Milletvekilliği Ayrıcalığı: Halk Geçinemezken Ankara’daki Konfor Tartışılıyor
Türkiye’de milyonlar geçim derdiyle boğuşurken milletvekillerine tanınan maaş, emeklilik ve ayrıcalıklar yeniden gündemde. Rakamlar büyüdükçe toplumun adalet duygusu daha yüksek sesle sorguluyor.
Ekonomi bozulduğunda ilk kim etkilenir?
Cevap basit: sabit gelirli, emekli, asgari ücretli, küçük esnaf.
Peki ekonomi bozulduğunda kimlerin hayatında ciddi bir değişiklik olmaz?
İşte bu sorunun cevabı artık daha yüksek sesle konuşuluyor.
Çünkü ortada rakamlar var. Hem de inkâr edilemeyecek kadar net.
Bugün bir milletvekilinin aylık geliri maaş ve yolluklarla birlikte 400 bin liraya yaklaşan bir seviyeye çıkabiliyor. Emekli olup yeniden seçilenlerde tablo daha da kabarıyor. Tek haneden giren para, birçok işletmenin aylık cirosunu geride bırakıyor.
Bu ülkede milyonlar kira ödeyemiyor.
Pazara çıkan file yarı doluyor.
Emekli ayın sonunu hesap makinesiyle getiriyor.
Ama Ankara’daki sistem neredeyse otomatik pilota bağlanmış gibi işliyor.
Ayrıcalık Katmanı Derinleşiyor
Maaş yüksek.
Emekli aylığı yüksek.
Vefat halinde aileye sağlanan güvence yüksek.
Bunların yanında diplomatik pasaportlar, lojman imkânları, misafirhaneler, ulaşım destekleri, iletişim avantajları, kamu tesisleri…
Liste uzadıkça uzuyor.
Elbette devlet ciddiyeti, temsil makamı, güvenlik ve protokol gereklidir. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak tartışılan şey ihtiyaç ile ölçek arasındaki fark.
Vatandaşın yaşadığı hayat ile temsil makamının sunduğu konfor arasındaki makas açıldıkça mesele teknik olmaktan çıkıyor; vicdani hale geliyor.
Temsil mi, Mesafe mi?
Milletvekili dediğimiz kişi halk adına orada.
Onun derdini konuşsun, sorununu çözsün diye.
Fakat gelir seviyeleri arasındaki uçurum büyüdüğünde şu soru kaçınılmaz oluyor:
Geçim sıkıntısını gerçekten hissedebilir mi?
Markette fiyat görünce irkilen bir toplum ile bu artışlardan doğrudan etkilenmeyen bir siyaset yapısı arasında psikolojik bir mesafe oluşuyor. Bu mesafe büyüdükçe güven azalıyor.
Dokunulmazlık Tartışması Neden Bitmiyor?
Bir diğer başlık da hukuki zırh.
Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlık, demokrasilerde milletvekilinin görevini baskı altında kalmadan yapabilmesi için var. Fakat toplumun bir kısmı bunun geniş bir koruma alanına dönüştüğünü düşünüyor.
Adalet duygusu zedelendiğinde, düzenlemenin hukuki gerekçesi anlatılmakta zorlanıyor.
Asıl Problem Algı
Belki de en kritik nokta bu.
Rakamların büyüklüğü kadar, vatandaşın cebindeki küçülme konuşuluyor. İnsanlar kendi hayat standardı gerilerken yukarıdaki konforun sabit kalmasını kabullenmekte zorlanıyor.
Bu yüzden tartışma bitmiyor.
Bu yüzden her zam döneminde konu yeniden alevleniyor.
Bu yüzden sosyal medyada en çok paylaşılan başlıklardan biri haline geliyor.
Bir Soru Kalıyor
Temsil makamı, toplumun üstünde mi yaşamalı
yoksa toplumla aynı kaderi mi paylaşmalı?
Bu soruya verilecek cevap, sadece bugünü değil siyasete duyulan güvenin yarınını da belirleyecek.
Ve görünen o ki kamuoyu artık bu cevabı daha yüksek sesle istiyor.

