Ormanın derinliklerinde her türden canlı huzur içinde yaşarken bir gün korkunç bir yangın çıkar. Alevler hızla yükselir, duman gökyüzünü kaplar. Hayvanlar panik içinde koşuşturur, her biri canını kurtarmanın peşinde. Bu kargaşanın içinde, minik bir karınca elinde küçücük bir damla suyla yangına doğru ilerler.
Tavşan kaçar, tilki fırıldak gibi dönerken durup karıncayı izler. “Sen ne yapıyorsun?” diye sorar, alaycı bir gülümsemeyle. Karınca gururla cevaplar:
“Ateşi söndürmeye gidiyorum.”
Tilki kahkahayı basar, tavşan bayılacak gibi olur. “Bu kadar küçük bir damlayla mı? Şaka mı bu?”
Karınca, durup elindeki su damlasına bakar, sonra kafasını kaldırıp onlara döner:
“En azından safım belli olsun.”
Bu hikaye çoğu zaman fedakarlık, çaba ve inanç üzerine söylenir. Ama ben meseleye başka bir pencereden bakıyorum. Çünkü bu hikayede bazı şeyler oldukça şüpheli, hatta mizahi.
Karınca Gerçekten Samimi mi?
Öncelikle, elindeki su damlasının ormana ne kadar katkısı olabilir? Yoksa karınca aslında “ben yaptım, gerisi size kalmış” diyen modern dünyamızın en eski PR uzmanlarından biri mi? Yani safını belli etmek mi, yoksa hikayede yer edinmek mi?
Belki de karınca, tilkinin ve tavşanın gözünde kahraman görünmek istiyor. Ya da sosyal medya olsa, bir selfie çekip “#ormandakurtarma #cesurkarınca” etiketiyle paylaşıp popüler olmaya çalışacaktı.
Ormanın Diğer Çalışanları
Böyle bir hikayede genelde diğer karakterler pek konuşulmaz. Ama bir dakika: Ormanda itfaiye yok mu? Arılar, o kadar organize yaratıklar, neredeler? Neden yangını karıncaya bırakmışlar? İş paylaşımında mı bir problem var? Yoksa herkes “Benim damlamla mı sönsün koskoca orman?” diye çekilmiş mi bir kenara?
Tilki ve Tavşanın İronisi
Tilki ve tavşan da ayrı bir komedi konusu. Yangın var, alevler ormanı yalıyor, ama ikisi orada durup karıncayı izliyor. Adeta birer sosyal medya yorumu gibiler: “Bu karınca neyin peşinde?”, “Damlanın ateşe etkisini tartışalım mı?”, “Görmemişin fedakarı olmuş.”
Ama bir dakika, asıl ironiyi fark ettiniz mi? Tavşan yangından kaçarken bile kendini karıncayla kıyaslıyor. Tilki gülerken aslında onun da yangını söndürmek için hiçbir şey yapmadığını biliyoruz. Bu iki seyirci, hikayenin gizli anti-kahramanları aslında.
Gerçek Hayata Gelince
Günümüzde hepimiz o karıncayı oynuyoruz, bir şekilde safımız belli olsun diye küçük şeyler yapıyoruz. Ama bazen bu küçük eylemler gerçekten anlamlı mı, yoksa sadece kendimizi rahatlatmak için mi?
Mesela sosyal medyada paylaşılan “yeşil enerji” postlarıyla mı ormanları kurtarıyoruz? Plastik pipet yerine metal pipet kullanınca mı çevreyi koruyoruz? Bir yandan karınca gibi görünmek isterken, tavşan ve tilkiden farklı olmadığımızı fark etmek bazen içimizi cız ettiriyor.
Komik Ama Gerçek
Karıncanın hikayesi fedakarlık üzerine kurulmuş olabilir. Ama günümüzde bu hikaye daha çok ironiyle dolu. Belki de gerçekten önemli olan, o damlayı suya taşıyan karınca değil, ateşi kimlerin söndürmediği.
Ormanın yangını sürerken, hepimizin safı bir şekilde belli oluyor: Kimimiz su taşıyoruz, kimimiz seyrediyoruz, kimimiz de kahkahalarımızla ormandaki oksijeni tüketiyoruz.
Ne dersiniz? Safımız belli mi?


