İlhami İNCEÖZ


VECİHİ HÜRKUŞ’UN AKSARAY ZİYARETİ VE TÜRKİYE’DE İLK UÇAK KAÇIRMA EYLEMLERİNDE AKSARAY AYRINTISI

VECİHİ HÜRKUŞ’UN AKSARAY ZİYARETİ VE TÜRKİYE’DE İLK UÇAK KAÇIRMA EYLEMLERİNDE AKSARAY AYRINTISI


VECİHİ HÜRKUŞ’UN AKSARAY ZİYARETİ VE TÜRKİYE’DE İLK UÇAK KAÇIRMA EYLEMLERİNDE AKSARAY AYRINTISI

 

Daha önceden yazmıştım…Önce şu ‘’ilk’’leri bir hatırlatayım!

10 Kasım 1931 yılında Aksaray’ın ‘’Pamucak’’ düzlüklerine indirdiği uçağından inen, yani ‘’bir uçakla inerek Aksaray topraklarına ilk ayak basan kişi’’, gökyüzünün ve uçakların sevdalısı Türk Havacılık Tarihi’nin en güzide şahsiyeti, Vecihi Hürkuş’un bizatihi kendisidir. Bunu hatırlatmamın nedeni bu güzide değerin, bizzat el emeğiyle yapımını tamamladığı uçakları Türkiye semalarında uçururken, Aksaray tarihine de birkaç taneden fazla ‘’İlk’’ler armağan etmiş bulunmasıdır. 

Bunlardan bazıları şöyledir: Cumhuriyet tarihinin ilk günlerinden beri, havaalanı olmayan Aksaray’a, bir uçakla gelerek özel bir ziyarette bulunan ‘’ilk pilot’’, Aksaray’a uçakla gelerek ayak basan ilk yolcu’’ Vecihi Hürkuş’tur. (10-11 Kasım 1931). Aksaray’a uçakla gelip konaklayan ilk kişilerden biri de yine O’dur. Yine Aksaray’ı kendi ürettiği uçakla ziyaret eden ‘’ilk kişi’’, ‘’ilk pilot’’ Vecihi Hürkuş’tur. Bu tarihten sonraları, Aksaray’a ailesini ziyaret etmek amacıyla, kendi ürettiği, özel bir uçakla gelen ‘’ilk VİP yolcu’’, ‘’ilk VİP pilot’’ Vecihi Hürkuş’tur. (1939-1941). Ve bunu başka tarihlerde başka tür uçaklarla da birkaç kez tekrarlayan İLK kişidir. Havaalanı olmayan Aksaray’ın, çayırlarına uçak indirmeyi başaran ve hatta bunu birkaç kereden fazla, yani bunu defalarca yapabilen ‘’ilk pilot’’ yine Vecihi Hürkuş’tur. (1939-1941). 

Bu ‘’ilk’’ler listesi, eklemelerle uzar giderken Aksaray’ın ilk filminin senaristi olan Fikret Otyam da, bu 1939 ilâ 1941 yılları arasındaki uçuşlarına tanıklık edecek, bu anları anılarına kaydedecektir. Oraya da geleceğiz fakat biz 1931 yılına dönelim ve Vecihi Hürkuş hakkında birkaç hatırlatmada daha bulunalım. Yanında öğrencisi ve yardımcı pilotu olan Hamit ile Aksaray topraklarına Tayyare Cemiyetinin tanıtımını, uçakların ve havacılık faaliyetlerinin önemini anlatmak ve bağış toplamak için uçtuğu semalardan broşür dağıtarak gelen, Aksaray’a inen Vecihi Hürkuş’u Aksaray’da, Aksaray’ın devlet erkanı büyükleri, Aksaray’ın köklü esnafları ve meraklı Aksaraylılar karşılar. 

