Metin KURT


Pazarlık Kültürü ve İnsan Onuru: Fiyat Değil, Vicdan Kazanır

Pazarlık Kültürü ve İnsan Onuru: Fiyat Değil, Vicdan Kazanır


Pazar yerinin kenarında tek başına oturan amca, önündeki kasalarda yılların emeğini sergiler. Elindeki birkaç kilo sebze, meyve belki onun ailesine bir gün daha sıcak yemek götürmesini sağlayacak. Ama pazarlık masasında amcanın başı öne eğilir. "Kilosu 10 TL evladım" dediğinde, "5 TL olmaz mı?" diye sorar müşteri. Teklifi kabul etse evdeki tencere kaynayacak, reddetse belki o ürünü satamadan eve dönecek.

Bu sahne, hepimizin pazar yerlerinde tanık olduğu bir durumdur. Pazar yerinde mütevazı esnaf, alıcıyla karşı karşıya gelir. Alıcı, belki bütçesini zorlamamak için, belki de pazarlık yapmanın kültürel bir gereklilik olduğunu düşündüğü için fiyatı kırmaya çalışır. Oysa bu basit bir alışveriş meselesi değildir. Bu, aslında insan onuruna dair bir sınavdır. Amca, birkaç lira için hayat mücadelesi verirken, alıcı o paranın değerini gerçekten düşünür mü?

AVM'de Neden Pazarlık Yapılmaz?

İşin ilginç yanı, pazar tezgahında 5 TL'lik bir indirim için hararetle pazarlık yapan bazı insanlar, bir alışveriş merkezine gidip 10 TL'lik bir ürünü 100 TL’ye alırken hiç tereddüt etmezler. AVM’de etiket fiyatı neyse onu kabul eder, üstüne bir de aldıkları ürünü gururla sergilerler. Satın aldıkları yüksek fiyatlı ürün, onların sosyal statüsünü yükseltir, o ürünü almak "başarı" sayılır. Ancak pazar yerinde, kıt kanaat geçinen esnaftan birkaç lira kazanmak için ellerinden geleni yaparlar. Bu çelişki, toplum olarak vicdanımızı sorgulamamız gereken bir noktadır.

Pazarlık yapmak elbette ki pazaryerlerinin, çarşıların bir parçasıdır. Ancak burada önemli olan, kiminle ve nasıl pazarlık yapıldığını bilmektir. Devasa bütçelere sahip zincir mağazalarda pazarlık yapmaktan çekinmeyen kişiler, pazar yerlerinde birkaç kuruş için yoksul esnafı zor durumda bırakıyor. Oysa aynı insanlar AVM’de indirim kuponlarıyla övünür, "Marketten şu ürünü şu fiyata aldım" diye sevinirler. Bir ürüne değerinden fazla para ödemeyi prestijli görürken, pazarda en ucuzunu almaya çalışmayı marifet sayarlar.

Pazarın Kenarında Yaşam Mücadelesi Veren İnsanlar !

Pazaryerleri, yalnızca alışveriş yapılan yerler değil, aynı zamanda toplumun sosyal adaletini, empatisini ve vicdanını gösteren alanlardır. O pazar yerlerinin kenarında, elinde sadece birkaç kasa ürünle bir hayat mücadelesi veren insanlar bulunur. Bu insanlar, büyük marketlerdeki profesyonel satıcılar gibi değildir; onlar için sattıkları her ürün, bir gün daha geçinmelerini sağlar. Bu yüzden onların fiyat teklifine karşı yapılan pazarlıklar sadece maddi bir mesele değildir; aynı zamanda insanlık onuruna dokunan bir meseledir.

Bir amca ya da teyze, bir ürünün fiyatını söylerken o fiyatın içinde yalnızca emeği değil, aynı zamanda hayat mücadelesi vardır. O paranın belki faturaları ödemeye, çocuklarının okul masraflarına yetmesi gerekir. "5 TL olsun evladım" diye pazarlık yaparken, aslında içten içe tencerenin kaynaması gerektiğini düşünür. Birkaç lira için insan onurunu zedelemek, bir toplumun vicdanını yok etmek gibidir.

Vicdanlı Alışveriş: Fiyat Değil, Değer Üzerine…

Pazarlık kültürünün mizahi yönüyle biliniriz. Kültürümüzde pazarlık yapmak normaldir; satıcı da müşteri de bu oyunun bir parçasıdır. Ancak pazarlık bir noktada mizah sınırını aşar, insan onuruna dokunur. Gerçekten ihtiyacı olan bir esnafın karşısında fazla ısrarcı olup, onun hayat mücadelesini küçümsemek yerine empati kurmak gerekir. Birkaç lira indirim yapmak size bir şey kaybettirmez, ama o esnafın onurunu korumak ve emeğine saygı göstermek, vicdanınızı zenginleştirir.

Alışveriş yaparken şunu hatırlamalıyız: Fiyat değil, değer önemlidir. Bir ürünün fiyatını tartışırken, o ürünün arkasındaki emeği, hayatı ve insanı görmek gerekir. Pazarlık kültürümüzü yaşatırken insanlara saygı göstermeyi unutmayalım. Pazaryerlerinde hayat mücadelesi veren insanları küçümsemeyelim. Her alışveriş, aynı zamanda bir insanlık sınavıdır ve bu sınavdan geçmenin yolu vicdanlı ve adil olmaktan geçer.

Pazar Yerlerinde Vicdan Kazansın !

Toplum olarak daha vicdanlı bir alışveriş anlayışını benimsemeliyiz. Her pazarlıkta karşımızdakinin durumunu anlamaya çalışmalıyız. Unutmayalım ki pazarlık sadece fiyat değil, aynı zamanda vicdan meselesidir. Pazarda birkaç lira için insanları zor durumda bırakmaktansa, o insanlara değer vermeli, emeğe saygı göstermeli ve onurunu korumalıyız. Alışveriş, karşılıklı kazancın olduğu bir eylem olmalı; bir tarafı zor durumda bırakan değil, her iki tarafı da memnun eden bir süreç olmalıdır.

Pazarlık yaparken mizah yolunu seçenler bilsinler ki, asıl kazanç vicdanlı olmaktır. Pazarda mücadele eden insanların emeğini hiçe sayan değil, değer veren ve saygı gösteren bir toplum olalım. Böylece sadece alışverişte değil, insanlıkta da kazanan biz oluruz.