Metin KURT


Ortadoğu’da Bombalar, Türkiye’de Zamlar: Vatandaşın Gündemi ‘Ekonomik Savaş’

Ortadoğu’da Bombalar, Türkiye’de Zamlar: Vatandaşın Gündemi ‘Ekonomik Savaş’


“Zam Bombası Patlıyor”
Ortadoğu’da Bombalar, Türkiye’de Zamlar: Vatandaşın Gündemi ‘Ekonomik Savaş’


Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları dünya gündemini sarsarken, Türkiye’de ise vatandaşın gündeminde farklı bir “bombardıman” var. Art arda gelen zamlar, yükselen fiyatlar ve eriyen alım gücü, vatandaşın günlük hayatını adeta bir ekonomik savaş atmosferine dönüştürdü. Çarşıda, pazarda ve mutfakta hissedilen fiyat artışları toplumun geniş kesimlerinde tepki yaratıyor.

Bombaların Adresi Farklı, Etkisi Aynı

Dünya ekranlarında savaş uçakları, füzeler ve patlamalar gösteriliyor. Analistler haritalar üzerinde konuşuyor, stratejistler savaşın gidişatını yorumluyor. Ortadoğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları tartışılırken, Türkiye’de milyonlarca vatandaş televizyonu kapatıp sokağa çıktığında farklı bir cepheyle karşılaşıyor.

Bu cephede uçak yok, füze yok. Ama etkisi en az savaş kadar sarsıcı.

Bu cephede bombalar fiyat etiketlerinden düşüyor.

Bir sabah uyanıyorsunuz; ekmeğin fiyatı değişmiş.
Öğleden sonra bakıyorsunuz; akaryakıta yeni bir zam haberi.
Akşam markete gidiyorsunuz; peynir, yağ, sebze çoktan yeni fiyatıyla raflara dizilmiş.

Sanki görünmeyen bir uçak filosu var da, her gece şehrin üstünden geçip “zam bombaları” bırakıyor.

Çarşı Pazarın Sessiz Savaşı

Ekonomi literatüründe buna “enflasyon baskısı” deniyor.
Ama vatandaşın kullandığı dil daha net:

“Her gün zam geliyor.”

Mahalle bakkalı hesap makinesini elinden düşürmez hale gelmiş durumda. Bir ürünün fiyatını yazıyor, silip yeniden yazıyor. Çünkü toptancıdan gelen mesajlar artık neredeyse günlük.

Pazarda ise ayrı bir tablo var.

Tezgâhın başındaki esnafın sesi eskisi kadar gür değil.
“Buyur abla, taze domates!” diye bağıran satıcıların yerini artık daha temkinli bir ton almış.

Çünkü müşterinin ilk sorusu artık kalite değil.

Kaç para?

Cevap gelince ikinci soru geliyor:

Daha ucuzu yok mu?

Zam Bombalarının Günlük Rotası

Ekonomide zamların zincirleme etkisi iyi bilinir. Bir kalemde yapılan fiyat artışı, kısa süre içinde başka kalemlere de yansır.

Akaryakıt zammı gelir.
Nakliye artar.
Nakliye artınca gıda pahalanır.
Gıda pahalanınca lokanta fiyatı yükselir.
Lokanta yükselince çalışan maaşı tartışılır.

Kısacası ekonomi bazen bir domino taşına benzer.

Ama vatandaşın gözünde tablo daha dramatik:

“Bir zam geliyor, arkasından diğerleri patlıyor.”

Bu yüzden birçok kişi artık fiyat artışlarını “zam bombası” olarak nitelendiriyor.

“Etiketler Her Sabah Yenileniyor”

Vatandaşların en çok dile getirdiği şikâyetlerden biri de fiyatların hızla değişmesi.

Market çalışanları bile artık şaka yollu şu cümleyi kuruyor:

“Etiketleri sabah değiştiriyoruz, akşam yine değiştiriyoruz.”

Bu durum sadece tüketiciyi değil, esnafı da zorluyor. Çünkü maliyetler arttıkça satış yapmak zorlaşıyor, satış düştükçe işletmelerin ayakta kalması güçleşiyor.

Bir pazarcı durumu şöyle özetliyor:

“Mal pahalı geliyor, biz pahalı satıyoruz, vatandaş alamıyor. Arada kalan yine biz oluyoruz.”

Ekonomik Cephede Moraller

Savaşlarda moral önemli bir faktördür. Ekonomik krizlerde de durum farklı değil.

Uzmanlara göre tüketici güveninin düşmesi, harcamaların azalmasına ve ekonomide daha geniş bir durgunluk riskine yol açabiliyor.

Ancak vatandaşın psikolojisi çoğu zaman akademik terimlerle değil, günlük hayatın basit cümleleriyle ifade ediliyor:

“Eskiden file doluyordu, şimdi poşet dolmuyor.”

Bu cümle aslında birçok ekonomik rapordan daha güçlü bir tablo çiziyor.

İroninin Acı Tarafı

Dünya televizyonlarında savaş görüntüleri dönerken, Türkiye’de mutfak ekonomisi konuşuluyor.

Orada patlayan bombalar şehirleri sarsıyor.

Burada patlayan zam bombaları bütçeleri sarsıyor.

Elbette iki tabloyu aynı kefeye koymak mümkün değil. Ama vatandaşın günlük hayatında yarattığı psikolojik etki açısından yapılan benzetmeler giderek daha sık dile getiriliyor.

Çünkü mutfak, her evin en hassas cephesi.

Ve o cephedeki patlamalar sessiz oluyor.

Beklenti: Ekonomik Sükûnet

Art arda gelen zamların ardından gözler ekonomi yönetimine çevrilmiş durumda. Uzmanlar enflasyonla mücadele politikalarının sonuçlarının orta vadede daha net görülebileceğini ifade ediyor.

Ancak vatandaşın beklentisi daha basit ve daha acil:

Etiketlerin sabit kaldığı,
pazarda pazarlığın yeniden başladığı,
ve “zam haberi”nin gündem olmaktan çıktığı bir dönem.

Çünkü sokaktaki insanın dileği tek cümlede özetleniyor:

“Artık bombalar değil, indirimler yağsın.