Uçağını indirdiği nokta, hemşehrimiz Üstâd Fikret Otyam’ın yaklaşık olarak 8 sene kadar sonrasında defalarca Vecihi Hürkuş’un inişine şahitlik yapacağı Sinne-Sindi çayırı dediği yerle, aynı yerdir. Günümüzde halen ‘’Pamucak’’ adıyla bilinen mahallenin kurulu bulunduğu alanda, şimdiki Olimpik Havuz ile Azmi Milli binasının bulunduğu mesafe arasındaki, o zaman ki düzlüklerde, bu inişi gerçekleştirmiştir. 

İşte Pamucak’taki Sindi-Sinne Çayırları’na indirdiği 1930 yapımı uçakla Aksaray Meydanına (Pamucak’ta kendisine hazırlanan düzlenmiş alandan Azmi Milli arkası yakınlarına kadar) gelen Vecihi Hürkuş, orada şehrin büyükleriyle bir de fotoğraf çekinmiştir. Tarih 10 Kasım 1931’dir. Fotoğrafın altına Aksaray Meydanında ibaresi kondurulsa da, şimdiki ya da o zaman ki kent meydanıyla alakası yoktur. Fotoğraf Pamucak’tan şehre doğru uçak için meydan olarak düzlenmiş o alanda çekilmiştir. Fotoğraftaki uçağın modeli ise çizimleri ve özellikleri, bizzat Vecihi Hürkuş’un ellerinden çıkmış, Vecihi K-VI modelinden sonra ürettiği, 14.uçak üretim denemesi olan Vecihi- XIV’tür. Şimdi, dilerseniz şahit olarak ilk ziyaretini anlatan, Aksaray’ın ‘’ilk hava yolcusu’’ Vecihi Hürkuş’un, uçak yapmayı bildiği kadar yazı yazmakta da usta ellerinden, bizzat yazılmış anılarına kulak verelim[1]

10 Kasım 1931. 

‘’Sabah, meydanda toplanan Şereflikoçhisarlıların samimi uğurlamaları ile yerden kesildik ve güneye doğru uçuşumuza devam ettik. Tabiatın kavurduğu boz ve çorak arazi dalgaları gözlerimiz önüne serilmiş, adeta zevksiz bir halı üzerinde uçuyorduk.(Vecihi 14, aşağıda)

 

Aksaray adı verilmiş bakir bir kasabayı görmek iştiyakı ile güneye akıyorduk. Hareketimizden bir buçuk saat sonra etrafı yeşilliklerle sarılı Aksaray'ı gördük. Bu manzaranın ilk anda duygularımda bıraktığı intiba muhayyilemin anlayışı gibi idi. Küçük Asya'nın büyük yaylasının tek incisi dememek için sebep yok. Yalnız bütün eski şehir ve kasabalar gibi eğri sokaklar, bu sokaklardaki intizamsız evler göze hoş gelmiyordu ama bu evlerin dış sıvaları o kadar beyaz ki özellikle uzak mesafeden görünüşü insana neşe veriyordu.(Aksaray’da çekilmiş öteki resim, altta)

 

Bu kasabanın diğer şehir ve kasabalarla münasebeti zannedersem yalnız yaz mevsimine münhasır, umumi yollar adına bir şey göremedim. Fakat eski devir idarelerinin ilgisizliğine rağmen bura halkında dikkati çeken canlılık, yokluk içinde varlık yaratacak kadar ileri idi. Hele yurt ödevi anlamında ilgi çok derindi.

