Dostlar Çağı
Yüzünüze gülüp arkanızdan iş çeviren insanlarla hiç karşılaşmadığını söyleyen varsa ya çok şanslıdır ya da henüz gerçeği fark etmemiştir.
Çünkü artık çağımızın en yaygın karakter problemi iki yüzlülüktür.
Dost görünüp kuyunuzu kazanlar…
Yanınızdaymış gibi yapıp en kritik anda ortadan kaybolanlar…
Menfaat bittiği an selamı kesenler…
Ve daha kötüsü; bunların sayısı azalmıyor, artıyor.
Samimiyetin Yerini Strateji Aldı
Eskiden insanlar ya severdi ya sevmezdi.
Ya desteklerdi ya karşı dururdu.
Şimdi ise yeni bir ilişki modeli var: “İşime yaradığı sürece yanındayım.”
Bu bir dostluk değil.
Bu bir pozisyon alış.
Birçok insan için ilişki; değer değil, yatırım kalemine dönüştü.
Kime yakın durursam daha fazla kazanırım?
Kimin yanında görünürsem daha güçlü olurum?
Kimin sırtına basarsam daha hızlı yükselirim?
Sorular değiştiğinde ahlâk da değişiyor.
Menfaatin Ahlâkı Olmaz
Çıkar üzerine kurulu ilişkilerin ortak özelliği şudur:
Sadakatleri kişiye değil gücedir.
Güç değiştiğinde saf değişirler.
Rüzgâr yön değiştirdiğinde duruş değiştirirler.
Menfaat azaldığında mesafe koyarlar.
Bunlara kızmak kolay.
Ama asıl tehlike şu: Bu davranış biçimi sıradanlaşmaya başladı.
Artık insanlar ihaneti “akıllılık”, fırsatçılığı “strateji”, vefasızlığı “gerçekçilik” diye pazarlıyor.
Oysa bunun adı basittir: karakter zafiyeti.
Güven Kaybı En Büyük Yıkımdır
Toplumları çökerten sadece ekonomik krizler değildir.
Asıl çöküş, güven kaybıyla başlar.
Bugün insanlar:
Ortaklık kurarken iki kez düşünüyor.
Dostluk kurarken temkinli davranıyor.
Sözlere değil, çıkar hesaplarına bakıyor.
Neden?
Çünkü çok kez aynı senaryoyu gördüler:
Yüzlerine söylenenle arkalarından konuşulan aynı değil.
Güven bir kez kırıldığında tamir edilmez; sadece yönetilir.
Ve güvenin yönetildiği yerde samimiyet olmaz.
Ucuzluk Meselesi
Burada mesele para değil.
Ucuzluk, insanın değer seviyesidir.
Ucuz insan;
İlkelerini pazarlık konusu yapar.
Duruşunu konjonktüre göre ayarlar.
Gücü görünce eğilir, zayıfı görünce sertleşir.
Bu tip insanlar kısa vadede kazanıyor gibi görünür.
Ama uzun vadede yalnızlaşırlar.
Çünkü herkes bilir ki; bir başkasına ihanet eden, bir gün size de eder.
Maskeler Neden Bu Kadar Yaygın?
Bu soruyu sormadan geçemeyiz.
Neden insanlar açık düşman olmaktan çok gizli rakip olmayı tercih ediyor?
Çünkü açık duruş cesaret ister.
Net olmak bedel gerektirir.
“Ben buyum” demek risklidir.
Oysa iki yüzlü olmak konforludur.
Her kapıyı açık tutarsınız.
Her ihtimali hesaba katarsınız.
Kim kazanırsa onun yanında görünürsünüz.
Bu bir zekâ göstergesi değil; cesaret eksikliğidir.
En Büyük Yanılgı
İkiyüzlü insanın en büyük hatası şudur:
Kimsenin fark etmediğini zanneder.
Oysa insanlar susar ama görür.
Not alır ama konuşmaz.
Bekler ama unutmaz.
Maskeler uzun süre taşınabilir;
ama sonsuza kadar değil.
Gerçekler sabırlıdır.
Kendimize Bakma Zamanı
Bu yazıyı sadece başkalarını suçlamak için yazmadım.
Asıl soru şu:
Biz ne kadar netiz?
Biz çıkar söz konusu olduğunda ilkelerimizi ne kadar koruyoruz?
Biz güçlüden yana mı, haklıdan yana mı duruyoruz?
Biz dostlarımızı zor günde mi, kolay günde mi hatırlıyoruz?
Toplumsal ahlâk, bireysel tercihlerle şekillenir.
Eğer biz sağlam durmazsak, sistemin sağlam olmasını bekleyemeyiz.
Son Söz
Yüzünüze gülüp arkanızdan iş çevirenler hep olacak.
Dost görünüp kuyunuzu kazanlar da…
Menfaati için değerini satanlar da…
Ama şunu unutmayalım:
İtibar biriktirmek zordur, kaybetmek saniyeler sürer.
Karakter inşa edilir, satın alınmaz.
Ve güven; parayla değil, duruşla kazanılır.
Bu çağın en büyük lüksü zenginlik değil; güvenilir olmaktır.
Maskeler düşer.
Ama insanın gerçek yüzü kalır.