Kasaba üzerine geldiğimizde halkın akın akın kasabanın batı dışına doğru koşmakta olduklarını görmüştüm, demek iniş mahallini o tarafa hazırlamışlardı. Ben de tayyaremi o yöne çevirerek cemiyetin şükran kartlarını serpmeye başladım. Çok büyük kalabalığın toplandığı bu meydan bir ırmak ile su arkının sardığı “Pamucak” adı verilen yeşil bir adacıktı. Bu meydana küçüktür denilemez, ancak baştanbaşa her noktası ondüle halinde bir saha. Fakat tayyaremin özel vasfı beni cesaretten mahrum etmemişti. Böyle yerlere çok inişler yaptığım için, hiç tereddüt etmeden birkaç turla zemini kontrol ettikten sonra motorumu durdurarak arızanın (Arazinin) en hafif noktasına kısaca indim. Halkımızın coşkun tezahüratı ile karşılandık. Hemen her kasabamız halkı gibi bu yurttaşlar da tayyareyi ilk defa görüyorlardı. Aksaraylıların sevincine payan yoktu, bu ilgi 1925 yılı ilk cemiyet faaliyetinin ve takiben de birinci ziyaret turnemiz hakkında gazetelerimizde yayımlanan yazıların eseri idi. Kadınlı, erkekli binlerce kişinin doldurduğu bu yerde yaptığım konuşmalarla havacılık ilminin ve tayyarenin yurt savunmasındaki önemini, uçuşla hava sporunun insan olgunluğuna yaptığı olumlu etkilerini anlatmış ve bu suretle halkımızın havacılık davasına bağlılığının temellerini atmıştık.’’

 

1 Haziran 1937 Tarihli Son Posta Gazetesi Sayfa 5

Bunları niye anlattım? Türkiye’de uçak kaçırma eylemlerinin temelinde de bir Aksaraylı izi var. Onu anlatmadan önce Aksaray tarihine uçakların ilk dahil olduğu günü sizlere hatırlatmak için….Şimdi uçak kaçırma eylemlerinin tarihine de bir göz atalım…

 

TÜRKİYE’DE İLK ÜÇ UÇAK KAÇIRMA EYLEMİ VE DEVRİMCİ BİR AKSARAYLI

 

Türkiye’de kayda geçen ilk uçak kaçırma eylemi, 16 Eylül 1969 tarihli, Türk Hava Yolları’na (THY) ait Ankara – İstanbul seferini yapan, içerisinde 55 yolcu ve 6 mürettebatı bulunan ‘’Seç’’ isimli yolcu uçağı, akli dengesi bozuk Sadi T. adlı hava korsanı tarafından oyuncak tabanca ile Sofya’ya kaçırılarak gerçekleştirildi. Herhangi bir siyasi amacı bulunmayan bu eylem, ülkemizdeki ilk uçak kaçırma eylemi olarak kayda geçti.

Türkiye’de yaşanan İkinci uçak kaçırma eylemi, aslında Türkiye’nin İLK SİYASİ UÇAK KAÇIRMA EYLEMİ idi. 3 Mayıs 1972 tarihinde Ankara – İstanbul seferini yapan THY’ye ait DC-9 tipi ‘’Boğaziçi’’ isimli yolcu uçağı, içerisinde 61 yolcu ve 5 mürettebatı ile Türk Hava korsanları Aynullah A., Sefer Ş., Mehmet Y. ve Yaşar A. tarafından silah zoru ile Sofya’ya kaçırılarak gerçekleştirildi. Görüşmeler sonucu uçağı Bulgar makamlarına teslim eden korsanlar, Bulgaristan’dan iltica talebinde bulundu. Bu eylemle, Türkiye’de yaşananları dünyaya duyurmak amacında olan 4 korsan, Türkiye’den cezaevindeki arkadaşlarının yargılanmalarının durdurularak, serbest bırakılmasını talep ettiler. Eylem ses getirse de, bir sonuca ulaşılamadı. Korsanların, uğruna eylem yaptıkları kişiler, Erdal Öz’ün ‘’Gülünün Solduğu Akşam’’, Nihat Behram’ın ‘’Darağacında Üç Fidan’’ adlı kitabında bahsettikleri kişilerdir.

 

 

Ülkemizdeki üçüncü uçak kaçırma eylemi, aslında Türkiye’nin tarihindeki İkinci Siyasi Uçak Kaçırma Eylemi olarak kayda geçmiştir. Bu eylem, 22 Ekim 1972 tarihinde İstanbul–Ankara seferini yapan THY’ye ait B-707/321 tipi ‘’Truva’’ isimli yolcu uçağının başına gelir. Ve bir önceki uçak kaçırma eylemiyle amaç ve eylemciler itibariyle bağlantılıdır. Önceki uçak kaçırma eyleminde amaç, Deniz Gezmiş ve yanındakilerin yargılanmasını durdurmak idi. Fakat bu kez, öyle bir amacı yoktu. Deniz Gezmiş idam edilmiş, geride cezaevinde tutuklu devrimci arkadaşlarını bırakmıştı. Uçak kaçırmayı deneyen son devrimcilerin amacı da cezaevinde kalan öğrenci idamlarını durdurmak ve masum olduklarına inandıkları, devrimci öğrencilerin salıverilmesini sağlamaktı. 

 

İçerisinde 67 yolcu ve 9 mürettebatı bulunan uçak, (Aksaraylı) X.X. ve D. E., Y.B., A.M. adlı 4 Türk hava korsanı tarafından, yine silah zoru ile Sofya’ya kaçırıldı. Kaçırma eylemi başladığında uçakta yaralananlar olsa da büyük bir sorun ortaya çıkmadı. Uçağı Bulgaristan rotasına çevirdiler. Önceki 4 korsan gibi onlar da, (Deniz GEZMİŞ gibi) idamı onanan devrimci arkadaşlarının serbest bırakılmasını isteyerek, Bulgaristan’a iltica talebinde bulundular. İltica talepleri kabul olunan korsanlar, uçakta bulunan yolcuları serbest bırakıp uçağı Bulgar makamlarına teslim ederek eylemi sonlandırdılar. 

 

Sonrasında, 24 Ekim 1972 günü gece 03:15’te Yeşilköy’den Sofya’ya gönderilen THY’ye ait ‘’Anadolu’’ isimli bir yolcu uçağı, sabah 06:05’te yolcuları Sofya’dan alıp İstanbul’a, Türkiye’ye getirmiştir. Aynı uçakla giden bir pilot ekibi, kaçırılan uçak ‘’Truva’’yı saat 10:15’te Yeşilköy’e geri getirmiştir. Böylelikle yolcular ve kaçırılan uçak salimen ülkeye dönüş yapmıştır. Devrimciler açısından bakıldığında eylem yine ses getirse de, asıl amaçladığı konuda bir sonuca erişememiştir.

 

Meclis tutanaklarına geçmiş bu eylemin çözüm süreci Meclisteki vekiller tarafından merakla takip edilmiştir. Meclise gelen ilk bilgiler de, Büyükelçiliğin Bulgar makamlarından edinebildiği ve aktardığı bilgilerdir: 

 

Olay gecesi Sofya Büyükelçimizin, sonucu merakla bekleyen Türkiye’ye bildirdiği, korsanların kimlik verileri şöyledir: X.X./AKSARAY doğumlu. Eylemcilerin Sözcüsü. D.E. /1945-TOKAT doğumlu. Süleymaniye öğrenci yurdunda kalmaktadır. Y.B. / 1951- MERSİN doğumlu. A. M., 1950-Çorum doğumlu.

 

O günkü gazetelerde yazanlar ise şöyledir: ‘’K.T.Halk K. O.’’ örgütüne mensup 4 kişiye Bulgaristan sığınma taleplerini kabul ederek iltica hakkını onaylamıştır.’’

Olay hakkında ‘’X gazete’’ye verdiği beyanda, Yıldız U. adlı Pilotun anlatımına göre, Yeşilköy’den havalanan uçak Yalova semalarındayken, kokpite dalan eylemciler, kaptan pilot Aziz B. ile girdikleri boğuşmada, bir yaşlı yolcuyu kalçasından ve kaptan pilotu da göğsünden silahla yaralamak zorunda kalmışlardır. Uçağı Sofya’ya yönlendirmişlerdir.

 

 

 

 

Kaynakça:

Yazardadır…


 

[1] Hürkuş, Vecihi. 2019.  Bir Tayyarecinin Anıları. İstanbul. Yapı Kredi Yayınları. Syf.288-289